kırmızı bacalı ev...

biliyorum ki biz orada olabilseydik siz de burada olacaktiniz. bu mekan mesafeleri kisaltip sizi misafir edebilmek icin... buyruuun hosgeldiniz :)

Perşembe, Mart 17, 2005

sutler kamyonla

anlasildi, simdiden turkiye havasina girdim bile ben. dun evin onunden gecen kamyonu mis sut kamyonu zannettim. ne ilgi, ne alaka, ne bileyim??

Salı, Mart 15, 2005

utulerim utulersin utuler

hayatimda hic bu kadar cok utu yaptigimi hatirlamiyorum. evde giyecek ne varsa yikayip utuledim bugun. utulenmis malzemeler ufak capta iki dag olusturdu iki sandalye uzerinde... gece ruyamda kesin utu yapacagim, eminim buna!

aksam tasinacagimiz eve gidip, oradan yeni tasinan çinli sahistan anahtarlarimizi aldik. pazar gunu kirmizi bacali evden tasiniyoruz. o gune dek iki evimiz var. anahtari alip eve gelince burada dort gunumuz kaldigini algiladik birden, huzunlendik soyle uc bes saniye. uc bes saniye diyorum, cunku ikimizin de yorgunluktan cani cikmisti. fazla huzunlenecek halimiz bile yoktu. simdi yazarken ben yine huzunlendim ama, hala yorgunum ve oyle uykum var ki... filmler tarihindeki en gicik oldugum karakterlerden biri olmasina ragmen scarlett geldi aklima boyle deyince. (defne'nin kulaklari cinlasin.) "ay simdi huzunlenemiycem, yarin huzunlenirim..."

Pazartesi, Mart 14, 2005

-mali, -meli

offf... dun gec cok gec yattim. gec yatinca cok uyudum. daha dogrusu cok uyudum sayilmaz, sabah gec kalktim. gec kalkinca gunun yarisi gitti. gunun yarisi gidince verim yariya indi. hem gunluk calisma suresi hem verim yariya inince yapilacak isler ooyle kaldi. her yerde kar ve kutu var. (icerde kutu, disarda kar) uykum yok. ama uyumam lazim. yarin erken kalkip yol almam lazim... lazim da lazim...

rica...

gunaydin... bugun sizden bir ricam var. samimiyetinize inandigim icin, tum samimiyetimle isteyecegim bunu...

cok sevdigimiz, dunyalar iyisi bir arkadasimiz var burada. bir de guzel yavrucagi... gecen sene bu arkadasimiz rahatsizlandi, hem de ikinci guzel yavrucagina hamile iken. rahatsizlik ciddi oldugu icin doktorlar bebegi erken alma karari verdiler, ama Mevlam kucucuk vucuduna muazzam kuvvetinden kuvvet bahşetti ve bebecik yedi aylikken aramiza katildi. oyle de guler yuzlu ki masallah. iyi oldular diye cok sevindik biz, sukrettik. onlar da tabii, tum sevenleriyle birlikte... simdi duyduk ki, bebecik ile anneciginin sagliklari yine tehlikede imis. yanilmiyorsam bugun bebek ameliyat olacak.

sizden ricam, her ikisinin de sagligi icin dua etmeniz... belki bu iki satiri okuyan uc kisiden biri ta yurekten "insallah iyi olurlar" derken, her duanin kabul oldugu an o an olur. belki Rabbim o duayi vesile kilip, onlara saglik vermeyi murat etmistir. belki de coktan iyi olmuslardir da, azicik bilip cok bildigini sanan bizlerin haberi yoktur henuz. kismetin nereden gelecegini bilen, dualari kabul edendir. insallah hayirlisiyla en kisa zamanda sagliklarina kavusur, iyi olur ikisi de...

Cumartesi, Mart 12, 2005

kardan handan ile kardan halûk


nihayet! kaliteli kar!!!

sabah halûkcugum beni heyecanla uyandirip bir surprizi oldugunu soyledi... neye ugradigimi anlayamadan kendimi otuz saniye icinde ayakta, kirk bes saniye icinde ise bahceye cikan kapida buldum. halûk surprizin bozulmamasi icin gozlerimi kapamami istemisti, ben de hic itiraz etmedim dogrusu, zira hala uyuyordum... kapiya gelip gozlerimi actigimda birdenbire uyaniverdim. gece yine otuz santimden fazla kar yagmisti ve her taraf bembeyazdi. ama sevgili surprizperver goncamin cumartesi sabahi beni o sogukta pijamalarimla sokaga dikmesinin sebebi bu degildi tabii... erkenden kalkmis ve karsimda goge yukselen koskocaman kardan adami bahcenin ortasina dikivermisti. bir suredir dag insanlari arasinda yasadigi halde kar yaginca hala daha ortaligi birbirine katan bir kimse olarak, beklendigi gibi acayip mutlu oldum. hemen kahvaltimizi yaptik, turkiye ile geleneksel hafta sonu konusmalarimizi gerceklestirdik ve kardan halûk'u daha fazla yalniz birakmadan yanina kardan handan'i yetistirmeye koyulduk.

bu sefer kar kaliteli oldugu icin cocuklugumuzdan bildigimiz metotla, yani kar toplarini yerde yuvarlayarak yarim saat icinde isi bitirdik. kisacasi daha onceki kardan adam icin harcadigimiz vaktin yarisi kadar zamanda, ortaya onun neredeyse iki kati, iki adam birden cikti. iste kalite buna denir. sahsen, hayatimda yapmis oldugum en buyuk kardan kisilerdi bunlar... halûk'un da oyle imis. isimiz bitince kardan halûk'u olctuk, iki metreydi, digeri de ona yakin... arkalarina gectigimiz zaman tamamen ortadan kayboluyoruz ikimiz de... o kadar heybetliler yani... sonra onlari susledik pusledik, fotograflar cektik ve eve donup seri kutulama islemine kaldigimiz yerden devam ettik. simdi mutfak penceresinden bakinca merdiven gorunmuyor, cunku kolkola girmis (ya da halay ceken) devasa bir cift tum girisi kapliyor.


ertesi gun, bir miktar tamir gormus halleriyle

Cuma, Mart 11, 2005

kutu kutu pense

bu hafta yazamadim hic. pek de elle tutulur bir gelisme olmadi zaten. bugune kadar... bugun ise haber gunuydu. ustuste bir iki haber aldik. bunlardan biri turkiye'ye donus tarihimizin ertelendigini kesinlestirdi. biz mart ayinin ikinci yarisinda donmeyi planliyorduk, ama son bir iki ayda bazi gelismeler oldu. halûk'cugumun gonderdigi makalelerden ucu kabul edildi. bunlarin kabul edildigi konferanslar mart ve haziran aylari arasinda serpisince, mantiken kalisimizi uc ay daha uzatmaya karar verdik. verdik ama, biz kendi basimiza karar alamiyoruz tabii, ne de olsa memur ailesiyiz. devlet ici yazismalarin muthis hizi her zamanki gibi bas dondurucu idi. vizemiz bitti, devlet dairesi iznimiz bitti, ondan sonra yazismalar bitti. uzun lafin kisasi yeni plan: donus kismetse haziran!

maalesef tasinma isinden uc ayligina kurtulmus degiliz. kirmizi bacali evin kira kontrati yine de mart 15'te bitiyor. dolayisiyla iki hafta once ne olur ne olmaz diye baska bir ev bulmustuk, oraya tasinacagiz. turkiye'ye gondermek istedigimiz esyalari, ki bunlarin buyuk cogunlugu kitap, yine planladigimiz gibi mart sonunda onden yollayacagiz insallah. diyecegiz ki, hadi siz gidin yerlesin, hatta badana boya da yapin eliniz degmisken, biz gelince rahat edelim. bakalim ne yapacaklar. aklima gelmisken, buradan istediginiz bir sey varsa bu son cagri. kutu kutu pense oyununun sonlarina yaklasiyoruz. isteyin hemen kutulayalim... ciddiyim ve herkese soyluyorum. bir an once gonderin listenizi... bir de yardima gelen olsa...

Pazar, Mart 06, 2005

tebrikler...

dogum gunlerinin en guzel, en faydali yanı; cok sevdigin, en cok birlikte olmak istedigin herkesi gorebilme veya bizim gibi uzaklardaysan bir sekilde gorusebilme dilegini gercek etmesi ve bunu yirmi dort saate sigdirabilmesi bence... belki de dogum gunu kutlama gelenegi bu dusunceyle ortaya cikmistir, kim bilir.

Allah'a binlerce sukur, hayatim cocuklugumdan bu yana en guzel dostluklarla sereflendi hep... hic eksik olmadilar, olmasinlar, dost dediklerim hayat yolunu parcalara bolup nobetlese eslik etmediler bana; koluma girdikleri ta o andan beri hala yuregimin yani basindalar, manen ve maddeten... hatta bunlardan can otesi, bir tanesi artik hayat arkadasim ayni zamanda. boylesine ozel insanlarla bir arada olabildigim icin kendimi gercekten de ayricalikli hissediyorum; beni gonullerinde tasidiklari icin, gozleri gozlerimin icine dogrudan baktigi icin, hem ozleri hem sozleriyle sevdikleri icin... kelimelerin etkisiz kaldigi daha pek cok guzellik icin aslinda... boyle siralamaya kalkarsam bitmez, yasadigimiz her an yeni sebepler kesfediyoruz zira...

her firsatta oldugu gibi yine ince dusuncelerini, sicak sozlerini, samimi duygularini esirgemeyen tum dostlara ve aileme ayri ayri tesekkur ederim.

blog dunyasi sayesinde birbirimize rast geldigimiz ve yeni dostluklar kurdugumuz diger arkadaslara da ayni ictenlikle tesekkur ediyorum. sahsen tanismadigimiz halde vakit ayirip, bizim icin gonul kaslarini calistirmislar, guzel dileklerini dile getirmisler. bana su dunyada ne hatirnaz insanlar var, dedirttiniz...

hepiniz sag olunuz, var olunuz. Rabbim sevenlerinize bagislasin, ki onlar da benim gibi mutlu olsun boyle omur boyu...

Cumartesi, Mart 05, 2005

30

;)

Cuma, Mart 04, 2005

ak misir kara misir

dun gece nedense internet baglantisi kesildi birden. bir iki denedim, baktim olmayacak, yattim uyudum. bir onceki gece de blogspot su koyvermisti. halbuki o gun arzu karaman'dan pek kiymetli haberler almistik, sevincliyiz hepimiz, diyecektik, kismet buguneymis. bir ara herkesin her firsatta kullandigi bir laf vardi hani; olmayinca olmuyor...

once nazik ilgileri ve paylastiklari faideli bilgileri icin esengul, aysegul (bu iki ismi arka arkaya yazmak zevkli bir is) ve alev hanima tesekkur edelim, sonra da arzu karaman'in ta misir'dan konuya dahil olusuyla daha bir otantiklesen bu havadisten bir derleme yapalim.

arzu'cuk pazartesi gunu basta ayse teyze (annesi) ve esengul'un olusturdugu sulak bir ortamda, coller ulkesi misir'a yolculanmis. bir ucus klasigi olan agir bavul telasi ile zekiye'nin telefon melodisi yukleme telasini birbirine ekleyip hava alaninda bir telas silsilesi yasamislar ama, cok sukur misir sevdasindan vazgecme noktasina dokunup dokunup kacan arzu'yu sag salim ucaga bindirmisler. bavul telasini sondurmek uzere orada bulundugu sanilan munasebetsiz adam meger bir adet telase memuru imis ve misir'i dunyada gidilebilecek en kotu ulke olarak lanse ederek, gorevini yapmis olmanin huzuru icinde ucaktaki yerini almis. zavalli arzu bir gun once didem'in gunlugunden aldigi haberlerle yeni duyduklarini birlestirince, kendi deyimiyle "dibe vurmus, yuregi cendere icine girmis". yolculugun buraya kadar olan kismi, daha dogrusu baslangici hayli moral bozucu gorunuyor ama endiseye mahal yok, bundan sonrasi guzel. zaten sonrasini sag olsun arzu anlatiyor ve anlattiklari hep olumlu oldugu icin hepimiz cok sevindik tabii. ucakta arzu'nun yanina oturan bey o ana kadar bahsedilenlerin tersine hep ic acici seyler soylemis misir hakkinda. hatta kartvizitini verip, orada is yapan bir turk sirketi ile gorusmesini bile tavsiye etmis. yani daha gidecegi yere ayak basmadan is baglantisi yapmis bizimki... hava alaninda karsilanmasi, kalacagi eve varmasi ve ev arkadasiyla tanismasi problemsiz bir sekilde planlandigi gibi gerceklesmis. ustelik iki gun icinde kahire'ye alisma turlarina girismis bile. carsamba gunu kbe'i ziyaret ettiginde kursuna baslamis, bizim bildigimiz kadariyla iki adet arkadas edinmis, bu arkadaslarla beraber kendine bir yatak almis ve internet kafenin birinde keyif catmaya dahi sira gelmisti!..

insanin tamamen yabanci bir ulkeye tek basina gidip de bunlari gerceklestirmesinin soylendigi ya da yazildigi kadar kolay olmadigini biliyorum. kelime harcamak gibi basit ve cabuk olmuyor gercek hayatta isler... ama ayni zamanda kendi arzu karaman'imi da biliyorum; hangi ulke olursa olsun, ne yapmak lazim geliyorsa altindan girer ustunden cikar o. koccum arzu karaman'im cunku o benim... hicbiriniz endise etmeyesiniz...

insallah etrafina alismissindir simdiye kadar arzu'cugum. "ya, ne iyi etmisim de gelmisim su memlekete", dedirtmistir sana bu dort gun umarim. geri donup baktiginda misir'i hep yuzunde gulumsemeyle hatirlayacagin gunler nasip etsin sana, yolunu oralara kimbilir ne guzel hikmetlerle dusuren... merak ve heyecanla guzel haberlerini bekliyoruz.

not: alev hanima ilgisi icin tekrar tesekkur ediyor, arzu'nun yorumlarda gormemesi ihtimaline karsi ozellikle buraya da yaziyorum. kendisi misir'da bulunan turkce konusan hanimlar grubu'ndan bahsediyor ve arzu'nun isterse bu grubun baskani olan sevgi hanimla baglanti kurabilecegini soyluyor. ilgine bilgine arzucum...

Çarşamba, Mart 02, 2005

hakan abii, sen cok yasaaa!!


uc kafadar

hakan abi'nin dogum gunu biraz karisik... iki ila uc mart arasinda dogmus. esasen kendisi gectigimiz yillarda, o tarihten itibaren yurt capinda kutlama yapilacak gunu belirlemis ve ilan etmis idi. ama fikrini simdiye dek oyle cok degistirdi ki, dusundum tasindim... yok, bir turlu emin olamadim. dolayisiyla zatialilerinin dogum gunlerini ayin tam iki bucugunda, yani iki mart'i uc mart'a baglayan gece saat 00:00 (ts) itibariyla kutlamis bulunuyorum, iyi niyete istinaden kabul gore...

bu kuzen, bir sure ev arkadasligi yapmis oldugum yegane kuzenimdir benim. ailede bizden daha uzun sohbetleri, daha ucubik saatlerde, daha geyik haliyle yapmis olan iki kuzen daha yoktur. hatta iddia ediyorum, ki iddia muhatabini bulana dek parayla pulla degildir, memleketteki diger kuzen ikilileriyle toslasacak raddelere gelmisligimiz bile vardir. kadikoy'deki cay bahcelerinde, insanlari ağzı-dizi bitisik yaratiklar haline getiren mini mini taburelerin adi literature "aybinder" olarak gecmisse, bu bizim sayemizde olmustur. velhasil bu kuzen ozel bir kuzendir...

Allah hayirli uzun omur versin, daha pek cok gunleri muhabbet hic eksilmeden birlikte yasamayi gonulden arzu ediyoruz. biliyorum ki onu taniyan, dolayisiyla seven herkes bu dilek ve duayi bizimle birlikte tekrar ediyor... iyi ki dogdun hakan abi!

yaninda yoresinde ne varsa koltuklayan kuzen

bir kucuk cezve


hele sukur! doktor zekiye hanimefendiyi (doktor demezsek olmuyor, zira sahsinda tum doktorlara ayip etmis oluruz) nihayet bir blog sahibi olmaya ikna edebildik! o bir kucuk cezve ve artik blog komsularimiza o da katildi. oyle mes'udum ki!.. sira arzu karaman'da...

Salı, Mart 01, 2005

baldan tatli

yazmak istediklerim var. arzu'dan, onu yasli gozlerle ugurlayanlardan, muzayede seyretmenin ne zevkli bir is oldugundan ve sozum ona terorle mucadele yasasindan bahsetmek isterdim mesela... ama uykum da geldi... erken ama, geldi iste... boyle uykulu uykulu yazinca kelimeler, noktalar, virguller birbirine giriyor. konu kendini asip baska diyarlara aciliyor. onun pesine dusup toparlamaya calisirken bu sefer vucuttaki uyku getirici madde bitiyor. uyku gidiyor... iyisi mi o kacmadan ben kacayim...