<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767</id><updated>2011-08-01T14:17:17.491-04:00</updated><title type='text'>kırmızı bacalı ev...</title><subtitle type='html'>biliyorum ki biz orada olabilseydik siz de burada olacaktiniz. bu mekan mesafeleri kisaltip sizi misafir edebilmek icin... buyruuun hosgeldiniz :)</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>123</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111988397844944091</id><published>2005-06-27T10:45:00.000-04:00</published><updated>2005-06-27T10:52:58.456-04:00</updated><title type='text'>uctu uctu...</title><content type='html'>turkiye yolcusu kalmasinnn!!! bugun saat bes kirk bes'te ucuyoruz. kahraman turk pilotlari bizi yarin turkiye saatiyle on civarinda istanbul'a atacaklar. yerimizde zip zip zipliyoruz, duyurulur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: gelis tarih ve detaylarimizi merak eden, israrla soran ve bize bir an once kavusmak isteyen degerli arkadaslarimiz icin bir kimsenin bilgisayarindan iki arada bir derede internete baglandik ve bu notu yaziyoruz. on gundur internet baglantisi olan bir bilgisayarla iliskimiz olmadi. ne okuyabildim, ne yazabildim. bu durumu bir kez daha elimizde olmayan teknik neden olarak nitelendiriyor, gozlerinizden opuyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111988397844944091?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111988397844944091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111988397844944091&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111988397844944091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111988397844944091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/06/uctu-uctu.html' title='uctu uctu...'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111862168594194883</id><published>2005-06-12T21:25:00.000-04:00</published><updated>2005-06-12T21:43:40.240-04:00</updated><title type='text'>4 haziran, cumartesi</title><content type='html'>gecen subat ayinda bir hafta sonu boyunca suren bir kitap satisi vardi kutuphanede. biz onu cesitli sebeplerle kacirmis, ancak pazar gunu son dakikada yetisebilmistik. gittigimizde artik toplaniyorlardi. kitaplarin fiyatini ve satisin ne kadar kapsamli oldugunu gorunce bayagi hayiflanmistik. kutuphane gorevlisi, bir dahaki ancak haziran’da olur, deyince iyice umidi kestik, cunku o zamanki planimiz mart ayinda turkiye’ye donmekti. donusu erteleyince bu sefer haziran’dakini yakalama firsatimiz dogdu diye sevindik. maalesef o da gele gele bu hafta sonuna (4-5 haziran) denk geldi. kutuphane dokuzda aciliyor, ucusumuz ise on bir bucuk’ta. hava alani evden yaklasik kirk dakika uzaklikta oldugu halde dayanamayip, kosarak ugramaya karar verdik. on dakikada elimize ne geldiyse alip ciktik. aklim orda kaldi, hala da orda. oyle guzel kitaplari oyle ucuza satiyorlardi ki... yirmiye yakin kitabi $15’a aldik. insanlar koca el arabalariyla gelmisler, ha babam dolduruyorlardi. aslinda benim niyetim satistan once kutuphanedekilere gonullu olarak yardim etmek (gonullu araniyor yaziyor boyle durumlarda cunku kapida) ve ertesi gun erkenden gidip begendigim kitaplari toplamakti. olmadi... zaten sonradan dusunduk. artik esyalar da gittigine gore kitaplari nereye sigdirip goturecektik ki? muhtemelen elimizde bulunan kitaplarla agirlik limitimizi doldurmusuzdur bile. yine kostur kostur hava alanina yetistik, bizi ittirerek ucaga soktular ve icinde konserve gibi bir saat beklettiler. madem ucusu erteleyeceksin, niye benim iki ayagimi bir pabuca sokuyorsun ki? bu benim ilk defa basima gelmiyor aslinda, cesitli hava alanlarinda defalarca son dakika kosulari yaptigimdan olabilir belki. yol arkadaslarim bilirler. simdi bunlarin hepsini halûk’la yapiyoruz. ona da yazik oldu. ama n’apalim, hastalikta ve saglikta, dar zamanlarda ve bol zamanlarda degil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;chicago aktarmali olarak portland hava alanina vasil olduk. hmm aradaki yolculugu da anlatmam lazim. chicago’dan sonra ucaktan izledigimiz manzara muthisti. ozellikle de oregon’a yaklasinca... yemyesil ve daglik bir yer sekli vardi ayaklarimizin altinda. zirvesinde hala kar olan daglar goz hizamiza kadar geliyordu neredeyse bazi yerlerde. hele bir tanesi vardi ki, gozlerimizi alamadik gecip gidene kadar. basi dumanli bir dagdi turkulerdeki gibi, sipsivri bir zirvesi vardi karla kapli. bembeyaz yuzeyi guneste parildiyordu kristal gibi, harika bir goruntuydu kisacasi. fotograflar cektik bir cok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF1791.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF1791.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;hood dagi&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra inise gecti ucak. birden sol gozume bir agri girdi bicak gibi. sonra gozumun ustune, beynimin sol tarafina yayilmaya basladi. basimda korkunc bir basinc. ya beynim ya da damarlarimdan biri icerde patlayacak diye dusundum. sonra birden tansiyonumun dustugunu hissettim. beynimden asagi bir sicak bir soguk sular dokuldu, gozlerim karardi, kulaklarim ugulduyor. sonunda ne gorebilir, ne de duyabilir oldum. basimi bacaklarimin arasina alip beklemeye basladim. bir yandan soguk soguk terliyorum bir yandan sehadet getirmeye basladim. cunku bitti zannettim artik, zaman doldu gidiyoruz. neyse ucak indikten bir sure sonra ben de yavas yavas kendime geldim. once gorme ve isitme duyularim yerine geldi, sonra beynimin patlamayacagina kanaat getirdim. gozumun ustundeki acayip agri ve dayak yemislik haliyle oyle kalakaldim. o arada halûk’un da odu patladi tabii. sonra normale donduk. anladik ki hayatla aramizdaki ip zannettigimizden daha da ince ve bir o kadar da kalin. oyle tuhaf bi durum iste...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;portland’a vasil olduk demistim. hava guzel olur, hirka ceket istemez demislerdi, kandirmislar. ruzgarli ve serindi. sehre nasil gideriz diye bakinirken uniformali, gencten bir cocuk gorduk kose basinda. gelene gidene bir seyler anlatip bilet veriyordu. biz de onunde olusan kuyruga dahil olduk. o da sehir merkezine gitmek uzere makinadan nasil bilet cikartilir gosterdi hic elini paramiza biletimize surmeden. meger sehirde dolasan tramvay kilikli bir alet varmis, adi da var hatta: &lt;em&gt;max&lt;/em&gt;. max asagi max yukari diyorsun gerektiginde, tramvay diye hitap etmiyorsun alete. max bizi sirtina aldigi gibi sehirdeki kongre salonuna birakti. baktik her kose basinda hava alanindaki uniformali cocuktan var. herhalde max yeni cikmis, egitim surecindeler diye dusunduk ama sonradan arastirmadim yeni miymis. sizi de bilgilendiremeyecegim, uzgunum. bilen varsa yazar belki. bir de “street car” dedikleri bir sey var, o da ayni ama yorungesi baska, adi da yok hem, oyle garip garip dolasiyor. sehir merkezi sinirlari icinde kaldigin surece ikisi de parasiz. duraklarda dijital gostergeler var, bir dahaki aracin kac dakika sonra gelecegi yaziyor. belediyenin parasi cok demek ki. bir de sehir kucuk tabii. istanbul’da mumkun mu o kadar adami beles tasimak. bursa’da &lt;em&gt;bursaray&lt;/em&gt; ilk hizmete girdiginde bir sure bedava tasidilar halki. insanlar minibuslerden, dolmuslardan vazgecsin de ona alissin diye. izdiham oluyormus o zamanlar, oyle demisti bilenler, binenler. off, daha geziyi anlatmaya baslayamadim bile. zekiye gibi gittim, geldim, yedim, ictim, yattim, sabah oldu kalktim seklinde yazma kaabiliyetim yok benim. ozet ozurluyum; soylemistim onceden de ve sozumun sonuna kadar arkasindayim. ama boyle olunca yazilar bitmiyor. bitmeyince buraya koyamiyorum. koymayinca yazmamisim gibi oluyor. halbuki benim de bir suru draft’im var shahika gibi. bu arada ben de okudugum herkese baglanti vereyim istiyorum ne zamandir ama, oyle cok ki... ve her gun hizla cogalmaya devam ediyor bu sayi. okumaktan yazmaya sira gelmiyor neredeyse. tamam, sadede gelelim mumkunse bir sureligine daha...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;max’ten inince otelimizi bulmaya calistik resepsiyondaki adamin anlattiklarini uygulayarak. sayesinde -veya insafli olalim, yanlis anlasilmalar sayesinde elimizde iki koca cantayla sehrin bizi hic ilgilendirmeyen dogu yakasini dolastik ve bitirdik. nihayet sehri dogu ve bati yakalari olmak uzere ikiye ayiran columbia nehri’nin yanlis tarafinda oldugumuzu ve iki tarafi birbirine baglayan koprulerden birinden karsiya gecmemiz gerektigini anladik. anladik anlamasina da kollar koptu, dogu yakasinda kaldi. tum bu yorgunlugun ustune otobus duraginda enteresan kilikli bir adam yaklasip, "biliyor musunuz, su anda portland'in en tehlikeli noktasindasiniz, isterseniz size yardimci olabilirim, evimde iki odam var, buyrun oraya gidelim" demez mi? otele vardigimizda ikimizin de yuzunden dusen bin parcaydi. ben iceri girer girmez resepsiyondaki adama atladim, ama hincimi alamadan ozur diledi, ben de kaldim oyle tabi... neyse odaya varip esyalari attik, bes dakika dinlenip gecici olarak calisir vaziyete geldikten sonra karnimizi doyurmak icin bir yer aramaya koyulduk. aa soylemeyi unuttum, max'te ve indikten sonra ellerinde acilir kapanir sandalyeler, piknik sepetleri, battaniyelerle halki akin akin bir noktaya sokun ederken gorduk hep. birilerine sorunca bugun "starlight parade" var dediler. gece resmigecit varmis. otele yaklasinca bir de baktik ki gecen resimler bizim otelin dibinde. adam resmigecit sokagindayiz deseydi hic degilse halk akinini takip ederek kolay bulurduk oteli... kizmamin sebebi biraz da oydu ama dedigim gibi biri ozur dileyince hik diye kaliyorsun. neyse disari cikar cikmaz bir eglence bir cumbus, mutlu mesut bir yigin insanla burun buruna geldik. coluk cocuk genc yasli herkes gelmis. birkac sokak yuruyunce bir de acik bir lokanta bulduk, hemen keyfimiz yerine geldi. diger butun yemekciler kapaliydi, bu adam lubnanli imis. toren var diye bugun gec kapatiyoruz dedi. o tarafli insanlar uyanik iste, o birkac saat icinde digerlerinin muhtemelen birkac gunde yaptigi hasilati yapti. sonradan anladik ki bu sehirde saat on bucuktan sonra disarda yemek yemek pek mumkun degil. asci evine gitti deyip kapidan ceviriyorlar insani o saatten sonra. vakit gec oldu diye corba icelim dedik, bi baktik ki mercimek corbasi var. bizim ezo geline benzer ama yesil mercimekle yapilmis bir corba geldi. afiyet oldu bando sesleri arasinda. yemek biter bitmez gecidin tadini cikardik. cok eglenceliydi. lise bandolari, cesitli sirketlerin maskotlari, yerel kiyafetleriyle etnik gruplar, korsan kiligina girmis sivil dernek temsilcileri.... kilik kiyafet degistirmis bir dunya insan... orda da bol bol fotograf cektik. en son sehir calisanlari, yani polisler, itfaiyeciler, saglik calisanlari arz-i endam etmeye basladi, en sonunda da cop arabalariyla arazozler. bunlar bir tasla iki kus vurdu, bir yandan gecide katilmis, bir yandan da ortaligi temizlemis oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/parade.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/parade.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;sag alt kosede, arabadaki ufaklik onca gurultunun icinde uyuyakalmis&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;otele dondugumuzde saat bir olmustu. bizim geldigimiz yerde ise dort. uyku gozlerden akmasin diye hemen kapaklari kapatip cabuk cabuk uyuduk. yarin erken kalkip yol alacaktik...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111862168594194883?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111862168594194883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111862168594194883&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111862168594194883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111862168594194883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/06/4-haziran-cumartesi.html' title='4 haziran, cumartesi'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111861967792566412</id><published>2005-06-12T20:05:00.000-04:00</published><updated>2005-06-12T21:47:06.266-04:00</updated><title type='text'>evim evim nem orani yuksek evim</title><content type='html'>dun gece geldik biz... gec vakit... zaten gittigimiz yerle buranin arasinda uc saat fark var, burasi uc saat onden gidiyor, bir de biz kendi ucagimizi kacirip baska bir ucakla gelmek zorunda kalinca eve varisimiz bir bucugu buldu. (ozel ucagimiz varmis gibi oldu, ama olsaydi ozel ucagini kaciran kimseler olarak bir yerlerde ismimiz yazilirdi sanirim) yolculuk ayri bir macera aslinda ya, onu da yazarsam iyice uzayacak. efenim, benim icin macerasiz ucak yolculugu meyvesiz agaca benzer. hic sevmem dumduz kitabina gore gidip gelmeyi ve hic de oyle bir yolculuga adimi karistirmam... asla! (kendimi ancak boyle kandirabiliyor ve &lt;em&gt;kotu yolculuk&lt;/em&gt; anilari degil de &lt;em&gt;macerali yolculuk&lt;/em&gt; anilari biriktiriyorum. Allah'tan kaniyorum da...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soguk var, yaz gelmiyor, usuyoruz, haziran oldu, peki bahara ne oldu derken olan oldu nihayet! yaz, hem de butun nemi, yapiskanligi, bunalticiligiyla geldi. daha dogrusu gelmis. biz yokken... tabii ki bir hafta icinde hizlandirilmis bahar olmadi. burda ilkbahar yok. kistan yaza kamikaze gibi daliniyor ve nitekim daldik ister istemez. sicak iyi guzel de, nem yuksek olunca beni afakanlar bogmaya basliyor. belli bir yuzdeyi astiktan sonra havadaki suyu dokunma duyumla algiladigima kanaat getiriyorum. takdir edersiniz ki bundan sonraki asama bogulma asamasi. biraz psikolojik, biraz fizyolojik, biraz da etraftakilerin (haberler, benim gibi sikayetci insanlar) gaziyla sosyolojik olarak gluk gluk deme raddesine geliyorum. iste tam bu asamanin baslarinda kendimi en yakin klimali mekana ativeriyorum. simdi halûk'un ofisindeyiz mesela... hem evde hala internet yok, anladigimiz kadariyla modem ayvayi yemis. burasi klimali, internetli, mis gibi ohhh... pazar gunu oldugu icin kimse de yok; cay kahve yapip bilgisayarlarin basinda cirit atiyoruz. esasen o calisiyor, cirit atan benim. maksat amerikan arastirma merkezleri ata sporu gorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sacmalamayi burda kesip seyahatimizin (zekiye de okusun diye) bir kismini asagiya yapistiriyorum. zaten artik gec oldu, yatma vakti gelecek, eve gidecegiz. offff... bilgisayarin yanina kivrilip burada mi uyusam acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111861967792566412?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111861967792566412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111861967792566412&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111861967792566412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111861967792566412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/06/evim-evim-nem-orani-yuksek-evim.html' title='evim evim nem orani yuksek evim'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111826621463764843</id><published>2005-06-08T17:16:00.000-04:00</published><updated>2005-06-08T17:30:14.643-04:00</updated><title type='text'>gezelim gorelim</title><content type='html'>cuma aksami internetimiz telef oldu... nedendir, nasil olmustur, ne kadar sure boyle kalacaktir hic bilmiyorum. ama benim sucum yok. yazmaya oturmustum gayet guzel. cumartesi sabahi ise sabah erkenden yola ciktik. simdi oregon eyaletinde, portland'dayiz. daha evvel bahsettigim ve turkiye'ye donus tarihimizi ertelememizin sebebi olan konferanslardan sonuncusu burada. pazar sabahindan beri iki ayri ulke, uc ayri eyalette tam dort sehir gorduk. kafamda hepsi birbirine girmis durumda, simdi oturmus ayirmaya calisiyorum. otelde kablosuz internet yok. 419 numarali odaya internet baglantili bilgisayar koymuslar, otelcek ondan yararlaniyoruz. su koltuga oturdugumdan beri, ki yaklasik yirmi dakika oldu, bir dolu insan gelip, derin bir  ic cekerek geldikleri yere donduler. kendimi kotu hissediyorum. dolayisiyla ayrintilari yazamayacagm simdilik. yazi yerine sevgilerimi gonderiyorum, gecer mi acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111826621463764843?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111826621463764843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111826621463764843&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111826621463764843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111826621463764843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/06/gezelim-gorelim.html' title='gezelim gorelim'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111777332906427835</id><published>2005-06-02T23:06:00.000-04:00</published><updated>2005-06-03T00:41:34.213-04:00</updated><title type='text'>yildizlarin altinda konser</title><content type='html'>yaklasik iki haftadir bugunu bekliyordum. gecen haftanin basinda televizyon kanallari arasinda oraya buraya ziplarken yerel ilanlari yayimlayan kanaldan geciyordum, ilanlardan biri gozume carpti. 2 haziran persembe gunu, eyaletin baskenti hartford'daki parkta blues konseri olacakti, hem de alti saatlik bir konser! kanalda ilanlar donusumlu verildigi, ben de bunu ancak gecerken yakaladigim icin detaylari anlayamadim. internetten bakinca konserin ucretsiz halk konserlerinden ilki oldugu anlasildi. genelde halk konserleri (bu yorenin isinmasi biraz vakit aldigindan) temmuz ayindan once baslamiyor connecticut'ta. hemen her kayda deger park boyle yaz konserleri duzenliyor haftalik olarak. sezlongunu, piknik sepetini ve dostlarini alip, yildizlarin altinda muzik keyfi yapiyorsun. biz bu sene yapamayiz diye dusunuyorduk ama, serefimize erken baslamislar sanirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konser harikaydi, buyuk kismi dogaclama yapilan bu muzigi o ortamda dinlemenin keyfi anlatilir gibi degil. programda dort ayri grup vardi. biz tabii ilkine yetisemedik. yine de parka vardigimizda gunes batmamisti henuz. ikindi vakti gunun en sevdigim vaktidir. gunes yakmadan isitir insani, gozunun icine batmadan rengarenk boyar degdigi her yeri. yerinden hic kipirdamasan bile birkac saat icinde doganin turlu rengi gelir gecer gozlerinin onunden. altinda oturdugun agac bin bir cesit isiga batip cikar. oraya vardigimizda tam da bu vakitti. isik oyle guzeldi ki, onumuze gelen her seyin resmini cektik once. sonra aciktigimizi farkettik birden. onceden hazirladigimiz piknik malzemelerini cikardigimizla mideye indirdigimiz bir oldu. ustune de dondurma... hayat guzel dedik sonra... mutlu ve huzurlu bir aksamdi, sizinkinden huzurlu olmasin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanki konseri yalniz bizim icin vermisler gibi anlattim. tabii ki eyaletin iki akillisi biz degildik, etrafta yuzlerce insan vardi. buyuk insanlar, kucuk insanlar, kopekler... kucuklerin oradan oraya yalin ayak, basi kabak kosturmasi, kopeklerin de onlarin pesinden ziplamasi ayrica seyre degerdi. havaya atilan bir frizbiye en az iki cocuk, bir kopek dusuyordu. parkin bulundugumuz cephesi hafif egimli oldugundan cocuklar toplu olarak cimlerin uzerinde yukaridan asagiya yuvarlaniyordu. komikti vesselam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dikkatimi ceken bir baska nokta da insanlarin kiyafet koduydu. bizim gibi evli barkli, hatta bir kismi coluga cocuga karismis insanlar sapkasini, tisortunu, kotunu, altina da spor ayakkabisini giymis gelmis, gayet rahat, mutlu mesut otururken; cocuklar disinda geri kalan herkes, yani yalin halde bulunan veya yalin halini cift haline donusturme yolunda olan guzel insanlar eziyet cekmekteydiler. piknik cimeni uzerinde hatunlar topuklu terliklerine, erkekler ise kumas pantolonlarina ozen gostermekten hadisenin tadini cikaramadilar kanimca. bu duruma pek uzuldum. tek iken hep boyle miydik, nikahta hakikaten de keramet mi varmis dedim icimden hep... durumun vehameti asil gunes battiktan sonra ortaya cikti. hava serinleyince biz sweatshirt'leri (&lt;em&gt;turkcesi ne ki bunun? ayip bana, hem de cok ayip!&lt;/em&gt;), hirkalari gecirdik hemen sirtimiza, buncagizlar biz ayrilirken hala tir tir titriyordu, sonra ne oldular bilmem...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111777332906427835?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111777332906427835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111777332906427835&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111777332906427835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111777332906427835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/06/yildizlarin-altinda-konser.html' title='yildizlarin altinda konser'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111767773355344828</id><published>2005-06-01T21:12:00.000-04:00</published><updated>2005-06-01T22:02:13.606-04:00</updated><title type='text'>hayalet ev</title><content type='html'>bazen arzu karaman ve esengul'le konusuyoruz internet uzerinden. biri misir'da biri de corlu'da abone olduklari bilgisayarli kahvelerdeki mutena yerlerini aldiktan sonra telefonuma mesaj atiyorlar, ben de her neredeysem kosarak onlara katiliyorum. bu aralar her seferinde niye yazmiyorsun diye hesap soruyorlar, haklilar... aksamlari da halûk ayni serzeniste bulunuyor. aslinda her gece, &lt;em&gt;yarin uzun uzun yazarim&lt;/em&gt; husnuniyetiyle yatiyor, her gune de &lt;em&gt;bugun sunlari sunlari anlatirim&lt;/em&gt; planlariyla basliyorum. yirmi dort saat yazi yazma dusuncesiyle yasamiyorsam da, gunun onemli bir kismi bu yuzden kendi kendime eziyet etmekle geciyor. artik bu eziyete bir son vermenin zamani geldi, evet... ya bu isten vazgecmek, ya da hic degilse haftada bir yazmak lazim. herkesi gaza getirdim, kendim ortaliktan kayboldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu isteksizlik tasindiktan sonra hasil oldu biraz da. pek ic acici bir baslangic yapamadik bu evde. o aralar icimden hic yazmak gelmedi. esasinda o aralar icimden hicbir sey yapmak gelmedi. olur ya hani insana bazi bazi... sabah kalkmak istemezsin, gece uyumak istemezsin, disari cikmak istemezsin, evde olmak istemezsin falan filan... (insana dedim genelledim ama belki de bir tek bana oluyordur, kim bilir.) yazmak da istemedim haliyle. arada bir yazilanlara bakip, cikiyordum, o kadar... boyle ara verince, ivme kaybettigimden olsa gerek, ilham perilerini kusturdum. koseler soyle dursun, orumcekler duvardan duvara dekorasyona giristi; kirmizi bacali ev hayalet eve dondu. iyi mi oldu? olmadi... simdi bana kaybolan gunlerimi, gunlugumu bastan yazmak icin verseler..... ne icin verirlerse versinler, gecmis zamani geri getirmeyi kime teklif etmisler de reddetmis? galiba burada esas nokta &lt;em&gt;kime teklif etmisler&lt;/em&gt; olacak... gectim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakalim hayalet evi temizleyip, badana boya yapip kurtarabilecek miyiz... istanbul'a az kaldi, ben artik istanbul'da misafir agirlamak istiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111767773355344828?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111767773355344828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111767773355344828&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111767773355344828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111767773355344828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/06/hayalet-ev.html' title='hayalet ev'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111698781310639831</id><published>2005-05-24T22:21:00.000-04:00</published><updated>2005-05-24T22:23:33.113-04:00</updated><title type='text'>annem</title><content type='html'>guzel annem, iyi ki dogdun, iyi ki senden dogdum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sene de uzaktayiz... insallah bir dahaki seneye...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111698781310639831?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111698781310639831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111698781310639831&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111698781310639831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111698781310639831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/05/annem.html' title='annem'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111642467780487114</id><published>2005-05-18T09:50:00.000-04:00</published><updated>2005-05-18T09:57:57.806-04:00</updated><title type='text'>evden uzak</title><content type='html'>sayin misafirler, bir sureligine evimizden uzaktayiz. bu sure zarfinda buraya aktarmak uzere kagit kalem marifetiyle tuttugum gunlugum, internet baglantimiz surekli olmadigindan hala kagit uzerinde bekliyor. simdilik sadece fasulye hadisesi hakkinda yapilan yorumlara yorum ekleyebiliyorum ve zekiye'cigimin dogum gununu sevgili ercan'inkine katarak kutluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nice yillara sevgili dostlarim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111642467780487114?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111642467780487114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111642467780487114&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111642467780487114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111642467780487114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/05/evden-uzak.html' title='evden uzak'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111539057225138873</id><published>2005-05-06T10:25:00.000-04:00</published><updated>2005-05-06T10:44:44.833-04:00</updated><title type='text'>duygulu duygu</title><content type='html'>bugun sevgili duygu'nun dogum gunu. biz yokken, hani (su meshur) "tasinirken" gelip mesaj birakmisti. ben de gordugum zaman ne kadar cok sevinmistim. hem yazacagini beklemedigim icin, hem de cok sevdigim insanlardan biri oldugu icin. insan insandir duygu. gercektir her daim. dunyada boyle gercek gercek yasayan insanlardan. muthis kivrak bir zekasi oldugundan oyledir belki, belki de cocuklugu isvicre gibi duzenli, sistemli bir ulkede gectiginden... belki her ikisi de... aramiza ilk katildigi zamanlar cok eglendirirdi bizi. heyecanlandigi, cabucak bir seyler anlatmak istedigi zaman kelimeleri, deyimleri darmaduman ederdi. sonra da bizimle beraber gulerdi kendi haline. oylesine iyi yurekli, oylesine eglenceli, oylesine "bize lazim" bir dosttur duygu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buraya mesaj birakmis oldugu icin bizi arada bir de olsa okuyabildigini umit ederek yaziyorum bunlari. zekiyee de yazmis, aysegul de... dogum gunun kutlu olsun duygu'cugum, nice hayirli, saglikli yillara, sevdiklerinle erisirsin insallah...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111539057225138873?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111539057225138873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111539057225138873&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111539057225138873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111539057225138873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/05/duygulu-duygu.html' title='duygulu duygu'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111532759166716157</id><published>2005-05-05T17:05:00.000-04:00</published><updated>2005-05-05T17:14:47.813-04:00</updated><title type='text'>05.05.05-05:05 PM</title><content type='html'>oh be yetistim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111532759166716157?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111532759166716157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111532759166716157&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111532759166716157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111532759166716157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/05/050505-0505-pm.html' title='05.05.05-05:05 PM'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111509359917535405</id><published>2005-05-02T23:30:00.000-04:00</published><updated>2005-05-03T00:34:22.876-04:00</updated><title type='text'>yogurt</title><content type='html'>sutten agizlar yanmisken bir de yogurt nereden cikti diyecek bir kisim misafir bu basligi gorunce muhtemelen ama, endiseye mahal yok... amac evimizi bos birakmamak, kiymetli misafirlerimize layik olabilmek. meseleyi kisaca soyle ozetleyelim (ben boyle dedim mi, kork):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugun yine bir sey yazamadi bu tembel teneke. gece de oldu, yatma vakti geldi, ev sahibi nufusunun diger yarisi merak etti iki mayis icin ne yazdigimi. ondan sonra da yazmadan uyku yokmus, oyle dedi. ama benim niyetim evi soyle bir derleyip toparlamak, duzene sokmak ve tasinma isine deginmek idi. e bu uzun is, gecenin yarisini yeriz... &lt;em&gt;bugun yazamiyorum, yarin yazarim, hadi size iyi geceler&lt;/em&gt; yazisini da onceden bir defa yayinladik. o da olmaz... ben de hatice'nin ve portakal agaci takipcilerinin affina siginarak yogurt tarifi yapmaya karar verdim. sebep? bugun birisine istek uzerine yogurt tarifi yapmis idim, hazirda vardi. bu duruma bicilmis kaftandi. yurt disina ilk ciktigimda uzun uzun (min. 8 sayfa) mektuplar yazardim, etrafta ne olup bitiyorsa anlatirdim aynen boyle. ilk bir iki mektuptan sonra kesfettim ki, giris ve sonuc bolumleri disinda mektuplar birbirinin ayni. o zamanlar (hey gidi gunler hey) bilgisayarda filan da yazmiyoruz, elle renkli resimli mektup kagitlarina doseniyoruz ha bire. dinazorlarin nesli daha yeni yeni tukeniyor. yalniz fotokopi makinasi mevcut. gelisme bolumlerinin fotokopilerini cekip, basina giris, dibine sonuclari ayri ayri eklemek suretiyle gonderirdim biricik arkadaslarima. bu yontemle mektuplarin sayfa sayisini da arttirip seri uretime gecmek kabil olduydu. neyse, nostaljiyi bir kenara birakip yogurt tarifini aynen kopyaliyorum. isimler haric olmak uzere hic bir yerine dokunmuyorum. surculisan ettikse, genis kitleler dusunulerek yazilmadigi goz onunde bulundurularak affola...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;soru:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;guvecte yogurt yapinca daha mi guzel oluyor? uygun/yaygin yogurt tarifi nedir? nasil yapiliyor, nelere dikkat etmeli vs.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;el cevap:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Merhaba &lt;em&gt;soru sahibi&lt;/em&gt;,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guvecte (toprak herhangi bir kapta yani) yogurt yapinca daha guzel oldugunu biz dusunuyoruz. Psikolojik midir, gercek midir bilemiyorum ama, bize hakikaten daha iyi gibi geliyor. Ben yogurt konusunda pek uzman degilim ama, nasil yaptigimi yazayim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekerim :), once sutu kaynatiyoruz, tasirmadan mumkunse. Kaynar kaynamaz atesten alip sogumaya birakiyoruz, ki ben bu asamada daha cabuk sogusun diye hemen yogurdu yapacagim kaba aliyorum. Aa bi dakka, sutu kaynatirken alttan uste dogru karistirirsak faydasi oluyor, havalandirmak iyi geliyor yani. Hatta ben olayi abartip whisker denen nanelerle karistiriyorum bi sure, iyice havalaniyor. Efendime soyleyeyim, havali sut soguyunca ki soguma testini oyle termometrelerle filan degil, sag elimizin kucuk parmagi ile yapiyoruz. Benim elim fazlaca hassas oldugundan eger evde mevcutsa, Hal&lt;a onclick="insert(91); return false;" name="foo"&gt;û&lt;/a&gt;k termometresini kullaniyorum. Parmagi sutun icine daldirip yediye kadar sayiyoruz, bu zaman zarfinda termometreden ses cikmazsa, mayalama vakti gelmis demektir. Iyyk diye bir ses cikarsa az daha bekliyoruz. Mayalamadan hemen once ben sutu tekrar whisker seysiyle hizli hizli karistirip kopukler yapiyorum. Yogurt tutunca sanki kaymakliymis gibi duruyor. Kandirik ama olsun :) Sonraciima, mayamizi alip (ki bu iki-uc kasik yogurt oluyor) sutten bir iki kasik ilave ederek sulandiriyoruz, sonra da bu mayayi kasik kasik sutun kenarindan birakiyoruz. Ben bu asamada soyle bisey diyorum, irtica hortlagi bir kimse olarak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbi yessir, vela tuassir, rabbi temmim bi'l hayr. (Allah'im kolaylastir, zorlastirma, hayirla tamamla)&lt;br /&gt;Hasbunallahu ve ni'mel vekil (3), ve ni'mel Mevla, ve ni'mennasir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyle demeden de guzel olur herhalde ama biz guzel olunca, boyle dedigimiz icin guzel oldu diye dusunuyoruz. Bu da psikolojik olabilir tabii :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da bittikten sonra kapagini kapatip, bir guzel kundakliyoruz yogurt kabini, hamur mayalarken kundakladigimiz gibi. Soguyana kadar bekliyoruz. Bazilari firini ilik pozisyona getirip icinde bekletiyor. Ben yapmadim hic. En az bes-yedi saat beklemesi lazim. Gece yapip sabah da acilabilir. Fazla bekletirsek de eksir. Kapagi acinca uzerinde bi miktar su oluyor. Son olarak bu suyu buharlastirmak lazim ki, iyice kati olsun. Kapak acik sekilde buzdolabinda bekletince gayet guzel oluyor. (Buzdolabinin kapagi kapali olucak) Eger buna vakit yoksa kagit havlu veya tulbentle suyunu emdirmek de mumkunmus, bu da kayinvalide tip'i :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize gelen bilgiler bu kadar. Insallah ise yarar. Sevgiler, guzel yogurtlar yemeler. Afiyet olsun :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hbg&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111509359917535405?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111509359917535405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111509359917535405&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111509359917535405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111509359917535405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/05/yogurt.html' title='yogurt'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111501188023574005</id><published>2005-05-01T23:00:00.000-04:00</published><updated>2005-05-02T01:34:17.486-04:00</updated><title type='text'>ayşegül...</title><content type='html'>mayis ayi gul ayi... annem kendi dogum gunu konu oldugunda hep gul ayinda dogdugunu soyler, anneannem oyle dermis; &lt;em&gt;guller acarken dogdun sen&lt;/em&gt; diye anlatirmis biricik kizina... ben de mayis gelince sabirsizlikla beklerim gullerin acmasini. buralar memleketim gibi mevsimleri adam gibi sirasiyla yasayan, yasatan yerler degil, dolayisiyla hersey alistigimiz sira ve zamanda olmuyor. biz simdilik baharin ilk temsilcileriyle; lale, nergis ve sumbullerle haşır neşiriz. hos persembe gunu ayni lale, nergis ve sumbullerin uzerine minik buz tanecikleri yagmis olmasinin saskinligini hala uzerimden atabilmis degilim ama yine de bahar geldi diyebilmenin mutlulugu icindeyim. n'apalim, burda bahar boyle... mayis bitene kadar gullere sira gelmiyor pek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annelerimizin bizim yaslarimizda oldugu yillardan birinde, mayis ayinin hemen basinda acmis olan bir gul daha biliyorum ki, onun mevsimi yok. su filan da istemiyor. muhabbet tokluguna yasiyor o gun bugundur. ben de onun gul dostlugunun keyfine eren sansli fanilerden biriyim. faninin elinde kalan yegane baki &lt;em&gt;dost&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;ask&lt;/em&gt; ise soze hacet kalmiyor... gonul tellerinin evrene naksettigi ahenkli nagmeler yerimize,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"iyi ki dogdun ayşegül"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111501188023574005?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111501188023574005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111501188023574005&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111501188023574005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111501188023574005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/05/ayegl.html' title='ayşegül...'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111474392246719502</id><published>2005-04-28T22:07:00.000-04:00</published><updated>2005-04-28T23:05:22.466-04:00</updated><title type='text'>özür özür özür.............</title><content type='html'>kapiya gelip de geri donen herkesler... kizmayiniz, aman gonul koymayiniz... yakinda sine-i bacaya donuyorum... hurmetler efenim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111474392246719502?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111474392246719502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111474392246719502&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111474392246719502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111474392246719502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/04/zr-zr-zr.html' title='özür özür özür.............'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111107153784251168</id><published>2005-03-17T09:56:00.000-05:00</published><updated>2005-03-17T09:58:57.843-05:00</updated><title type='text'>sutler kamyonla</title><content type='html'>anlasildi, simdiden turkiye havasina girdim bile ben. dun evin onunden gecen kamyonu mis sut kamyonu zannettim. ne ilgi, ne alaka, ne bileyim??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111107153784251168?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111107153784251168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111107153784251168&amp;isPopup=true' title='36 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111107153784251168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111107153784251168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/sutler-kamyonla.html' title='sutler kamyonla'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>36</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111094853644105704</id><published>2005-03-15T23:35:00.000-05:00</published><updated>2005-03-16T01:01:17.220-05:00</updated><title type='text'>utulerim utulersin utuler</title><content type='html'>hayatimda hic bu kadar cok utu yaptigimi hatirlamiyorum. evde giyecek ne varsa yikayip utuledim bugun. utulenmis malzemeler ufak capta iki dag olusturdu iki sandalye uzerinde... gece ruyamda kesin utu yapacagim, eminim buna!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aksam tasinacagimiz eve gidip, oradan yeni tasinan çinli sahistan anahtarlarimizi aldik. pazar gunu kirmizi bacali evden tasiniyoruz. o gune dek iki evimiz var. anahtari alip eve gelince burada dort gunumuz kaldigini algiladik birden, huzunlendik soyle uc bes saniye. uc bes saniye diyorum, cunku ikimizin de yorgunluktan cani cikmisti. fazla huzunlenecek halimiz bile yoktu. simdi yazarken ben yine huzunlendim ama, hala yorgunum ve oyle uykum var ki... filmler tarihindeki en gicik oldugum karakterlerden biri olmasina ragmen &lt;em&gt;scarlett&lt;/em&gt; geldi aklima boyle deyince. (defne'nin kulaklari cinlasin.) "ay &lt;em&gt;simdi huzunlenemiycem, yarin huzunlenirim..."&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111094853644105704?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111094853644105704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111094853644105704&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111094853644105704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111094853644105704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/utulerim-utulersin-utuler.html' title='utulerim utulersin utuler'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111086432816089219</id><published>2005-03-14T23:29:00.000-05:00</published><updated>2005-03-15T00:25:28.160-05:00</updated><title type='text'>-mali, -meli</title><content type='html'>offf... dun gec cok gec yattim. gec yatinca cok uyudum. daha dogrusu cok uyudum sayilmaz, sabah gec kalktim. gec kalkinca gunun yarisi gitti. gunun yarisi gidince verim yariya indi. hem gunluk calisma suresi hem verim yariya inince yapilacak isler ooyle kaldi. her yerde kar ve kutu var. (icerde kutu, disarda kar) uykum yok. ama uyumam lazim. yarin erken kalkip yol almam lazim... lazim da lazim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111086432816089219?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111086432816089219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111086432816089219&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111086432816089219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111086432816089219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/mali-meli.html' title='-mali, -meli'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111078042997269820</id><published>2005-03-14T01:07:00.000-05:00</published><updated>2005-03-15T00:27:08.696-05:00</updated><title type='text'>rica...</title><content type='html'>gunaydin... bugun sizden bir ricam var. samimiyetinize inandigim icin, tum samimiyetimle isteyecegim bunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cok sevdigimiz, dunyalar iyisi bir arkadasimiz var burada. bir de guzel yavrucagi... gecen sene bu arkadasimiz rahatsizlandi, hem de ikinci guzel yavrucagina hamile iken. rahatsizlik ciddi oldugu icin doktorlar bebegi erken alma karari verdiler, ama Mevlam kucucuk vucuduna muazzam kuvvetinden kuvvet bahşetti ve bebecik yedi aylikken aramiza katildi. oyle de guler yuzlu ki masallah. iyi oldular diye cok sevindik biz, sukrettik. onlar da tabii, tum sevenleriyle birlikte... simdi duyduk ki, bebecik ile anneciginin sagliklari yine tehlikede imis. yanilmiyorsam bugun bebek ameliyat olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizden ricam, her ikisinin de sagligi icin dua etmeniz... belki bu iki satiri okuyan uc kisiden biri ta yurekten "insallah iyi olurlar" derken, her duanin kabul oldugu an o an olur. belki Rabbim o duayi vesile kilip, onlara saglik vermeyi murat etmistir. belki de coktan iyi olmuslardir da, azicik bilip cok bildigini sanan bizlerin haberi yoktur henuz. kismetin nereden gelecegini bilen, dualari kabul edendir. insallah hayirlisiyla en kisa zamanda sagliklarina kavusur, iyi olur ikisi de...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111078042997269820?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111078042997269820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111078042997269820&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111078042997269820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111078042997269820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/rica.html' title='rica...'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111077484505976961</id><published>2005-03-12T23:03:00.000-05:00</published><updated>2005-03-14T23:55:36.693-05:00</updated><title type='text'>kardan handan ile kardan halûk</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF0979.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF0979.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;nihayet! kaliteli kar!!!&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah halûkcugum beni heyecanla uyandirip bir surprizi oldugunu soyledi... neye ugradigimi anlayamadan kendimi otuz saniye icinde ayakta, kirk bes saniye icinde ise bahceye cikan kapida buldum. halûk surprizin bozulmamasi icin gozlerimi kapamami istemisti, ben de hic itiraz etmedim dogrusu, zira hala uyuyordum... kapiya gelip gozlerimi actigimda birdenbire uyaniverdim. gece yine otuz santimden fazla kar yagmisti ve her taraf bembeyazdi. ama sevgili surprizperver goncamin cumartesi sabahi beni o sogukta pijamalarimla sokaga dikmesinin sebebi bu degildi tabii... erkenden kalkmis ve karsimda goge yukselen koskocaman kardan adami bahcenin ortasina dikivermisti. bir suredir dag insanlari arasinda yasadigi halde kar yaginca hala daha ortaligi birbirine katan bir kimse olarak, beklendigi gibi acayip mutlu oldum. hemen kahvaltimizi yaptik, turkiye ile geleneksel hafta sonu konusmalarimizi gerceklestirdik ve &lt;em&gt;kardan halûk&lt;/em&gt;'u daha fazla yalniz birakmadan yanina &lt;em&gt;kardan handan&lt;/em&gt;'i yetistirmeye koyulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sefer kar kaliteli oldugu icin cocuklugumuzdan bildigimiz metotla, yani kar toplarini yerde yuvarlayarak yarim saat icinde isi bitirdik. kisacasi daha onceki kardan adam icin harcadigimiz vaktin yarisi kadar zamanda, ortaya onun neredeyse iki kati, iki adam birden cikti. iste kalite buna denir. sahsen, hayatimda yapmis oldugum en buyuk kardan kisilerdi bunlar... halûk'un da oyle imis. isimiz bitince kardan halûk'u olctuk, iki metreydi, digeri de ona yakin... arkalarina gectigimiz zaman tamamen ortadan kayboluyoruz ikimiz de... o kadar heybetliler yani... sonra onlari susledik pusledik, fotograflar cektik ve eve donup seri kutulama islemine kaldigimiz yerden devam ettik. simdi mutfak penceresinden bakinca merdiven gorunmuyor, cunku kolkola girmis (ya da halay ceken) devasa bir cift tum girisi kapliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF09831.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF09831.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;ertesi gun, bir miktar tamir gormus halleriyle&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111077484505976961?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111077484505976961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111077484505976961&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111077484505976961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111077484505976961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/kardan-handan-ile-kardan-halk.html' title='kardan handan ile kardan halûk'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111060378130442058</id><published>2005-03-11T23:43:00.000-05:00</published><updated>2005-03-12T00:05:47.126-05:00</updated><title type='text'>kutu kutu pense</title><content type='html'>bu hafta yazamadim hic. pek de elle tutulur bir gelisme olmadi zaten. bugune kadar... bugun ise haber gunuydu. ustuste bir iki haber aldik. bunlardan biri turkiye'ye donus tarihimizin ertelendigini kesinlestirdi. biz mart ayinin ikinci yarisinda donmeyi planliyorduk, ama son bir iki ayda bazi gelismeler oldu. halûk'cugumun gonderdigi makalelerden ucu kabul edildi. bunlarin kabul edildigi konferanslar mart ve haziran aylari arasinda serpisince, mantiken kalisimizi uc ay daha uzatmaya karar verdik. verdik ama, biz kendi basimiza karar alamiyoruz tabii, ne de olsa memur ailesiyiz. devlet ici yazismalarin muthis hizi her zamanki gibi bas dondurucu idi. vizemiz bitti, devlet dairesi iznimiz bitti, ondan sonra yazismalar bitti. uzun lafin kisasi yeni plan: donus kismetse haziran!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maalesef tasinma isinden uc ayligina kurtulmus degiliz. kirmizi bacali evin kira kontrati yine de mart 15'te bitiyor. dolayisiyla iki hafta once ne olur ne olmaz diye baska bir ev bulmustuk, oraya tasinacagiz. turkiye'ye gondermek istedigimiz esyalari, ki bunlarin buyuk cogunlugu kitap, yine planladigimiz gibi mart sonunda onden yollayacagiz insallah. diyecegiz ki, hadi siz gidin yerlesin, hatta badana boya da yapin eliniz degmisken, biz gelince rahat edelim. bakalim ne yapacaklar. aklima gelmisken, buradan istediginiz bir sey varsa bu son cagri. kutu kutu pense oyununun sonlarina yaklasiyoruz. isteyin hemen kutulayalim... ciddiyim ve herkese soyluyorum. bir an once gonderin listenizi... bir de yardima gelen olsa...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111060378130442058?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111060378130442058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111060378130442058&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111060378130442058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111060378130442058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/kutu-kutu-pense.html' title='kutu kutu pense'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111017308756161032</id><published>2005-03-06T23:38:00.000-05:00</published><updated>2005-03-07T02:56:22.106-05:00</updated><title type='text'>tebrikler...</title><content type='html'>dogum gunlerinin en guzel, en faydali yanı; cok sevdigin, en cok birlikte olmak istedigin herkesi gorebilme veya bizim gibi uzaklardaysan bir sekilde gorusebilme dilegini gercek etmesi ve bunu yirmi dort saate sigdirabilmesi bence... belki de dogum gunu kutlama gelenegi bu dusunceyle ortaya cikmistir, kim bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'a binlerce sukur, hayatim cocuklugumdan bu yana en guzel dostluklarla sereflendi hep... hic eksik olmadilar, olmasinlar, dost dediklerim hayat yolunu parcalara bolup nobetlese eslik etmediler bana; koluma girdikleri ta o andan beri hala yuregimin yani basindalar, manen ve maddeten... hatta bunlardan can otesi, bir tanesi artik hayat arkadasim ayni zamanda. boylesine ozel insanlarla bir arada olabildigim icin kendimi gercekten de ayricalikli hissediyorum; beni gonullerinde tasidiklari icin, gozleri gozlerimin icine dogrudan baktigi icin, hem ozleri hem sozleriyle sevdikleri icin... kelimelerin etkisiz kaldigi daha pek cok guzellik icin aslinda... boyle siralamaya kalkarsam bitmez, yasadigimiz her an yeni sebepler kesfediyoruz zira...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her firsatta oldugu gibi yine ince dusuncelerini, sicak sozlerini, samimi duygularini esirgemeyen tum dostlara ve aileme ayri ayri tesekkur ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;blog dunyasi sayesinde birbirimize rast geldigimiz ve yeni dostluklar kurdugumuz diger arkadaslara da ayni ictenlikle tesekkur ediyorum. sahsen tanismadigimiz halde vakit ayirip, bizim icin gonul kaslarini calistirmislar, guzel dileklerini dile getirmisler. bana &lt;em&gt;su dunyada ne hatirnaz insanlar var&lt;/em&gt;, dedirttiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepiniz sag olunuz, var olunuz. Rabbim sevenlerinize bagislasin, ki onlar da benim gibi mutlu olsun boyle omur boyu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111017308756161032?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111017308756161032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111017308756161032&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111017308756161032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111017308756161032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/tebrikler.html' title='tebrikler...'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-111000963060553027</id><published>2005-03-05T03:00:00.000-05:00</published><updated>2005-03-05T03:25:07.136-05:00</updated><title type='text'>30</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;;)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-111000963060553027?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/111000963060553027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=111000963060553027&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111000963060553027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/111000963060553027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/30.html' title='&lt;span style=&quot;color:#990000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;30&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110983278627722011</id><published>2005-03-04T23:52:00.000-05:00</published><updated>2005-03-05T03:16:36.686-05:00</updated><title type='text'>ak misir kara misir</title><content type='html'>dun gece nedense internet baglantisi kesildi birden. bir iki denedim, baktim olmayacak, yattim uyudum. bir onceki gece de blogspot su koyvermisti. halbuki o gun arzu karaman'dan pek kiymetli haberler almistik, &lt;em&gt;sevincliyiz hepimiz&lt;/em&gt;, diyecektik, kismet buguneymis. bir ara herkesin her firsatta kullandigi bir laf vardi hani; olmayinca olmuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;once nazik ilgileri ve paylastiklari faideli bilgileri icin esengul, aysegul (bu iki ismi arka arkaya yazmak zevkli bir is) ve alev hanima tesekkur edelim, sonra da arzu karaman'in ta misir'dan konuya dahil olusuyla daha bir otantiklesen bu havadisten bir derleme yapalim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arzu'cuk pazartesi gunu basta ayse teyze (annesi) ve esengul'un olusturdugu sulak bir ortamda, coller ulkesi misir'a yolculanmis. bir ucus klasigi olan agir bavul telasi ile zekiye'nin telefon melodisi yukleme telasini birbirine ekleyip hava alaninda bir telas silsilesi yasamislar ama, cok sukur misir sevdasindan vazgecme noktasina dokunup dokunup kacan arzu'yu sag salim ucaga bindirmisler. bavul telasini sondurmek uzere orada bulundugu sanilan munasebetsiz adam meger bir adet telase memuru imis ve misir'i dunyada gidilebilecek en kotu ulke olarak lanse ederek, gorevini yapmis olmanin huzuru icinde ucaktaki yerini almis. zavalli arzu bir gun once didem'in gunlugunden aldigi haberlerle yeni duyduklarini birlestirince, kendi deyimiyle &lt;em&gt;"dibe vurmus, yuregi cendere icine girmis"&lt;/em&gt;. yolculugun buraya kadar olan kismi, daha dogrusu baslangici hayli moral bozucu gorunuyor ama endiseye mahal yok, bundan sonrasi guzel. zaten sonrasini sag olsun arzu anlatiyor ve anlattiklari hep olumlu oldugu icin hepimiz cok sevindik tabii. ucakta arzu'nun yanina oturan bey o ana kadar bahsedilenlerin tersine hep ic acici seyler soylemis misir hakkinda. hatta kartvizitini verip, orada is yapan bir turk sirketi ile gorusmesini bile tavsiye etmis. yani daha gidecegi yere ayak basmadan is baglantisi yapmis bizimki... hava alaninda karsilanmasi, kalacagi eve varmasi ve ev arkadasiyla tanismasi problemsiz bir sekilde planlandigi gibi gerceklesmis. ustelik iki gun icinde kahire'ye alisma turlarina girismis bile. carsamba gunu kbe'i ziyaret ettiginde kursuna baslamis, bizim bildigimiz kadariyla iki adet arkadas edinmis, bu arkadaslarla beraber kendine bir yatak almis ve internet kafenin birinde keyif catmaya dahi sira gelmisti!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanin tamamen yabanci bir ulkeye tek basina gidip de bunlari gerceklestirmesinin soylendigi ya da yazildigi kadar kolay olmadigini biliyorum. kelime harcamak gibi basit ve cabuk olmuyor gercek hayatta isler... ama ayni zamanda kendi arzu karaman'imi da biliyorum; hangi ulke olursa olsun, ne yapmak lazim geliyorsa altindan girer ustunden cikar o. koccum arzu karaman'im cunku o benim... hicbiriniz endise etmeyesiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insallah etrafina alismissindir simdiye kadar arzu'cugum. &lt;em&gt;"ya, ne iyi etmisim de gelmisim su memlekete"&lt;/em&gt;, dedirtmistir sana bu dort gun umarim. geri donup baktiginda misir'i hep yuzunde gulumsemeyle hatirlayacagin gunler nasip etsin sana, yolunu oralara kimbilir ne guzel hikmetlerle dusuren... merak ve heyecanla guzel haberlerini bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;not: alev hanima ilgisi icin tekrar tesekkur ediyor, arzu'nun yorumlarda gormemesi ihtimaline karsi ozellikle buraya da yaziyorum. kendisi misir'da bulunan turkce konusan hanimlar grubu'ndan bahsediyor ve arzu'nun isterse bu grubun baskani olan sevgi hanimla baglanti kurabilecegini soyluyor. ilgine bilgine arzucum...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110983278627722011?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110983278627722011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110983278627722011&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110983278627722011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110983278627722011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/ak-misir-kara-misir.html' title='ak misir kara misir'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110982309669209252</id><published>2005-03-02T17:00:00.000-05:00</published><updated>2005-03-03T00:50:18.390-05:00</updated><title type='text'>hakan abii, sen cok yasaaa!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/uc%20kafadar.3.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/uc%20kafadar.3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;uc kafadar &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hakan abi'nin dogum gunu biraz karisik... iki ila uc mart arasinda dogmus. esasen kendisi gectigimiz yillarda, o tarihten itibaren yurt capinda kutlama yapilacak gunu belirlemis ve ilan etmis idi. ama fikrini simdiye dek oyle cok degistirdi ki, dusundum tasindim... yok, bir turlu emin olamadim. dolayisiyla zatialilerinin dogum gunlerini ayin tam iki bucugunda, yani iki mart'i uc mart'a baglayan gece saat 00:00 (ts) itibariyla kutlamis bulunuyorum, iyi niyete istinaden kabul gore...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kuzen, bir sure ev arkadasligi yapmis oldugum yegane kuzenimdir benim. ailede bizden daha uzun sohbetleri, daha ucubik saatlerde, daha geyik haliyle yapmis olan iki kuzen daha yoktur. hatta iddia ediyorum, ki iddia muhatabini bulana dek parayla pulla degildir, memleketteki diger kuzen ikilileriyle toslasacak raddelere gelmisligimiz bile vardir. kadikoy'deki cay bahcelerinde, insanlari &lt;em&gt;ağzı-dizi bitisik yaratiklar&lt;/em&gt; haline getiren mini mini taburelerin adi literature &lt;em&gt;"aybinder"&lt;/em&gt; olarak gecmisse, bu bizim sayemizde olmustur. velhasil bu kuzen ozel bir kuzendir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah hayirli uzun omur versin, daha pek cok gunleri muhabbet hic eksilmeden birlikte yasamayi gonulden arzu ediyoruz. biliyorum ki onu taniyan, dolayisiyla seven herkes bu dilek ve duayi bizimle birlikte tekrar ediyor... iyi ki dogdun hakan abi!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/koltuk.1.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/koltuk.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;yaninda yoresinde ne varsa koltuklayan kuzen&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110982309669209252?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110982309669209252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110982309669209252&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110982309669209252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110982309669209252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/hakan-abii-sen-cok-yasaaa.html' title='hakan abii, sen cok yasaaa!!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110983028153760392</id><published>2005-03-02T13:11:00.000-05:00</published><updated>2005-03-03T01:48:29.476-05:00</updated><title type='text'>bir kucuk cezve</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/320/cezve.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #6699CC 3px solid; BORDER-TOP: #6699CC 3px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #6699CC 3px solid; BORDER-BOTTOM: #6699CC 3px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/320/cezve.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;hele sukur! doktor zekiye hanimefendiyi (doktor demezsek olmuyor, zira sahsinda tum doktorlara ayip etmis oluruz) nihayet bir blog sahibi olmaya ikna edebildik! o &lt;a href="http://benbirkucukcezveyim.blogspot.com/" target="_blank"&gt;bir kucuk cezve&lt;/a&gt; ve artik blog komsularimiza o da katildi. oyle mes'udum ki!.. sira arzu karaman'da...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110983028153760392?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110983028153760392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110983028153760392&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110983028153760392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110983028153760392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/bir-kucuk-cezve.html' title='bir kucuk cezve'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110973846819851329</id><published>2005-03-01T23:27:00.000-05:00</published><updated>2005-03-01T23:42:23.336-05:00</updated><title type='text'>baldan tatli</title><content type='html'>yazmak istediklerim var. arzu'dan, onu yasli gozlerle ugurlayanlardan, muzayede seyretmenin ne zevkli bir is oldugundan ve sozum ona terorle mucadele yasasindan bahsetmek isterdim mesela... ama uykum da geldi... erken ama, geldi iste... boyle uykulu uykulu yazinca kelimeler, noktalar, virguller birbirine giriyor. konu kendini asip baska diyarlara aciliyor. onun pesine dusup toparlamaya calisirken bu sefer vucuttaki uyku getirici madde bitiyor. uyku gidiyor... iyisi mi o kacmadan ben kacayim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110973846819851329?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110973846819851329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110973846819851329&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110973846819851329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110973846819851329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/03/baldan-tatli.html' title='baldan tatli'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110965582972581254</id><published>2005-02-28T11:52:00.000-05:00</published><updated>2005-03-01T02:00:06.673-05:00</updated><title type='text'>misir turnasi</title><content type='html'>misir yolcusu arzu karaman'la dun konustuk telefonda... plana gore bu aksam saat beste yola cikip sekiz civari kahire'ye ayak basacakti. hava alaninda kendisini karsilayacak olan sahis(lar)la birlikte kalacagi yere gidecek, yanilmiyorsam ismi aysegul olan ev arkadasi ile hasir nesir olacakti. sonra ne oldu bilmiyorum. basta esengul, aysegul ve zekiye olmak uzere ilgili ve bilgililerin bizleri haberdar etmesini onemle rica ediyorum. bilelim, bildirelim lutfen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ona gitmeden once, blog dunyasinin misir kosesinden bildiren turk menseli sahislarin adreslerini yazip gondermeyi istiyordum. belki onlarin tecrubelerinden faydalanir ya da yazilanlarin gidecegi yeri gozunde canlandirabilmek acisindan faydasi olur diye dusunmustum. ama bir turlu firsat olmadi. onun da son gunlerde bilgisayar basina oturmaya firsati olmamis zaten. eh, iyi ki de bu firsatlari kacirmisiz. zira begendigim, bahsetmeyi dusundugum bloglardan ilki olan &lt;a href="http://didemingunlugu.typepad.com/"&gt;didem'in gunlugu&lt;/a&gt;'nde misir seyahatini anlatan asude, zehir zemberek bir kahire tecrubesi yasamis ve yasadiklarini tam da bu gunlerde yazmis gunluge. arzu karaman'in tecrubelerinin cok daha ic acici olmasini temenni ediyor ve merakla guzel haberlerini bekliyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110965582972581254?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110965582972581254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110965582972581254&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110965582972581254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110965582972581254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/misir-turnasi.html' title='misir turnasi'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110940149034561329</id><published>2005-02-25T23:32:00.000-05:00</published><updated>2005-03-01T02:07:30.363-05:00</updated><title type='text'>kazmalar elimizde, kurekler belimizde</title><content type='html'>dun kardan adamin akibetinden endise ettigimi soylemistim ya... belki merak eden olur diye yazayim dedim; sabah kalktigimda pencereden bakinca sanki kardan adama kat cikmisiz gibi gorunuyordu... dedigim gibi gecen gun gunes acmis, bizimki yana yatmisti, sapkasi da beraber. geceleri ise agaclarin arkasindan yukselen dolunayi gormek icin sag tarafina egiliyormus gibi bir hali vardi... bu sabah baktim, bi on santim daha kar yagmis ve bunun yine boyu uzamis (hala yamuk). sapka da kafasinin orta yerinde simdi tabii, ama bayagi komik bir goruntusu oldugu icin dokunmadik... bu arada gecen gun derya ile mesajlasirken beni cok eglendiren bir konusma gecti aramizda, ondan da bahsedeyim. derya almula'ya bizim kardan bekci'nin fotografini gostermis. gorur gormez bayilmis almula bu beyaz yumaga ve kendinden gayet emin bir sekilde "benim icin yaptilar degil mi?" demis annesine! ertesi gun de disardan kendisi kar getirmis eve, kendi kardan adamini yapmak ve fotografini cekip bize gondermek icin... hep diyorum ya, alem bu cocuk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benimse gunum kosturmakla gecti hep. bir defa herseyden once kar yagdiginda yapmak gereken kar kureme isi var. bu memlekette emek cok pahali oldugundan, herkes kendi isini kendi yapiyor. evde herhangi bir tamir isi veya ekleme yapilacak, boya badana olacak, duvar kagidi kaplanacaksa bizdeki tekzen, bauhouse, praktiker gibi nihai tuketiciye yonelik yapi malzemeleri satan marketlerden ne levazimat gerekiyorsa tedarik ediliyor ve kollar sivanip ise girisiliyor. insanlar kucak dolusu para dokup evlerine kar kureme, cim bicme makineleri aliyor, kendi islerini kendileri goruyorlar. uzun vadede bu kucak dolusu para, adam tutmaktan daha ucuza gelmis oluyor. her ne kadar benim icim gitse de, biz buralarda hep kirada oturdugumuzdan boya badana gibi oyle uzun boylu projelere hic kalkismadik. ama evimizin onundeki karlari temizlemek zorundayiz mutlaka. cunku anlatmaya baslasam sonu gelmeyecek olan bir husus daha var ki, bu da her gun binlercesi acilan tazminat davalari... bu milyonlarca dolarlik bir sektor artik ve herkes herkese olur olmaz seyler icin dava aciyor. kisacasi, adamin biri bizim kapiya bir sey sormak icin gelse ve ben ona git desem, izinsiz bahceme girdigi icin suc islemis sayilacagi ve polis marifetiyle disari atilabilecegi halde, eskaza buzlu bir basamakta kayip dusse beni dava edebiliyor. hic bir tarafi kirilmasa da, &lt;em&gt;psikolojim bozuldu, artik merdivenlere yaklasamiyorum &lt;/em&gt;tarzi abuk bir argumanla benden psikolog masraflari arti manevi tazminat gibi bir talepte bulunabiliyor. iste tum bunlardan dolayi kar yagdigi gibi, hemen kazmalar elimizde kurekler belimizde seklinde modifiye ettigimiz turkuyu cagirmaya basliyoruz... bunun disinda bir de, bakmazsan dag olup seni bulundugun yere hapsedebilecek potansiyeldeki yagis miktarinin da bir faktor oldugunu soylemekte fayda var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugun kosturdum diyordum kim sorarsa... zaten kosturmacanin onemli bir kismi tasinacak olmamizla ilgili idi ve tasinma detayini onumuzdeki gunlerde, gelismelerin seyri birazcik daha belirgin hale geldiginde/gelirse vermek istiyorum. simdilik kostuk, yattik, uyuduk, kostuk, yattik, uyuduk, kostuk..... diyelim...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/kar%20kureme.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 3px solid; BORDER-TOP: #cc9966 3px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 3px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 3px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/kar%20kureme.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;bizim evin kar kureme makinesi.. kurekteki de kar degil, safkan buz&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110940149034561329?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110940149034561329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110940149034561329&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110940149034561329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110940149034561329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/kazmalar-elimizde-kurekler-belimizde.html' title='kazmalar elimizde, kurekler belimizde'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110922705545162567</id><published>2005-02-24T01:16:00.000-05:00</published><updated>2005-02-24T01:45:59.560-05:00</updated><title type='text'>muhammin/istimator/eksper... yok herhalde bunun turkcesi</title><content type='html'>bankadan biri gelip kirmizi bacali evimizin her kosesini gezdi sabah erkenden. elindeki deftere yazdi, cizdi, notlar aldi ve gitti... yakinda kira kontratimiz bitiyor. ustelik ev el degistiriyor. birkac ayligina da olsa yeni bir ev sahibimiz var simdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burayi birakip gidecegimiz gercegini ilk defa bu kadar net hissettim icimde... uzuldum... zaten oglen gunes de acti. kardan adam artik pizza kulesi misali yana yatik... bugun "yikilmadim, ayaktayim, vooov yasadim, yasiyorum!" sarkisi soyledi (hayir mahsun kirmizigul degil) ama yarin ne olur bilemem. gittigim her yere hemen alisiyorum ben. bu iyi midir kotu mudur karar veremiyorum boyle durumlarda... &lt;em&gt;"gidilen -ve ayrilmak zorunda kalinan her yerde bir parca birakmak"&lt;/em&gt;tan dem vururlar hani... oyle bir sey...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110922705545162567?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110922705545162567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110922705545162567&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110922705545162567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110922705545162567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/muhamministimatoreksper-yok-herhalde.html' title='muhammin/istimator/eksper... yok herhalde bunun turkcesi'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110914229743637675</id><published>2005-02-23T01:32:00.000-05:00</published><updated>2005-02-23T02:21:09.816-05:00</updated><title type='text'>cicek derya'si</title><content type='html'>yine basindan beri misafirimiz olanlarin hatirlayacagi bir sahsiyetten bahsedecegim simdi. bizi burada yasamaya ozendirip, sonra da terkedip kanada'ya kacan arkadaslarimiz derya ve celal, bir de cimcime kizlari almula vardi ya... iste onlarin derya olanindan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi evlerine ilk davet ettiklerinde en cok dikkatimi ceken sey ciceklerinin bereketi olmustu. neredeyse her kosede, cesit cesit, hem de cok saglikli cicekler vardi. bu bolluk, cok istememe ragmen bir turlu cicek yasatamadigim icin bu kadar ilgimi cekmisti belki de... sonradan derya ile oturup bu konular uzerinde bir yigin fikir yuruttuk tabii... biriktirdigi turlu kitaptan cesitli bilgiler edindik beraber. daha dogrusu ben edindim, o tazeledi diyelim. simdi &lt;a href="http://cicekderyasi.blogspot.com/" target="_blank"&gt;cicek deryasi&lt;/a&gt;nda dolastikca edindigi tecrubeleri paylasacagi bir blog tutmaya basladi kendi mekaninda. gercek hayatta mutlu mesut oynadigimiz komsuculuktan sonra, simdi de bu faideli eseri komsu edinmek pek eglenceli oldu. iste &lt;a href="http://cicekderyasi.blogspot.com/" target="_blank"&gt;derya'nin cicekleri&lt;/a&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110914229743637675?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110914229743637675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110914229743637675&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110914229743637675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110914229743637675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/cicek-deryasi.html' title='cicek derya&apos;si'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110913462031169166</id><published>2005-02-22T23:46:00.000-05:00</published><updated>2005-02-23T02:18:40.370-05:00</updated><title type='text'>mehmet amca</title><content type='html'>bugun mehmet amca'nin dogum gunu imis meger... beyec ailesi aksam toplanip, pasta yiyecek ve &lt;em&gt;happy birthday&lt;/em&gt; diye sarki soyleyecekmis. hakan abi oyle diyor... onlar soyler de biz eksik kalir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi ki dogdun mehmet amcaaa!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mehmet amca'yi evimize sıkça misafir olanlar tanir, yolagzi koyu'nun web sitesini bulmam onun sayesinde olmustu, bahsetmistim... o mehmet amca, iste bu mehmet amca... hakan abi'nin ve melike'nin, hatta bir de naci abi'nin babasi olan hani. Allah hayirli uzun omurler versin sevenleri ve sevdikleriyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi dusundum de, insanin sevenleriyle sevdiklerinin esit kumeler olusturmasi ne buyuk nimet...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110913462031169166?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110913462031169166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110913462031169166&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110913462031169166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110913462031169166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/mehmet-amca.html' title='mehmet amca'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110905244976919210</id><published>2005-02-21T23:22:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T12:14:02.346-05:00</updated><title type='text'>kardan bekci</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF0746.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF0746.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;gokyuzunde yalniz gezen yildizlar&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha once de muteaddit defalar belirtmeme ragmen yeri geldi, yine soyluyorum; bu memleketin kışı kolay kolay bitmiyor! daha dun ucurtma ucururken bugun yaptigimiz ise bak... iki hafta once cok soguk bir donemin ardindan hava isinmaya basladi, karlar tamamen eridi, sabahlari tatli tatli gunes acmaya basladi ve bu kandirikci gunes ikindiye kadar ruhumuzu oksamaya devam ettigi icin kuslar ve hava raporculariyla beraber biz de kandik, bahar geliyor sandik... bu durum bir bucuk hafta boyle surdu, hatta bir sabah kumrularin sesini duydum uyandigimda... ben kara bayilirim. sicak havada yapis yapis olup bunalmaktansa, usuyup lahana misali giyinmeyi tercih ederim varsa eger boyle bir tercih hakkim. (hic bir zaman da olmaz aslinda ve bu, ahalinin vucut ve ruh sagligi acisindan ideal bir durumdur.) ama simdiye kadar bahar geldigini gorup de ici kipir kipir olmayan insan evladiyla karsilasmadim. ben de bir insan evladi ve model itibariyla bir bahar cocugu oldugumdan, kis bitip tabiat canlanmaya baslayinca (ya da oyle zannedince) ayni havaya girdim, seviniverdim. lakin gecen hafta dereceler baliklama sifirin altina daldigi anda kuslarla beraber sevincimiz kursagimizda kaldi. dun de bahsettigim gibi buz gibi oldu yine hava...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sabah uyandigimda bahar hala gelmemisti, ama pencereden bakinca agzim kulaklarima yapisiverdi hemen; herrr taraf bembeyazdi zira... cocukken bu manzara tatil ve kartopu oynamaya delalet oldugundan zip zip ziplardik. simdi okul yok.. yine de insan kac yasinda olursa olsun, cocuklugunda kendini bu derece mutlu eden bir olaya gulumsemeden edemez, mumkun degil... (isin kimyasini da unutmadan normal sartlar altinda diye ekleyelim.) dolayisiyla agzim kulaklarimdan hic ayrilmadi bugun... hele bir de halûk'un erken gelmesinden faydalanip, birlikte bahcenin orta yerine koca bir kardan adam dikince zevkten iyice dort kose oldum... (bu normalde de koseli bir yapim oldugu anlamina geliyor sanirim... hmm... neyse, yok zarari...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kis basladigindan beri kardan ordu yapacak kadar malzeme yagdi bahceye, ama kar halûk'un deyimiyle &lt;em&gt;"kalitesiz"&lt;/em&gt;di hep. yani memleketimdeki gibi kartopu yerde yuvarlanmak suretiyle buyumuyordu, yapismiyordu kar topun ustune. simdiye dek hep &lt;em&gt;kaliteli&lt;/em&gt; kar yagmasini bekledik kardan adam yapmak icin... yagmadi... kar taneleri soguktan hemen donuyor gibi bir hukme vardik sonunda. demek ki burada kardan adam yerde yuvarlanarak yapilmiyordu... bugun, bu sene bir daha sansimiz olmayabilecegini dusunerek, baska yontemlerle yaptik kardan adamimizi... yanina dikilip fotograflar cektik, geri cekilip seyrettik, bir muddet tadini cikardik bu eski arkadasin... cocuklugumuzdan beri boyle buyugunu yapmamistik ikimiz de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF0752.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF0752.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nihayet iceri girmeden evvel yanina bir beyzbol sopasi sapladik ve evi ona emanet ettik. simdi kapinin onunde kirmizi bacali eve bekcilik yapiyor ve dolunayın altında piril piril parliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF0739.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF0739.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;dugmelerdeki iscilik ve detaya dikkat cekmek isterim&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110905244976919210?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110905244976919210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110905244976919210&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110905244976919210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110905244976919210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/kardan-bekci.html' title='kardan bekci'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110896748068840569</id><published>2005-02-20T23:37:00.000-05:00</published><updated>2005-02-21T03:52:44.240-05:00</updated><title type='text'>uc uc ucurtma</title><content type='html'>evden ancak ogleden sonra cikabildik bugun. zira fenerlibahce'nin muzmin taraftarlarindan olan sevgili esimle birlikte kayseri macini dinledik radyo1'den. macin en eglendigimiz kismi, devre arasinda kayseri'den celik kapi reklami yapildigi an idi. fakat takimi attigi yedi golun altisini son otuz bes dakikaya sigdirinca, halûk'u yeryuzune indiremez oldum. mactan sonra da devam eden bu ucma halinin etkisiyle kendisi dun aldigimiz ucurtmayi hemen denemeye karar verdi... ben de cok istiyordum kirmizi ucurtmayi bir an once vatanina kavusturmayi ama hava buz gibiydi. zaten halletmemiz gereken bir iki isten sonra ucurtmaya sira gelene kadar aksam uzeri oldu, montaj yaklasik on dakika aldi derken, gunes tamamen elini ayagini cekti ve hemen akabinde bizim el ayak buz kesti. elimiz ayagimiz gunesin eli ayagina pek muhtac su gunlerde, yakmiyor tabii de, hic degilse arada bir hohluyor. halûk'cugum uzerinde bulundugumuz yokusu her iki yonde bir muddet arsinladiktan sonra (ben de fotograf cekmek icin pesinden) soguk havanin ruzgarla olmazsa olmaz bir iliski icerisinde olmadigini kavradik ve bu sevdayi baska bir zamana erteledik. yoksa fotograf makinesi ile dondurdugum karelerden biri gercek olacakti; yerden bir miktar yukselmis kirmizi bir ucurtma, biri kosma oburu fotograf cekme pozunda donmus iki insan... neticede bu macera da &lt;em&gt;"yeni ucurtmadan heves alma"&lt;/em&gt; basligi altinda beynimizdeki ilgili hucrede yerini almis oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF0722.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 2px solid; BORDER-TOP: #cc9966 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 2px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF0722.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;eyoooo!!&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110896748068840569?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110896748068840569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110896748068840569&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110896748068840569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110896748068840569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/uc-uc-ucurtma.html' title='uc uc ucurtma'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110888408961980250</id><published>2005-02-19T23:55:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:00:43.496-05:00</updated><title type='text'>aşure yiyelim aşure konusalim</title><content type='html'>bugun on kisiye (kisiler musluman olacak) selam vermekte fayda varmis. oyle diyor bilenler... benim su durumda on muslumani (cogu gun on hiristiyani bile bir araya getiremiyorum) bir gun icinde gormem mumkun olmadigina gore siz kirmizi bacali ev misafirlerine sesleniyorum: Allah'in selami uzerinize olsun. ne iyi su teknoloji... ozellikle de az zamanda cok is basarmak isteyen tembel tenekeler icin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;selam; kelime anlami olarak emniyet, baris ve selameti ifade edermis. dolayisiyla muhatabina selam veren insan, "korkma, benden sana zarar gelmez" mesaji vermis olurmus. eskiden insanlar dagda bayirda yasadigindan, mecburen issiz ortamlarda birbirleriyle karsilasan insanlar, hele de tanismiyorlarsa selam sozunu duyunca rahatlar, karsilarindakine daha bir guvenle yaklasirmis... bu zamanda herkes her seyi soylediginden guven meselesi o kadar kolay halledilemez herhalde, ama selamin ozunun bu oldugunu dusunmek benim hosuma gidiyor. &lt;em&gt;merhaba, korkma, benden sana zarar gelmez.&lt;/em&gt; turk filmi gibi biraz ama olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslinda amacim belirli gun ve haftalar askina asure gununden bahsetmekti. selam edeyim derken kendimi kaybettim. oncelikle asure gununuz mubarek olsun, pisirip dagitanlarin bereket niyet ve dualari kabul gorsun insallah... hatta olur diye umit ediyoruz; bugun cok pozitif bir gun cunku. tarihte bugun gerceklestigi rivayet edilen bir cok hadise temelinde sıkıntılardan kurtulmayi barindiriyor. bunlarin en meshur olani hz. nuh'un gemisinin icindekilerle birlikte tufandan kurtulup karaya oturmasi. zaten asure pisirme gelenegi de bu olaya dayandiriliyor cogunlukla. gemideki erzaktan kalan ne varsa hepsini bir kazana koyup pisirdikleri ve tufanzedeleri bununla doyurduklari soyleniyor. hz. adem ve hz. davut'un tovbelerinin kabulu, hz. suleyman'a hukumdarlik verilisi, hz. yunus'un baligin karnindan kurtulusu, hz. musa'nin kendini takip edenleri firavun'dan kurtarisi, hz. yakup'un oglu hz. yusuf'a kavusmasi, hz. ibrahim'in mancinikla atildigi atesin gul bahcesine donusmesi, peygamber efendimiz'in gecmis ve gelecek tum gunahlarinin affolundugu mujdesinin verilisi hep asure gunu gerceklestigi rivayet edilen hadiseler... muharrem'in 10'una rastgelen baska bir olay daha var ki, malesef bu seneler boyu insanlarin uzulmesine sebep olmus; hz. huseyin'in sehit edilmesi. hatta onun susuz kalmis olmasina hurmeten, eskiden bazi kimseler asure haftasinda kana kana su icmez, ancak bir iki yudum almak suretiyle hz. huseyin'in susuzlugunu hissetmeye calisirlarmis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tum bunlari hepimizin cesitli kaynaklardan okumuslugu vardir mutlaka. ben de dun okudugum bazi kose yazilariyla hatirlayip, alintilar yaptim. bunlarin &lt;a href="http://www.zaman.com.tr/?hn=142192&amp;bl=turkuaz" target="_blank"&gt;bir tanesi&lt;/a&gt;nde yukarida anlattiklarimla beraber bir de asure sozlugu hazirlamislar; saray asuresi, asure testisi, asure teri, asure baklasi nedir anlatmislar... gunes ise &lt;a href="http://www.gunes.com/2005/02/17/yazidizisi/i1.html" target="_blank"&gt;kerbela faciasi&lt;/a&gt; adi altinda bir yazi dizisi yayinliyor uc gundur, ben de bugun babam soyleyince okudum. ilgilenenler dizinin devamina gazetenin ana sayfasindaki arsiv bolumunden ulasabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son olarak muhtemel bir &lt;em&gt;"asure yapmadim ben, nasil olacak"&lt;/em&gt; panigine ilac olarak portakal agaci'ndaki asure tarifinin adresini veriyorum: &lt;a href="http://www.portakalagaci.com/oburcuk/2004/03/aure_anneannemi.html" target="_blank"&gt;buyrun...&lt;/a&gt; biz tabii ki anne tarifi kullanacagiz... becerebilirsek bakalim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110888408961980250?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110888408961980250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110888408961980250&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110888408961980250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110888408961980250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/aure-yiyelim-aure-konusalim.html' title='aşure yiyelim aşure konusalim'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110879627638519832</id><published>2005-02-18T23:33:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:02:19.256-05:00</updated><title type='text'>tesekkur</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF0650.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF0650.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;soguk havaya ragmen bahari mujdeleyen, evde icimizi isitan kirmizi lale&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;sag olsunlar, var olsunlar, teveccuh buyurmus evimize yol gostermisler, mekanlarinda kendi misafirlerine adresimizi vermisler. &lt;a href="http://seyahatname.blogspot.com/2005_02_10_seyahatname_archive.html" target="_blank"&gt;seyahatname&lt;/a&gt;'sinde her gun seyr-u blog yaparak bir nevi amme hizmeti goren &lt;a href="http://seyahatname.blogspot.com/" target="_blank"&gt;la panse&lt;/a&gt;, artik herkesin tanidigi portakal agaci'nin hatice'si ve blog'unda &lt;a href="http://hikayeler.typepad.com/" target="_blank"&gt;hikayeler&lt;/a&gt; duzen evimizin yepyeni misafiri zyn₪p... ucunuze de ayri ayri tesekkuru bir (uc) borc biliriz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ayrica hollanda'dan &lt;a href="http://enschedehavadisleri.blogspot.com/" target="_blank"&gt;enschede havadisleri&lt;/a&gt; veren deniz'e de tesekkurler... &lt;/em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;(19 subat)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110879627638519832?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110879627638519832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110879627638519832&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110879627638519832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110879627638519832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/tesekkur_18.html' title='tesekkur'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110870483185604625</id><published>2005-02-17T23:05:00.000-05:00</published><updated>2005-02-20T03:16:23.180-05:00</updated><title type='text'>sebo fido dido</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/fido%20dido.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/fido%20dido.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bugunlerde dogum gunleri girla... ben de kirmizi bacali evde yilin her gununu ilk defa yasadigim ve yazdigim icin hepsinden bahsetmek istiyorum. aslina bakilirsa on sene ustuste yazsam da, -ki bunun benim gibi istikrar dusmani bi insan icin ne kadar gercekci bir varsayim oldugu tartisilir, dogum gunlerini es gecemem herhalde. seviyorum ben dogum gunu kutlamayi, neme lazim... yeter ki saglik olsun da dogum gunleri kutlasin herkes...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;on yedi subat, can dostum, kirk yillik arkadasim deyimine cuk diye oturan guzel ruh, hayatimda gordugum en rahat tabiatli sahsiyet, (ornek vermek gerekirse benimle birlikte 5-6 kisilik bir insan guruhunu kadikoy meydaninda iki saate yakin bir sure bekletmistir kendisi, normalde bir saati asmaz ama o gece saatler ileri geri alinmisti) hayatinin her yerinde yer aldigim ve benim hayatimin her alanina bulasmis ciger parcam sebahat'in dogum gunudur... arkadaslarimin cocuklari arasinda birlikte en cok vakit gecirme firsati buldugum ve bu yuzden yegen yerine koydugum, ilk goz agrim samer veledinin annesi oldugu gercegi ise tum bunlari en guzel sekilde tamlar ve tamamlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okuldayken cesitli kimseler ona sebo derdi. benim isim kisaltmaktan ziyade uzatmaya meylim oldugundan, cok gerekmedikce sebo yerine sebahat demeyi tercih ederdim. sebo dediysem de fido dido ile olan &lt;em&gt;"kafiyeli ikili" &lt;/em&gt;hallerine kapildigimdan olmustur. sebahat, gazozdan cikmis olan, ucgen ve on bes cizgiden murekkep suratli fodo dido'yu pek severdi. onune gelen kagit parcasina, tahtaya, bahce duvarina, siralara ve daha akla gelebilecek her cizgi tutan yuzeye cesitli pozlarda fido dido cizerdi. guzel de cizerdi hani. butunlesmisti artik gozumuzde sebo'yla fido dido. aklima bu geldi simdi, o kadar yasanmisin arasindan. beyin iste, sagi solu belli degil ki...&lt;br /&gt;evimizi duzenli olarak ziyaret edemedigini bilsem de, iste suraya yaziyorum: dogum gunun kutlu olsun on sekiz senede biriktirdigim kirk yillik dost... sevgiler dolu dolu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110870483185604625?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110870483185604625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110870483185604625&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110870483185604625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110870483185604625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/sebo-fido-dido.html' title='sebo fido dido'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110866413822514432</id><published>2005-02-17T02:57:00.001-05:00</published><updated>2005-02-22T13:03:45.303-05:00</updated><title type='text'>foto sipsak</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/IlgininIlkFotografi.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/IlgininIlkFotografi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;minicik ılgın'ın ilk fotografi&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nihayet siteyi guncellediler... dilek ve ersin'e tebrik mesaji yazmak isterseniz &lt;a href="http://www.acibadem.com.tr/eBebek/eBebekDetay.asp?BebekId=414" target="_blank"&gt;buraya tiklayip&lt;/a&gt; hastanenin ılgın icin hazirladigi sayfaya baglanabilirsiniz. hakikaten de dilek'in dedigi gibi &lt;em&gt;"cok tatli bu bebek"... &lt;/em&gt;tatli tatli buyusun, tipis tipis yurusun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110866413822514432?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110866413822514432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110866413822514432&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110866413822514432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110866413822514432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/foto-sipsak.html' title='foto sipsak'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110862104640708660</id><published>2005-02-16T22:56:00.000-05:00</published><updated>2005-02-17T13:31:30.226-05:00</updated><title type='text'>seni gidi seni!</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/MerhabaIlgin.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #990066 3px solid; BORDER-TOP: #990066 3px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #990066 3px solid; BORDER-BOTTOM: #990066 3px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/MerhabaIlgin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bak su ılgın'a!! annesine baskin cikti derken, beni de (esasinda doktorunu) yalanci cikardi... mini mini ılgın, pazartesiye kadar sabredememis ve bu gece turkiye saatiyle 22 sularinda (21:56) dunyaya gozlerini acmis bile... dogum gunlerini annesi ile birlikte bir gun arayla kutlayacaklar, hep saglik icinde insallah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabirsizlikla acibadem sanal alem bekcisinin uyanip, isine gelmesini; sabah cay, kahve, muhabbet vesairesini halletmesini ve siteye emci ailesinin en taze ferdinin resmini koymasini bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi gelelim isin detay kismina... dun aksam (turkiye'ye gore gece yarisindan sonra) yemege gitmek uzere yoldayken telefon biip dedi, sesli mesaj geldi anlaminda. yol agaclik ve bir nevi dag basi oldugundan kapsama alanina ce eee deyip deyip kaciyorduk, bir cekiyor bir cekmiyordu telefon, dolayisiyla arayan kisi mesaj birakmis. dinledim, birisi &lt;em&gt;"merhaba ..... ben, .... dogdu"&lt;/em&gt; demis ama kesik kesik geliyordu ses, iyi anlayamadim. halûk'a biri dogmus galiba derken, tekrar dinlemeye calistim ve birkac saniye boyunca aklimdan dilek hic gecmedi. herhalde pazartesiye sartlandigimdan ve dogum yapmis bir dilek'in bizzat arayabilecegini dusunemedigimden. fakat bir iki saniye icinde ikimizin de akli basina geldi, ayni anda &lt;em&gt;"dilek!??"&lt;/em&gt; dedik. bu arada mesaj tekrar etmeye basladi, &lt;em&gt;"merhaba dilek ben, ılgın'ımız dogdu, onu haber vereyim dedim size, gorusmek uzere..."&lt;/em&gt; acayip heyecanlandik, hemen kenara cekip aradik. dilek, &lt;em&gt;"cok tatli bu bebek"&lt;/em&gt; diyordu surekli... bir de kocamanmis dedigine gore, 3 kilo 700 gram! masallah, tebrik ederiz, operiz, severiz onu deyip kapattik telefonu. o anda orada olabilmeyi nasil istedik anlatamam... ama sesini duymakla yetinmek lazimdi... biz aradigimizda uyuyordu ılgıncık... tabii, cok isler becerdi o bugun, kolay mi? hem uyuyacakti da oyle buyuyecekti, oyle diyor annelerin ninnileri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdilik emci cephesinden bildigimiz havadis bu kadar... resmini bulursam, onu da gosteririm size en kisa zamanda. dilek ve ersin'e bizi haberdar edip, bu aksam boyle mutlu ettikleri icin tesekkurler ve bol tarafindan tebrikler, sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110862104640708660?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110862104640708660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110862104640708660&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110862104640708660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110862104640708660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/seni-gidi-seni.html' title='seni gidi seni!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110853598279565386</id><published>2005-02-15T23:41:00.000-05:00</published><updated>2005-02-16T01:49:33.850-05:00</updated><title type='text'>dilek dogar dogmaz...</title><content type='html'>dilek'le kirkimiz karismis bizim. o zamanlar annelerimiz birbirini tanimis olsa sutkardes olabilirmisiz yani... boyle dogum gunleri birbirine yakin olan kimselerle karsilasinca aklima ilk once bu gelir benim... kucukken tarih dersinde hep gecerdi, din dersinde de... ortalik sutanne, sutkardes ve sutevlatlarla doluydu. bir de bizim meshur &lt;em&gt;sutoglan&lt;/em&gt; var ki, o apayri... hani su sener abi'nin kendisini de babasini da sevmedigi zat. simdi tdk'nin sozlugune baktim, sutkimseler birlikte mi ayri mi yazilirmis acep diye, goruldugu gibi birlikte yazilirmis onu hallettik; bu arada yeni bir kelime ogrendik: sutbaba! &lt;em&gt;tabii sutannesinin kocasina amca diyecek hali yok cocugun, samimiyetsiz olur&lt;/em&gt; demisler herhalde... insanlarin sut marifetiyle kardes/evlat edinmesi oldum olasi ilginc gelmistir bana; bu munasebetle yeri geldi, irdeledim, iyi oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyecegim o ki; bugun pek sevgili arkadasimiz dilek'in dogum gunu... isin enteresan tarafi haftaya pazartesi gunu kismetse ikinci dogum gununu kutlayacak. bu dogum gunu baska dogum gunu ama; dilek o gun nur topu gibi ılgın'ın annesi olacak... insallah... bazen kendi aramizda da konusuyorduk zaten, bu kizin her isi organize, cocugun dogum tarihini kesin planlamistir diye... nitekim neredeyse kendi dogum gununde baglayiverecekmis hadiseyi. fakat ılgın santimetre olcekli haline bakmadan baskin cikti, aferin kerataya...&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;dogum gunun kutlu olsun dilek'cigim... dilegimiz, dilek'imizin ersin'i, ılgın'ı ve tum sevdikleriyle saglik ve huzur dolu nice on bes subati yuzunde kocaman bir gulucukle karsilamasidir... bir de dostlugumuzun daim olmasi... sevgiler yurekten...&lt;/blockquote&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/Dilek&amp;Ersin.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/Dilek%26Ersin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;dilek ve ersin'in muhtemelen boyle kaykila kaykila oturduklari son fotograflari&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110853598279565386?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110853598279565386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110853598279565386&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110853598279565386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110853598279565386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/dilek-dogar-dogmaz.html' title='dilek dogar dogmaz...'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110836811688073397</id><published>2005-02-14T02:22:00.000-05:00</published><updated>2005-02-14T04:33:55.276-05:00</updated><title type='text'>kiz ve soba</title><content type='html'>hafta sonu yine goz acip kapayincaya kadar gecti... insan yaslandikca zaman daha hizli gecer derler. son yillarda bana da oyle geliyor. zira oyle cok sık guncellenen bir bilgi olmadigi halde, yasimi sorduklarinda birden bocalayip, ya gecen yil geride biraktigim ya da onumuzdeki yil bitirecegim yasi soyleyebiliyorum. bu da, daha yeni yasa adapte olamadan koskoca yilin tukenmesinden kaynaklaniyor. yine de bu hizin yasla arttigina emin degilim. su dunyada uc bes sene yasamis herkes, zamanin keyfine gore uzayip kisalan bir meret oldugunu bizzat tespit etmistir muhakkak... hatta ben boyle bir paragrafa baslayip bitirmek icin debelenmeyeyim diye, topragi bol olsun einstein, &lt;em&gt;"bir adam guzel bir kizin yaninda bir saat otursa bir dakika, sicak bir soba uzerinde bir dakika otursa bir saat gecti zanneder."&lt;/em&gt; diyerek zamanin goreceligini gayet guzel anlatmis. demek ki, hazira konup baska lafa atlama zamani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;persembe aksami spor salonundan cikista halûk'la paltolari astigimiz yerde bulusacaktik. onu uzaktan gorunce kollarimi havaya kaldirip "pizzaa!!" dedim. cunku oyle sozlesmistik onceden. spor yapip pizza yiyecektik. o sirada yurumeyen bisikletlerin birinin tepesinde ha babam pedal ceviren kanter icinde kalmis bir adam "tam isabet!", dedi, "egzersiz sonrasi icin cok uygun bence." biraz eglenip, ona gecen hafta gordugumuz asagidaki resimden bahsettik ve ayrildik. ama merdivenlerden inerken sevgili esim, "rezil ettin bizi" dedi. galiba bundan sonra mumkunse o civarda benimle gorunmemeye gayret edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de o gun su blog'unda yazdigim yazi icin tesekkur etmis ve evimize baglanti vermis. sag olsun... esasinda tam da lazim oldugu zamanda bana ilham olduklari icin hem ona hem hatice'ye benim tesekkur etmem gerek. boyle icten yazdiklarini gorunce, "ben de isterim bundan" diye dusunuyor insan kendiliginden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cuma, gunun neredeyse tamami kutuphanede gecti... firsat buldukca gidiyorum ilce kutuphanesine, eve cok yakin. buradan ayrildigimizda en cok ozleyecegim ve arayacagim sey bu olacak sanirim. bizdeki kutuphanelerin durumu nasil acaba? ben halk kutuphanesine gitmeyeli hayli zaman oldu, ama son gittigimde durum cok da ic acici degildi. insanlarimiz (turk insani) okumuyor sikayetini duymak oyle sacma geliyor ki bana... ve oyle ucuz ki bu sikayet nagmeleri. aglamak yerine gozlemek ya da yayinevi yalakaligi yapmak yerine halka hizmet etmeyi dusunmek zor tabii... kucumseyip burun kivirmak hele en kolay, en gurur oksayici olani... ama devlet dirdir, bakanlik virvir, kutuphane muduru zirzir... senin katkin nedir? ehemm, ben bugune bugunn korsanlari lanetledim! aferin sana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cumartesi gunu misafircilik oynadik. bizim meshur komsu, hani su bizimkilerin onune Allahuekberr! diye haykirarak atlayan rick'in esi tulay hanim ogleden sonra beni cay icmeye cagirmisti. tabii cay bahane, esas amac buradaki turkler'in henuz karsilasmadigim kismiyla tanismakti. biraz gec oldu ama, &lt;em&gt;gec olsun guc olmasin&lt;/em&gt;, siarini dustur edinip gittim. muhabbet muhabbet muhabbet... geri geldim. daha once de bir kere soylemistim. ormanda yasayan (temelde) sehir cocugu, insan icine cikinca asiri sosyal (geveze) davranislar sergileme egiliminde oluyor. konusmalarin cogunu yaptigin gibi, yorulmasinlar diye onlarin repliklerine de sarkiyorsun arada... aksam yemegi icin ise halûk'un is arkadaslarindan birine davetliydik. yemekten once dua etmemizin bir sakincasi var mi, diye sordular. yok dedik dogal olarak. zannettim ki kucuk ev'deki gibi el ele tutusup, sonunda da hep beraber "amen!" diyecegiz... ne kimse elimden tuttu, ne de amen diyen oldu. sadece evin erkegi yiyeceklerimizi kutsadi. ben yine de hevesim kursagimda kalmasin diye icimden soyledim. baligin yaninda muzlu ekmek (kek), mandalina, kavun ve haslanmis havuc ikram ettiler. kendi kendime tatliyla ana yemegi beraber yiyorlar, ne tuhaf diye dusunurken sofra toplandi, tabaklar degisti ve tatli olarak cikolatali kek ve dondurma geldi??? meger muzlu ekmek ve meyveler balikla beraber yenecekmis. turkler'den baska hic kimse agzinin tadini bilmiyor kardesim. artik iyice kanaat getirdim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pazar gunu ise genelde tembellikle gecti. amerikanvari baslayan hafta sonuna bir istikrar getirmek amaciyla cin yemegi ismarlayip film seyrettik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110836811688073397?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110836811688073397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110836811688073397&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110836811688073397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110836811688073397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/kiz-ve-soba.html' title='kiz ve soba'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110810571239661218</id><published>2005-02-10T20:20:00.000-05:00</published><updated>2005-02-11T02:30:43.413-05:00</updated><title type='text'>2000.</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/2000s.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #cc9966 4px solid; BORDER-TOP: #cc9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #cc9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #cc9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/2000s.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;2000. misafir odulu&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efendiiim... saat 20:06 itibariyla iki bininci ziyaretcimizi de agirlamis olduk... kendisine hayatin her alaninda basarilar diler, hak ettikleri odullerini gururla takdim ederiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;not: teknik olarak iki bininci ziyaretci demek dogru degil aslinda, iki bininci ziyaret demek lazim. dunyanin dort bir yanindan iki bin ayri adam gelip de misafirimiz olmadi tabii ki... olsun, maksat odul dagitmak degil mi...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110810571239661218?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110810571239661218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110810571239661218&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110810571239661218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110810571239661218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/2000.html' title='2000.'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110806863443134722</id><published>2005-02-10T15:33:00.000-05:00</published><updated>2005-02-10T16:19:55.270-05:00</updated><title type='text'>kufur-bilmez, sopa-atmaz, bastan-savmaz, ornek komsu!</title><content type='html'>komsu deyince hep o bildik tekerleme geliyor aklima.. dun yazarken de yine aklima ve agzima takildigi icin, basligi "komsu komsu, hu huu!" diye attim ister istemez... klavye kendiliginden yazdi desem yanlis olmaz. &lt;em&gt;komsu&lt;/em&gt; yazinca gerisi geliyor. yattim kalktim hala tekerliyorum, yazayim bari, belki gecer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- komsu komsu, huu huu, oglun geldi mi?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- geldi.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- ne getirdi?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- inci(k) boncuk...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- kime kime?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- sana bana.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- baska kime?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- kara kediye.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- kara kedi nerde?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- agaca cikti.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- agac nerde?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- balta kesti.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- balta nerde?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- suya dustu.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- su nerde?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- inek icti.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- inek nerde?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- daga kacti.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- dag nerde?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- yandi bitti kul oldu!!!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben de hep kul nerde acep diye merak ederdim kucukken... bir de kedi agac dustukten sonra nereye gitti, onu sorsana! baltayi bulup ona soracak herhalde akli sira??&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110806863443134722?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110806863443134722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110806863443134722&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110806863443134722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110806863443134722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/kufur-bilmez-sopa-atmaz-bastan-savmaz.html' title='kufur-bilmez, sopa-atmaz, bastan-savmaz, ornek komsu!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110802616630503482</id><published>2005-02-09T11:56:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:05:38.956-05:00</updated><title type='text'>komsu komsu, hu huu!</title><content type='html'>blog faslina devam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;blog&lt;/em&gt;; aslinda weblog kelimesinin anlam veremedigim bir nedenle kisaltilmis ve oyle guduk kalmis sekli. &lt;em&gt;web kayitlari&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;web gunlugu&lt;/em&gt; gibi bir anlam ifade ediyor ve teknik bilgisi yok denecek kadar az olan bir internet kullanicisinin dahi sanal alemde dikili agaci olmasina imkan veriyor. bu sayede hic programlama veya kod bilgisine sahip olmadan bir internet sitesi olusturmak, ustelik bunu istenen sıklıkta guncellemek mumkun oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecen gun de bahsettigim gibi, iletisim atesiyle yandigimiz soz konusu doneme rastgelen gunlerden bir gun internette dere tepe gezinirken kesfettim blog dunyasini. bu blog lafi karsima ne sekilde cikti da ilgimi cekti, hic hatirlamiyorum. ama dogrusunu soylemek gerekirse, saga sola biraz bakindiktan sonra bu isin bu derece yaygin oldugunu gormek, gunun hatirli bir kismini bilgisayar karsisinda geciren kimseler olmamiz hasebiyle beni hayli sasirtti. herhalde bir nevi blog uykusuna yatmistik. eh, muhim olan lazim zamanda uyanmis olmamizdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk karsilastigim veya belki de ilk dikkatimi ceken turkce blog'lar &lt;a href="http://www.portakalagaci.com/" target="_blank"&gt;portakal agaci&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://sugibi.blogspot.com/" target="_blank"&gt;sugibi&lt;/a&gt; oldu... ikisini de gorur gormez basindan sonuna kadar okuyup bitirdim. hala daha, bugun ne yazmislar diye merak edip ugruyorum hemen her gun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baslangicta isminin guzelligiyle dikkatimi ceken &lt;em&gt;portakal agaci&lt;/em&gt;; aslinda daha once kirmizi bacali ev'de dile getirilen bazi isteklerin tam cevabi. siteyi ozene bezene hazirlayan hatice; en cok annesi, arada bir de ablasi ve teyzesiyle birlikte yasadigi mutfak maceralarini gunluk olarak kaydediyor. her macera, daha dogrusu bizim haberdar oldugumuz her macera en az bir tarif ve &lt;em&gt;yeme de yaninda yat&lt;/em&gt; dedirtecek nefislikte bir fotografla sonuclaniyor. ziyaret etmenizi hararetle tavsiye etmekle beraber, bu ziyaretin ac karnina olmasi durumunda olacaklardan mesul tutulamayacagimi bilhassa beyan ederim. buna gore portakal agaci dozunu acikliyorum: gerekli malzeme ve sabir varsa yemeklerden once, yoksa yemeklerden sonra doyana kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gorur gormez ismine tav oldugum bloglardan digeri &lt;em&gt;sugibi-gunluk hayat&lt;/em&gt;. su, fena halde matrak bir hatun kisi, blogu da bir nevi gunluk... bu gunlukte esine kedi diye hitap ediyor, hayatinda olani biteni, kizip mucadele ettigi envai cesit insani, okudugu kitabi, hatta yedigi ictigini, kisacasi kendisinin de soyledigi gibi aklina geleni yaziyor. aslinda kim oldugu hakkinda hic bir fikrim olmayan bu insan gunluk hayatindan bahsederken kirk yillik arkadasimla sohbet ettigim hissine kapiliyorum, acayip de egleniyorum. sonra da sasiyorum kendi kendime televizyonda birilerini gozetleyenleri hic anlamayan biri olarak... hatta isi abartiyorum, su ruyama giriyor... benim meshur bilim kurgu/macera turu ruyalarimdan birinde silah arkadasi olup, dusman puskurtuyoruz. blog'undaki mucadele performans ve potansiyeli dimagimda yer etmis olacak... uyaninca halûk'a anlatiyorum, guluyoruz. onun da haberi var sugibi'den, kedi'nin askerde oldugundan... arada soruyor; kedi'nin su'yu ne yapmis, gormeye gitmis mi onu, gorusebilmisler mi, diye. ben su'yun (su'nun?) kedisi diye dusunurken, o kedi'nin su'yu diyor... enteresan geliyor... yine guluyoruz... kisacasi sanal gelmiyor artik su bana... kendi arkadaslarimdan daha cok haberdarim onun hayatindan... ve onemsiyorum gercekten de... keske bizimkiler de girisse bu blog isine, onlardan da boyle surekli haberdar olsak, diye dusunuyorum sık sık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ustunuze mi alindiniz yoksa? alinin alinin!..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110802616630503482?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110802616630503482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110802616630503482&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110802616630503482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110802616630503482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/komsu-komsu-hu-huu.html' title='komsu komsu, hu huu!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110793239598050919</id><published>2005-02-08T23:17:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:07:09.826-05:00</updated><title type='text'>yarinin enerjisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/Haluk%20in%20News.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/Haluk%20in%20News.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;blog nedir, nereden gelir, nereye gider, bize ne faydasi vardir, hayatimiza ne munasebetle girmistir, girmistir de iyi mi olmustur&lt;/em&gt; muhabbetine daha onemli bir haber vermek uzere ara veriyorum bugun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dun aksam heyecanlandim ben bayagi ve mutlandim bol tarafindan. zira sevgili esim meshur oldu! yok yok, sanirim artik sayin esim demeliyim... aksam halûk elinde okulun gazetesiyle gelince gayriihtiyari ilk sayfaya gozum ilisti. baktim, sanki fotograftakini bir yerlerden gozum isiriyor. iyice baktim, aaa hakikaten isiriyor... uzun lafin kisasi kendisi bas sayfa guzeli oldu dun. okul gazetesi dedim diye karamursel sepeti sanmayin ha, kampuste toplam 114 ulkeden 26 bin 629 ogrenci var! haberin bulundugu sayfanin adresini tabii ki verecegim; &lt;a href="http://www.dailycampus.com/news/854803.html" target="_blank"&gt;buyurun tiklayin&lt;/a&gt;. gordugunuz gibi kendisinden yarinin enerjisi diye soz etmisler, ne kadar gurur duysak azdir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fotografta sanki biraz bilim kurgu romanindan firlamislik havasi var ama olsun. zaten hepimiz oradan firlamadik mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110793239598050919?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110793239598050919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110793239598050919&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110793239598050919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110793239598050919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/yarinin-enerjisi.html' title='yarinin enerjisi'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110801582507400395</id><published>2005-02-08T11:39:00.000-05:00</published><updated>2005-02-10T02:10:00.230-05:00</updated><title type='text'>babacigim</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/eller.2.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #CC9966 4px solid; BORDER-TOP: #CC9966 4px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #CC9966 4px solid; BORDER-BOTTOM: #CC9966 4px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/eller.2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sekiz subat... Allah hayirli, saglikli ve uzun omur versin; bugun derunumdaki kahramanin, babamin dogum gunu... hayatimin ve karakterimin sekillenmesinde en buyuk emek sahiplerinden biri... baba hakki odenmez, sevgisi tukenmez, yurekteki yeri tarif edilmez... ee, bicare kelam neylesin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dogum gunun kutlu olsun, varligina hamdolsun babacigim...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110801582507400395?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110801582507400395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110801582507400395&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110801582507400395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110801582507400395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/babacigim.html' title='babacigim'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110741467951820035</id><published>2005-02-07T23:36:00.000-05:00</published><updated>2005-02-10T02:28:20.570-05:00</updated><title type='text'>blog dunyasi</title><content type='html'>en son, gecen yilki mecburi tatilimizden soz etmistim, hazir baslamisken biraz daha devam edeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dogrusunu soylemek gerekirse, turkiye'de krallar gibi agirlandiktan sonra yeniden yaban ellere donmek bir miktar agir gelmisti bize... hayatin hengamesinden kafayi kaldirip da insani asil neyin, nelerin mesut ettigine dikkat buyurmak, su her seyin su gibi akip gittigi cagda bir nevi luks kategorisine giriyor. hadi insanoglunu neyin mesut ettigi felsefesinden gecelim, kendi saadetimizin temel kaynaklarini bile dusunmeye ayiracak vakit bulamiyoruz biz bilgi cagi sakinleri. dusunsek de sanal kaliyor bu fikir kirintilari cogu zaman. iste bu ahval ve serait icinde herkes gibi biz de kostura kostura hayat tekerlegini cevirip dururken, birden gozumuzun onunde birbirine dik vaziyette iki el beliriverdi... ilk bakista bize de tuhaf, gereksiz ve zamansiz geldi bu mola. bizim meshur tekerlegin molaya ragmen pekala donmeye devam ettigini hayret ve ibretle seyrettikten sonra ise, su kisacik omrumuzde bilmem kacinci kez gorduk ki, gerek ve zaman kavramlarini tanimlamanin bin bir turlu yolu var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse uzatmayalim, bu mola ilkokulda sira olurken duymaya alistigimiz &lt;em&gt;"hizaya bak!"&lt;/em&gt; komutu gorevini gordu bizim icin... onceliklerimiz, istek ve dileklerimiz once birbirine girip, sonra tekrar sira sira dizildiler, &lt;em&gt;hizaya baktilar&lt;/em&gt; bir nevi. burada bizi bekleyen firsatlarin onca susune pusune, albenisine ragmen, turkiye'deki son gun birbirimize bakip, &lt;em&gt;"donmesek mi"&lt;/em&gt; dedik, kendimizi de sasirtarak... evet, tatil gibiydi o gunler ve tatiller de gercek dunyayi yansitmaktan hayli uzaktir mesguliyetler kadar, farkinda idik bunun. ama &lt;em&gt;"sonra da olur"&lt;/em&gt; deyip ertelediklerimize &lt;em&gt;"once de, simdi de, sonra da"&lt;/em&gt; ihtiyac duydugumuzu, asil bunlari ertelemenin luks oldugunu hatirlamamiza vesile oldu bu surec hic degilse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;donup de, tasinma, yerlesme, yerlestirme vesaireden olusan, bizim icin artik vakayi adiye haline gelmis ve yakinda bir yenisine girisecegimiz fani isler silsilesini alnimizin akiyla bertaraf ettikten sonra; uzakta olusumuzdan kaynaklanan eksikligi bir nebze olsun tamamlama imkanini arastirmaya basladik... kacirdigimiz sey esas itibariyla diledigimizce &lt;em&gt;paylasmak&lt;/em&gt;ti. o kisacik zaman zarfinda yakalamaya calistigimiz hep buydu; paylasmak... oradan oraya kosturup olani, biteni, duygumuzu, dusuncemizi, yedigimizi, ictigimizi, kirdigimizi, doktugumuzu, yaptigimizi, ettigimizi, velhasil elimize geceni paylasmistik surekli... hos teknoloji elimizin altinda idi; elektronik ortamda kurulan iletisimin hizi ve getirdigi diger kolayliklar, tabii ki ankara cocuk korosu marifetiyle sirin gosterilmeye calisilan ptt'nin p'sine havada karada bes basardi... vaktizamaninda basmisti da... lakin esas mesele sureklilik meselesiydi... ne yapmak lazimdi da sureklilik mesele olmaktan ciksaydi???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;once bir iki liste hazirlayip, bu listelere periyodik mesajlar gonderelim, herkesi birbiri hakkinda guncelleyelim diye dusunduk. belki zamanla onlar da bu ise katilir diye umit ederek tabii... her liste sakininin guncellenmekten hosnut olmayabilecegi ihtimalini hesaba katinca &lt;em&gt;newsletter&lt;/em&gt; cikarma (karsiligi &lt;em&gt;bulten&lt;/em&gt; herhalde, baska ne denir bilemedim) fikrini degerlendirdik bu sefer. boylece gonderilenleri sadece isteyenler alacak, hepimizin ici rahat olacakti... kendi kendimize nasil olur, ne dahil edilir, kime gonderilir tarzi sorularla beyin firtinasi estirirken, ben birdenbire weblog, namidiger blog dunyasini kesfediverdim. cevaplari gokte ararken yerde bulmustuk. iyi olacak hastanin doktor ayagina gelmisti ve de inleyenin dinleyeni vardi!&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110741467951820035?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110741467951820035/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110741467951820035&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110741467951820035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110741467951820035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/02/blog-dunyasi.html' title='blog dunyasi'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110718748788546429</id><published>2005-01-31T10:27:00.000-05:00</published><updated>2005-01-31T23:32:52.496-05:00</updated><title type='text'>aceleci yil</title><content type='html'>gecen sene bu zamanlar, new york'tan bu alisik olmadigimiz eyalete tam tasinmak uzereyken birden bire turkiye'de bulunmamiz gerekmis ve hic hesapta yokken felekten bir bucuk ay calmistik... once yildiz'a kizmistik, bu gereksiz seyahate bizi mecbur biraktigi icin. memlekete donmenin sebebi geregi olmaz, kurban oluruz ikimiz de vatana millete -ustelik tam da kurban bayrami arifesindeydik; lakin o donemde boyle bir seyahat biraz zorlayacakti bu kurbanliklari. tum esyalari toplamak, onlari depolayacak yer bulmak, yeni baslanacak is yerindeki insanlara bir bahane uydurmak ve onlari ikna etmek, istanbul'da kalacak yeri ayarlamak, tum bunlari yaparken de akibetimizin ne olacagini bilmiyor olmanin keyfini cikarmak gerekiyordu... e haliyle zordu... dedigim gibi kizmistik yildiz'a cok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra isler degisti. o soguk kis gunu, guzel istanbul'dan ilk nefesi cektigimiz anda kizginlik, bozgunluk kalmadi. bir baktik ki; yukarida saydiklarimin neredeyse iki kati isi (orada ailelerimiz, burada derya ve celal'in de nazik katkilariyla) bir hafta icerisinde halletmis olmanin rahatligini da arkamiza alarak, kar demeden kis demeden memleketin nimetlerinden faydalanmaya baslamisiz bile... isin guzel tarafi akibetimizin belli olmamasi bile bir tur nimete donusmus, bizi misafir makamina terfi ettirmisti. bayram, ozlenmislik, misafirlik, evli barkli olarak insan icine ilk cikis gibi faktorlerin hepsi bir araya gelmisti, dolayisiyla gel keyfimiz geldi... felekten bir bucuk ay caldik, demem de ondan. sevdiklerimiz sag olsunlar, var olsunlar bize unutamayacagimiz bir bayram yasatmislardi, hem de bir bucuk aylik bir bayram...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzerinden tam bir yil gecmis olmasina hala sasiriyor olmakla beraber, son zamanlarda o gunleri anmaktan alamiyoruz kendimizi... umuyorum ki bu bayram sevdiklerinizle ve sizi seven, ozleyen, yolunuzu gozleyenlerle doya doya vakit gecirmek kismet olmustur ve insallah nice nice bayramlar boyle birlestirir hepimizi...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110718748788546429?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110718748788546429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110718748788546429&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110718748788546429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110718748788546429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/aceleci-yil.html' title='aceleci yil'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110714708785676990</id><published>2005-01-30T23:51:00.000-05:00</published><updated>2005-01-30T23:51:27.856-05:00</updated><title type='text'>zzzzzzz...</title><content type='html'>yine uykudan once yaziyorum, ama bu sefer oyle yorgunum ki, bir iki satirdan sonra cumlenin orta yerinde uyuyakalmaktan korkuyorum desem yalan olmaz... anlasilacagi gibi bugun de hayli hareketli gecti. yalniz bu seferki hareket sportif ve kulturel faaliyetlerden degil, kendimizi cilgin tuketim toplumuna kaptirip gitmemizden kaynaklandi. malum, aklimizda donus planlari dolasip duruyor son zamanlarda. boyle olunca alisveris kacinilmaz oluyor tabii... atiyoruz kendimizi tuketici selinin icine, birakiyoruz kendimizi, basliyoruz ellerimizi acip kapamaya... eve dondugumuzde oltaya takilanlar kisa gunun kari olarak hanelere yazilirken, "bugun turkiye'ye bir adim daha yaklastik" dusuncesinin verdigi rehavet yorgunlukla birlesiyor ve gozlerimiz kendiliginden kapani... verrr...i...yorrrrrrrrr........ zzzzzzzzzz......&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110714708785676990?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110714708785676990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110714708785676990&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110714708785676990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110714708785676990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/zzzzzzz.html' title='zzzzzzz...'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110705988842655598</id><published>2005-01-29T22:42:00.000-05:00</published><updated>2005-01-31T10:26:54.956-05:00</updated><title type='text'>uzuuuuuuuuuun ara (her gun icin bir u)</title><content type='html'>dit dit diiit dit dit diiit dit dit diiit dit dit diiit... diii di dit dit diiiit... diii di dit dit diiiit!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrar merhaba sevgili kuzucuklarrr...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yukaridaki dit'ler hitaptan bagimsiz olsaydi, benim kafamda caldigi sekilde bir melodi canlanmayacakti herkesin zihninde... melodi demeye cagirdigimiz bin sahidin de isaret edebilecegi gibi, ne yazik ki yaziyla resim cizen, beste yapan zat-i muhteremlerden degilim... dolayisiyla ipucu destekli dit dit'lerle idare etmek durumundayiz. hala "nedir bu dit'ler kardesim" noktasinda bulunanlar icin joker ipuclarimizi veriyorum: adile teyze ve uykudan once... hadi bir tane de benim gonlumden koptu: blok flut ile calinmis en tatli uyku muzigi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;normal insanlar gibi konusmaya baslamadan once daha kac paragraf heba etmem gerekiyor bilmiyorum ama, tekrar deniyorum. haydi bismillah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurban bayrami'nin uzerimizden henuz kalkmamis olan etkisiyle mi, biz &lt;em&gt;uzaktakiler&lt;/em&gt;e mahsus yagan karla karisik hasret yagmurundan mi bilmem; halûk'la konusurken bugun &lt;em&gt;kuzucuklar&lt;/em&gt; diye seslenmek geldi icimizden sizlere... biz kendi kendimize "bugune bugun koskoca yetiskin insanlar" oldugumuzu dusuneduralim, hepimiz annelerimizin kuzucuklariyiz hala... &lt;em&gt;ana kuzusu&lt;/em&gt; olmaktan gayri ne var ki dogdugumuz andan bu yana sabit kalan, degil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuzucuklar deyince rahmetli adile teyze'yi anmadan gecmek olmazdi. adile teyze'yi, hele bir de uyumadan hemen once aninca ilkokul yillarimizin guzelim &lt;em&gt;uykudan once&lt;/em&gt; programlari dustu aklima. muzikli uykudan once girisi yapmaya kalkinca da dit dit oldu... idare edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu son haftada kendime dair bir problem daha kesfettim. (surpriiz!) anlatacak sey arttikca buraya yazma imkan ve ihtimalim azaliyor nedense. bunu problem olarak takdim ediyorum, zira anlatacak seyi olmayan insanin anlatamamasi gerekir, diye cilginca bir dusuncem var. yine bu mantiga gore hayat hareketlendikce yazma potansiyel ve frekansinin artmasi gerekiyor. potansiyele kadar her sey normal... frekansa geldik mi isler bozuluyor. ne zaman sessiz sakin hayatima geri donuyorum, o zaman kelimeler gemi aziya aliyor... mesela kurban bayrami ile ilgili yazmak istedigim oyle cok sey vardi ki. ama bir turlu kismet olmadi. ondan sonraki gunler ise bayrami yazamamis olmaktan kaynaklanan dayanilmaz agirligin azizligine ugradi. gel de cik isin icinden... eh, bu konuyu da kendine has bir paragrafta irdeleyip rahatladigimiza gore, en azindan bugunu yazmaya baslayabilirim herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah kahvaltimizi yaparken lige verilen aranin bittigine gayet memnun bir halde trt-radyo1 ortak yayini'ndan ilk hafta maclarini dinledik. sonra ebeveynlerimizi arayip meledik biraz, hala kuzucuk olabilmenin keyfiyle. arkasindan hazirlanip disari ciktik. once, artik bir odanin yarisini kaplayacak hale gelmis olan cam-plastik-teneke yiginini zor bela arabanin bagajina tikistirip geri donusum noktasina goturduk. onlari, donusunuz muhtesem olsun, dilekleriyle ugurladiktan sonra kutuphaneye gittik hevesle. ben bugun orada kitap satisi oldugunu zannediyordum, meger gelecek hafta imis. kutuphanede arada bir elden cikarmak istedikleri kitaplari 50 sent ve 1 dolar'lik etiketlerle satisa sunuyorlar. her zaman ilgimizi cekecek seylere rastamak mumkun olmuyor ama, heveslenmistik dedigim gibi, biraz hayal kirikligina ugradik. neyse ki bu kiriklik fazla surmedi; siradaki durak spor salonuydu. orada &lt;em&gt;soyle de boyle idmanlar&lt;/em&gt; (ilkokulda ogrendigimiz bir sarkidan alinti &lt;span style="font-size:85%;"&gt;(*)&lt;/span&gt;) yapip kaslarimiza kas kattik. tam ayrilacakken, bir de baktik ki genclere ayrilmis olan oda acik. bu oda gunun belli saatlerinde belli yas gruplarina ayrilmis olmasina ragmen, cogunlukla onlu yas grubuna ait genclere oncelik veriyor. baktik kimse yok, daldik iceri. maksat gencligimizi saclarindan yakalamak filan degil, langirt oynamakti. bu genc odasina bir langirt, bir masa tenisi, bir havali hokey (nasil tercume ama) ve bir de bilardo masasi koymuslar. n'apalim, bizden gunah gitmisti artik. gencler gelene kadar once langirt, sonra da masa tenisi oynadik. (daha dogrusu halûk oynadi, ben karsisinda durdum.) hos soran olsaydi on yedi ve on sekiz yaslarinda oldugumuzu soyleyecektik ama, gerek kalmadi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gunun esas hadisesi ise aksam uzeri eve gelince gerceklesti. lahmacun yaptik!!! evet, hamuru meksikalilar'in &lt;em&gt;tortilla&lt;/em&gt; dedigi bir cesit ince pideden ibaretti, tas firin yerine elektrikli firinda pisti ama, o lahmacun bizim lahmacunumuzdu! ustelik yaninda ayranimiz da vardi ve hic kimse o anda bizi dunyada bir yerlerde daha lezzetli lahmacunlar bulunabilecegine ikna edemezdi. cunku biz lahmacuna lahmacun demezdik, lahmacun bizim olmayinca...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sarhoslugun etkisi biraz gectikten sonra sira geldi &lt;em&gt;geleneksel lezzet&lt;/em&gt; serisinden &lt;em&gt;kazandibi&lt;/em&gt;'ne... (dr. oetker poset icerisindeki tatlilarina geleneksel lezzet diye hitap ediyor, ben de bize ettigi bunca iyilige binaen dokunmadim, aynen kullaniyorum.) tatli ve cay esliginde matris filmlerinin ucuncusunu seyrederek uyku saatini getirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uykudan once niyetine ise uzuuuuuuuuuun aradan sonra ozlestigimiz dostlara bir selam edelim dedik, vesselam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;(*) coktan unuttunuz degil mi, yukaridaki yildizi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;zil caliniyor&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;ding dang ding dang dong&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;yeter calistik&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;duralim artik&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;basimiz agriyor&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;of of of aman&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;oyun isteriz&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;soyle de boyle idmanlar&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ilkokula yeni baslamis cocuk icin boyle sarkilar yaz, sonra tembel diye sikayet et!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110705988842655598?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110705988842655598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110705988842655598&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110705988842655598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110705988842655598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/uzuuuuuuuuuun-ara-her-gun-icin-bir-u.html' title='uzuuuuuuuuuun ara (her gun icin bir u)'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110619831879137802</id><published>2005-01-19T23:50:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:08:38.583-05:00</updated><title type='text'>bayrama az kala</title><content type='html'>arife gunu geldi catti... kara gozlu, kinali kurbanciklar yaradilis gayelerine ermek uzere beklerken melesiyorlar... bu zamanlarda mideleri bosken guzel kokulari duyup yutkunan ufakliklari unutanlardan olmadigimiz icin sukrediyoruz... bayrama en cok onlar yakisiyor, bayam coskusu en cok onlara yarasiyor cunku...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kurban.denizfeneri.org.tr/" target="_blank"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/kurban.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;&lt;a href="http://kurban.denizfeneri.org.tr/"&gt;pamuk eller buraya&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110619831879137802?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110619831879137802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110619831879137802&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110619831879137802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110619831879137802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/bayrama-az-kala.html' title='bayrama az kala'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110620037345530293</id><published>2005-01-19T11:27:00.000-05:00</published><updated>2005-01-20T10:05:25.976-05:00</updated><title type='text'>mujde mujde!!</title><content type='html'>gecikmeli kartlarin tekmili birden bu sayida!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;esengul'un gecikmeli karti nihayet geldi... ilkokuldayken, asagi yukari oynattikca uzerindeki resim degisen cetveller vardi hani; o sistemle calisan bir kart secmis esengul... oyle oldugu icin biraz karisik gorunuyor burada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/Esengulyilbasikarti.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/Esengulyilbasikarti.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gokcen ise yilbasi kartini herkesten once gondermis aslinda ama ben size gostermekte geciktim. onun tebrik gonderdiginden haberimiz olmadigi icin bize tamamen surpriz olmustu. tam da new york'a gitmek uzere yola cikacagimiz sirada gelmisti surprizimiz. o anda halûk'un aklina karti tarayip bilgisayara aktarmak geldi. boylece sevincimizi sizinle paylasabilecektik. maalesef new york'ta gecirdigimiz surede internete baglanmak kismet olmadi, ben de anlatmak istediklerimi yazamadim. bu da bu sekilde gecikmis oldu. ama simdi tekmili birden!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/Gokcensnewyearcard.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/Gokcensnewyearcard.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgiler ikimizden ikinize de...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110620037345530293?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110620037345530293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110620037345530293&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110620037345530293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110620037345530293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/mujde-mujde.html' title='mujde mujde!!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110602734238188731</id><published>2005-01-17T23:39:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:10:14.586-05:00</updated><title type='text'>eski dostun maceralari</title><content type='html'>simdi sizlere takdim edecegim enteresan kisilik cok eski bir dost... yillardir her adi gectiginde yuzleri gulumseten, belli muhabbetlerde kendine mutlaka yer bulan, egitim hayatimizin ta temeline damgasini vurmus bir dost hatta. ilk resim, ilk kargacik burgacik kelime, ilk heceleme denemesi... ilk kitap... ilkokul cagimizin &lt;em&gt;bestseller&lt;/em&gt;'i, o zamanlarin harry potter'a rakip olabilecek tek nesriyati... kutuphaneleri devirsek ve okudugumuz her kitabi unutsak, unutamayacagimiz cocukluk emaremiz ve o gunlerden elimizde kalan en onemli delil, en siska tanik: cin ali!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugun halûk, cok sukur, kendini daha iyi hissedince bahsettigi gibi bir iki saatligine calismaya gitti. donerken bana bir surprizi oldugunu soylediginde, cin ali aklimin ucundan bile gecmemisti. karsimda bizim copten adami gorunce oyle sevindim ki! akabinde ikimiz birden, "bundan mutlaka kirmizi bacali evde bahsetmemiz lazim" dedik... soyledim ya, gozumuzun bebegisiniz, sizsiz olmuyor... buyurun ilkokul yillarina:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.engr.uconn.edu/~haluk/CinAli1.ppt" target="_blank"&gt;cin ali'nin topaci&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.engr.uconn.edu/~haluk/CinAli2.ppt" target="_blank"&gt;cin ali ile berber fil&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isin guzel tarafi, ikimiz de ilk olarak topac macerasini okumusuz kucukken... seri basi filan miydi acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cin ali'nin bu iki macerasini bir arkadasimiz elektronik posta olarak gondermis bugun halûk'a... bunlari elektronik ortama geciren esas kaynagi ise malesef belirtemiyorum. dusunup hayata gecirenin ellerine saglik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/CinAli.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/CinAli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;cin ali'nin hayatindan bir enstantane&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yukarida baglantilarini koydugum dosyalar powerpoint dosyalari, tikladiginizda karsiniza gelen pencerede "aç" dugmesini secmeniz yeterli. okurken sayfanin herhangi bir yerine tikladikca bir sonraki sayfa acilacaktir.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110602734238188731?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110602734238188731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110602734238188731&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110602734238188731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110602734238188731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/eski-dostun-maceralari.html' title='eski dostun maceralari'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110594433882938686</id><published>2005-01-16T11:01:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:11:47.920-05:00</updated><title type='text'>hain enflüanza</title><content type='html'>tdk sozlugune gore gribin, yani meshur &lt;em&gt;influenza&lt;/em&gt;'nin bir karsiligi da bu imis, sifati benden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halûk'cugum carsamba gecesinden beri buralari coktan ele gecirmis olan hain viruslerin bir kismina yataklik ediyor. boyle olunca kendisi de yataklik oldu malesef... ama kahramanlar gibi savastik, cok yakinda iman gucumuzle hepsinin basini virus gibi ezecegiz evvel Allah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sure zarfinda bes adet film, dort cizgi film, bir dizi dizi film, bol miktarda cay-corba, ihlamur, halls ve yesil theraflu'nun hakkindan geldik, buralari istemeden ihmal ettik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yoksa hala basimizin taci, gozumuzun bebegi, burnumuzun diregisiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;not: dun sevgili tuba'nin sesini duydum, mutlu oldum. onlarin da dilekler gibi mart ayinda bir kizlari olacakmis insallah. su dogum gunleri de olmasa yilda bir bile gorusemeyecegiz herhalde... mesafelerin cilvelerinden...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110594433882938686?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110594433882938686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110594433882938686&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110594433882938686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110594433882938686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/hain-enflanza.html' title='hain enflüanza'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110550720968582767</id><published>2005-01-11T23:59:00.000-05:00</published><updated>2005-01-12T00:33:45.260-05:00</updated><title type='text'>pepenn, balonn balonnn!!!</title><content type='html'>bugun ucmayanlarindan iki adet balon haline geldigimiz uzerinde fikir birligine vararak spor salonuna tekrar kayit olduk. tam da bu aksam fena halde kar bastirdi. biz donene kadar evimizin hayli meyilli olan araba girisinin &lt;em&gt;gecilmez&lt;/em&gt; hale gelmesinden korktugumuz halde, ortada kendimize, daha da onemlisi birbirimize verdigimiz bir soz vardi; spor salonuna gidilecekti. evelallah gittik, pek sportif olup, kazasiz belasiz evimize geri donduk. su anda kar devam ediyor, bizim donusumuz yollar &lt;em&gt;gecilmez&lt;/em&gt; olmadan hemen once gerceklesti cok sukur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hava cok soguk oldugu icin kartopu oynama hevesimiz de kursagimizda kaldi... daha dogrusu neredeyse kalacakti... garaja girip arabadan inince arabanin ustunde birikmis olan yaklasik bir karislik kar tabakasinin, bes dakikalik kartopu mucadelesine yetecek bir malzeme oldugunu test edip onayladik. kira kontratinda "araba garaji kuru tutulacaktir" tarzi bir ibare olmadigini umit ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada ogle ve aksam yemeklerinde &lt;em&gt;minestrone&lt;/em&gt; denen, icine akla gelen her tur sebze, cesitli kuru bakliyat ve makarna konarak hazirlanan italyan usulu bir nevi corba yedik. yedik diyorum, cunku bu corba kivam itibariyla icilecek gibi degil. bizde boyle durumlarda ortaya cikan urun icin &lt;em&gt;corba&lt;/em&gt; yerine &lt;em&gt;sulu yemek&lt;/em&gt; ifadesi tercih ediliyor. ama tarif sahiplerine saygisizlik olmasin diye biz kendisine afiyetle corba diye hitap ettik.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110550720968582767?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110550720968582767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110550720968582767&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110550720968582767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110550720968582767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/pepenn-balonn-balonnn.html' title='pepenn, balonn balonnn!!!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110550230895100115</id><published>2005-01-11T13:04:00.000-05:00</published><updated>2005-01-12T00:28:09.176-05:00</updated><title type='text'>4916 kere dusunmeli</title><content type='html'>bu sabah esengul'den gelen bir mesaj bayagi dusundurdu beni. kendisine gonderilmis bu mesajda bir gazete haberinden alinti yapilmisti. haber, israil'in yillardir en ince detayiyla yaptigi planlardan sadece birine dairdi. artik gazete okuyan herkesin (nasil oluyorsa) haberdar oldugu bu plan cercevesinde yahudiler ulkemizde, ozellikle doguda hizla toprak sahibi oluyorlardi. hatta bunun icin israil hukumetinin turk vatandasi olan yahudiler'i organize ettigi, son zamanlarda urfa'daki italyan hastanesi'nde israil vatandasi kadinlarin yaptigi dogumlarin -dolayisiyla da bu dogumlardan olan turk pasaportlu cocuklarin sayisinin tesadufi bir sekilde arttigi gibi rivayetler uzun zamandir ortalarda dolasip duruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yahudiler'in herhangi bir sey sahibi olmasi bence enteresan bir haber sayilmaz. nihayetinde dunyanin her yerinde, en guzel her seye sahip olan bireylerin olusturdugu bir topluluktan bahsediyoruz. enteresan olan, yillardir bu planini gizlice(!) uygulamaya calisan israil hukumetinin artik bu isi aleni yapabilir hale gelmis olmasiydi. bu da yabancilara toprak satisinin onunu acan 4916 sayili kanun sayesinde mumkun oluyordu. habere gore israil artik isi aleniyete dokuyor, hukumetten resmi yollarla toprak ve su istiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yabancilarin toprak sahibi olmasi yalniz bizim memlekete mahsus degil. (ayrica goruldugu gibi turk vatandaslari kullanildigi surece bunu durdurmak da pek mumkun degil. yapilacak sey &lt;em&gt;farkinda&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;uyanik&lt;/em&gt; olmak su anda) bu islere karsi olanlara sorarsaniz; yabanci sermayeye, azinliklarin herhangi bir dini faaliyetine, avrupa birligi'ne, turizmin ozendirilmesine, dinler arasi diyalog calismalarina ve bunun gibi daha bin turlu faaliyete karsilar. neye karsi cikacaklarinin hesabini da sasirmis durumdalar bana kalirsa. zira bunlarin bir kismi yeri ve zamani geldikce ortululere, zina yasasina, amerika ile iliskilere, araplar'la iliskilere, kurtce egitime, kurtce'nin yasaklanmasina, irak'ta askeri olarak bulunmaya ve bulunmamaya da karsi cikmislardi... onlari kendi huysuzluklariyla basbasa birakip, kendi endiselerime geliyorum. boyle bir yasa cikarilirken hicbir tedbir ve/veya denetlemeye yer verilmemis olduguna pek inanmak gelmiyor icimden. bu tur yabancilar meseleleri duzenlenirken cesitli sinirlamalar getirilir dogal olarak. koskoca kadroda bir Allah'in kulunun aklina gelmedi mi acep? ben bununla ilgili bir detay bulamadim internette, eger siz okuduysaniz bilmek isterim dogrusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bildigim kadariyla bu yasa, yapilan itirazlar sebebiyle su anda anayasa mahkemesinde gorusuluyor. bunu ne kullen ortadan kaldirmak, ne de hicbir tedbir, duzenleme getirmeden yururluge koymak akil kari gorunuyor. herkes gibi biz de stratejik alanlar, sinir bolgeleri, tarim alanlari, ormanlar ve tarihi bolgeler hususlarinda, bir yabancinin mulkiyet hakki nereye kadar gider babinda 4916 defa dusunup, kendi acimizdan kabul edilebilir bir kanun cikarabiliriz ortaya herhalde, degil mi?&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110550230895100115?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110550230895100115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110550230895100115&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110550230895100115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110550230895100115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/4916-kere-dusunmeli.html' title='4916 kere dusunmeli'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110542156430616081</id><published>2005-01-10T11:53:00.000-05:00</published><updated>2005-01-11T00:32:44.306-05:00</updated><title type='text'>koftehorun mutlulugu</title><content type='html'>bu aksam mutlu bir olay oldu. sokaktaki kofteciler gibi kofte ekmek yapip yedik aksam yemeginde.  hic kofte yememis degiliz burada bulundugumuz muddetce, ama boyle kofte dumani kokulu, yarim ekmek ici kofte yapmak aklimiza gelmemisti. yaninda da acili salgam suyu, offff... oyle mutluyum ki yazacak kelime bulamiyorum. sabah kalkinca yine yazarim. iyi geceler simdilik. isine yeni gelmislere ise gunaydin... siz uc satirda kac kere &lt;em&gt;"kofte"&lt;/em&gt; dedigimi sayadurun, ben ruyamda &lt;em&gt;meshur yildiz koftecisi&lt;/em&gt;ne dil cikarip nanik yapacagim!&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110542156430616081?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110542156430616081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110542156430616081&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110542156430616081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110542156430616081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/koftehorun-mutlulugu.html' title='koftehorun mutlulugu'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110533898176867072</id><published>2005-01-09T23:52:00.000-05:00</published><updated>2005-01-11T14:54:22.733-05:00</updated><title type='text'>cocuklarin karma dili</title><content type='html'>su rehavetten guzelce bir silkinip kurtulmak lazim... havalar iyice sogudugundan midir, dortler bese donustugunden midir bilmem; evi bakimsiz biraktik biraz. ayip... dogru... hemen kollari sivamak lazim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artik sifirin ustune cikmiyoruz pek kolay kolay. hele geceleri insanin burnunu dusurecek kadar soguk oluyor buralar. biz de burunlarimizi cok sevdigimizden hava karardiktan sonra evimizden ayrilmiyoruz mumkun mertebe. dun ve bugun mustesna. dun halûk'un bir arkadasi ve esinin evinde tam turk usulu bir aksam yemegine davetliydik. massachusetts eyaletinde, bulundugumuz yerden yaklasik bir saat uzaklikta oturuyorlar. yolda bir ara tipi bastirdi, goz gozu gormez oldu... dolayisiyla yolculugumuz biraz daha uzun surdu. sag olsunlar, cesitli hazirlik yapmislar, bizi bir guzel doyurdular. yedigimiz ictigimiz bize kalsin, ben gorduklerimi anlatayim... uzun zamandir pek fazla insan gormemis olmanin etkisiyle herhalde, bayagi koyu bir muhabbete daldik ev sahipleriyle kapidan iceri adimimizi atar atmaz. ayrilirken de onlar kapiyi kapatana kadar konusmaya devam ettik(m). onlarla olan guzel muhabbetin yaninda bir de evdeki iki cocugun maskaraliklariyla oyalandik. once cekingen davrandilar yabanci oldugumuz icin ama gecenin ilerleyen saatlerinde hayli acildilar. hatta bunlardan kucuk olani -ki kendisi bacak kadar degil, yarim bacak kadar bir sey, bir ara icerden kosa kosa gelip, &lt;em&gt;"baba, baba! asta la vista beybiii!"&lt;/em&gt; diye bagirdi. hic beklemedigimiz icin cok eglendik tabii biz. sonradan, hadisenin abisinin basinin altindan ciktigini anladik ama, abi dedigim de 6-7 yaslarinda zaten. abi deyip de gozde buyutmemek lazim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burada yasayan turkler'in cocuklari, ozellikle de burada dogdularsa ne dil konusacaklarini sasiriyorlar ve sonucta ortaya komik, melez bir dil cikiyor. cumlenin yarisi turkce, yarisi ingilizce kelimlerden olusuyor. cumle yapisini ise hic sormayin. bu ne kadar gelisiguzel gelse de insanin kulagina, belli bir zaman sonra cocuklarin kendilerine gore yazili olmayan bazi standartlari oldugunu farketmeye basliyorsun. mesela; &lt;em&gt;anne cuys ver&lt;/em&gt;, diyor hemen hepsi canlari meyve suyu istediginde; &lt;em&gt;i want some portakal suyu&lt;/em&gt; diyenine rastlamadim. veya cumlenin her tarafi turkce olsa bile renkleri mutlaka ingilizce soyluyorlar. &lt;em&gt;blue kalem&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;green elbise&lt;/em&gt; seklinde... ilk baslarda, biraz da etrafta cok cocuk oldugundan bunlarin hepsi dikkatimi cekiyordu, pek egleniyordum. fakat simdi dusundum de, malesef gulup anlattigim orneklerin hepsini unutmusum. zamaninda bir kenara not etmek lazimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dun aksam ziyaret ettigimiz aile, yazin bize misafir olmustu. ayrilirlarken evin babasi bahcede "tesekkur ederiz, bize de bekleriz, iyi aksamlar" icerikli son konusmalardan birini yapmaya calisiyordu binbir zorluk icerisinde. zira biraz evvel bahsettigim kucuk kiz babasinin dizine yapismis, ellerini de havaya kaldirmis mutemadiyen &lt;em&gt;"kucak, kucak, kucak, kucak, kucak, kucak, kucak......."&lt;/em&gt; diyordu incecik sesiyle. en sonunda babasi sozunu yarida kesmek zorunda kalip kizini kucagina aldi, tam sozune devam edecekti ki, ufaklik minik kollarini babasinin boynuna dolayip tam bir zafer edasiyla gulumseyerek, &lt;em&gt;"i like kucak!"&lt;/em&gt; dedi... onlari yolcu ettikten sonra uzun sure gulmustuk bu duruma. komsuya gulmemek lazim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine buna benzer olaylardan birini de halûk anlatmisti. eskiden kaldigimiz yerdeki cocuklardan biri ilkokula basliyor. turk aileler cocuklarinin okulda yediklerine cok dikkat etmek zorunda kaliyorlar dogal olarak ve onlara kendi beslenme cantalarinda bulunanlar disinda hicbir sey yememelerini tembih ediyorlar iyice. bizimki de bunlardan biri, ama belli ki anne babasina fazla soru sorup, detay ogrenmis biri. gunlerden bir gun beslenme saatinde, yaninda oturan amerikali arkadasi bizimkine kendi yemeginden ikram ediyor. bizimki geri ceviriyor hemen. amerikali cocuk nasil oluyorsa israr ediyor. bu da en sonunda dayanamayip, &lt;em&gt;"I can't eat, it's not caiz"&lt;/em&gt; (&lt;em&gt;yiyemem, caiz degil&lt;/em&gt;) diyor. 6 yasinda cocugun caiz kelimesini kullanmasina mi gulersin, amerikali'nin durumuna (dumuruna) mi. cocuk deyip gecmemek lazim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de turk bakkalindaki biskuvilerin icinde en cok tutku'yu seven, fakat nedense bunu &lt;em&gt;"tuthku"&lt;/em&gt; diye telaffuz eden bir tanesi var ki, biz bile sayesinde tutku diyemiyoruz artik. ikinci t'yi &lt;em&gt;thank you&lt;/em&gt;'daki gibi peltek soyluyoruz otuzardan altmis yasinda iki koca insan... bir an evvel memlekete donmek lazim...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110533898176867072?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110533898176867072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110533898176867072&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110533898176867072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110533898176867072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/cocuklarin-karma-dili.html' title='cocuklarin karma dili'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110499028601443851</id><published>2005-01-05T11:32:00.000-05:00</published><updated>2005-01-06T01:35:45.263-05:00</updated><title type='text'>yeni yil kartlari</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/NA2005Kart.jpg"&gt;&lt;img class="phostImg" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/NA2005Kart.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;sevgili nazmiye'den&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;bugun posta kutumuzda iki kart birden bulduk! aslinda ikisinin de geleceginden haberimiz vardi, ama yine de cok mutlu olduk boyle bir arada gelince... birini annem seb-i aruz vesilesiyle ziyaret etmekte oldugu konya'dan gondermisti, digerini ise halûk'un kardesi nazmiye orada yasadigi icin istanbul'dan... yuzumuzdeki isiltiyi gorseydiniz, hepiniz kaleme kagida (ya da posta kartina) sarilirdiniz eminim... heh... mesajli bir yazi oldu; yil baslarinda mesaj vermek iyidir, iyi olmasa bile adettendir. adetlere sahip cikmak gerekir, ciktik, bu da iyi oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/SB2005Kart.1.jpg"&gt;&lt;img class="phostImg" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/SB2005Kart.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;annecigimden&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110499028601443851?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110499028601443851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110499028601443851&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110499028601443851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110499028601443851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/yeni-yil-kartlari.html' title='yeni yil kartlari'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110481969673545640</id><published>2005-01-03T23:30:00.000-05:00</published><updated>2005-01-04T01:25:43.700-05:00</updated><title type='text'>şeher yeri</title><content type='html'>gecen hafta, hazir memleket rehavete kapilmisken biz de birkac gunluk bir tatil yapalim istedik ve carsamba gunu new york city'ye dogru yola ciktik. insan buyuk sehir havasini ozluyor aliskin olunca. genellikle stres kaynagi olarak siralanan trafik, gurultu, karmasa, kesmekes, kalabalik -ozellikle de kalabalik, bizim gibi orman icinde yasayan sade kasaba insanlarini mutlu ediyor tuhaf bir sekilde. kendimize utanmadan kasaba insani dedim ama, gercek kasaba insanlari bizim gibi degil tabii. buyuk sehir dedin mi gozleri buyuyor hemen, oturduklari yerden korkuveriyorlar new york city, boston, houston vb. seklinde adlandirilan canavarlardan. istanbul'u havsalalari bile almaz, biliyorum. dusuncesine bile katlanamiyorlar sehirde araba kullanmanin ya da vesait degistirip durmanin, o kalabalikta yuruyup yolunu bulmanin, her turlu insanla muhatap olmanin... bizse mutlu oluyoruz sehir havasini solumaya basladigimiz anda. tamam temiz hava, orman filan da mutlu ediyor insani ama, kendimizi tanimlayabildigimiz yer bizim icin kirli hava/sehir galiba; ondan mutlu ediyor bizi. yoksa hadiseye mantik cercevesinde bakarsak, gurultu ve kirliligin kisiye mutluluk vermesi pek de normal olmasa gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedigim gibi carsambadan itibaren buyuk şeherdeydik... kendimizi bulduk biraz, kendimize geldik. istanbul icin prova yaptik. sinir katsayimizin eski hizinda yukselebilirligini test ettik, onayladik. sıkı dur istanbul, dedik icimizden...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110481969673545640?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110481969673545640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110481969673545640&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110481969673545640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110481969673545640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/eher-yeri.html' title='şeher yeri'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110472634138607695</id><published>2005-01-02T23:04:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:14:07.256-05:00</updated><title type='text'>MMV</title><content type='html'>merhaba! biraz ani ve habersiz oldu ama, sizlerden bir sure ayri kaldik sevgili misafirler, kusura bakmayiniz... yine de sag olunuz, biz yokken ortaliga goz kulak olmus, odalari havalandirmis, ciceklerimizi sulamis, baliklara filan yem vermissiniz... pek nazik ve de pek yarayislisiniz, Allah her eve sizin gibi misafirler versin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz ancak bu aksam donebildik. anlatacaklar birikti... sizleri evden ayrilmadan hemen once hazirladigimiz &lt;a href="http://www.engr.uconn.edu/~haluk/2005" target="_blank"&gt;yeni yil mesaji&lt;/a&gt;mizla bas basa birakiyorum simdilik... mutlu yillarrrr!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.engr.uconn.edu/~haluk/2005" target="_blank"&gt;yeni yil kutlamamizi seyretmek icin lutfen buraya tiklayin&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110472634138607695?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110472634138607695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110472634138607695&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110472634138607695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110472634138607695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2005/01/mmv.html' title='MMV'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110364880214526841</id><published>2004-12-21T15:22:00.000-05:00</published><updated>2004-12-21T15:28:40.420-05:00</updated><title type='text'>1000.</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/1000s.2.jpg"&gt;&lt;img class="phostImg" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/1000s.2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;1000. misafir odulu&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ey su anda evimizi ziyaret etmekte olan kisi! evet evet siz! saat 15:22 ve bugune bugun kirmizi bacali eve misafir olan bininci guzel insansiniz, tebrikler! sizi tabii ki duruma uygun bir sekilde odullendiriyoruz... hayirli olsun efenim...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110364880214526841?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110364880214526841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110364880214526841&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110364880214526841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110364880214526841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/1000.html' title='1000.'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110360162864219964</id><published>2004-12-20T23:00:00.000-05:00</published><updated>2004-12-20T23:15:24.473-05:00</updated><title type='text'>ringo &amp; gringo</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/kopekler.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/kopekler.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iste meshur ringo ve gringo! hakan abi bahsetmisti, babalari alaska kurdu (husky), anneleri ise alman kurdu imis bunlarin. hic kurda filan benzer halleri var mi sunlarin baksaniza! ekrandan elini uzatip yakalayivermek geliyor insanin icinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soru: bunlar bize gore alaskali, yahudilere gore alman mi sayilacak simdi?&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110360162864219964?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110360162864219964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110360162864219964&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110360162864219964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110360162864219964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/ringo-gringo.html' title='ringo &amp; gringo'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110326151665434970</id><published>2004-12-16T21:09:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T02:24:09.146-05:00</updated><title type='text'>melike kuzen</title><content type='html'>vatandaslarimizin hatiri sayilir bir kisminin nufus cuzdani en az bir hatali bilgi icerir. dini ve cinsiyeti disindaki hanelere pek onem vermez nedense nufus memurlari, adamin soyadini bile yanlis yazmaya kadar gotururler isi... adim da dogru olmayacaksa, &lt;em&gt;kimlik &lt;/em&gt;kismisi; sozluk anlamiyla &lt;em&gt;kisinin kim oldugunu tanitlayan(?) belge&lt;/em&gt; ne ise yarar ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kadar gevezeligi melike kuzen'in dogum gunu serefine yaptim desem, inanir misiniz? aslinda kisaca girizgahi, nufus cuzdaninda ocak dogumlu oldugu belirtilmesine ragmen, benim sevgili melike kuzen'im 16 aralik'ta, yani birkac sene once bugun dogmustur... seklinde yapacaktim... araya nufus memurlari girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakmayin sesinin cikmadigina, kuzenim kirmizi bacali evin sessiz misafirlerinden.. zaten sesi ciksa da cikmasa da buradaki herkes onu taniyor, ayrica bir takdime gerek yok sanirim. ben bugun ona pursaglik, purnese ve her sabah baska bir heves icinde karsilayacagi en guzel, en muhtesem gunleri nasip etmesini diliyorum Allah'tan... agzin kulaklarina hic hasret kalmasin, gozlerindeki kahkaha etrafindakilere sicrasin, yuzundeki ilk ve son cizgiler gulme cizgileri olsun ve gun bitip yastiga basini koyarken "bundan daha guzel bir gun olamazdi" diyesin, her gece...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayirli uzun yillari bizlerle paylasman dilegiyle gonlunce... iyi ki dogdun pek sevgili kuzenim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;not: hadi sen de kbe onunde fotograf cektir de, senin de resmini ekleyecegim buraya...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110326151665434970?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110326151665434970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110326151665434970&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110326151665434970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110326151665434970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/melike-kuzen.html' title='melike kuzen'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110326606914029990</id><published>2004-12-16T01:23:00.000-05:00</published><updated>2004-12-17T07:49:32.193-05:00</updated><title type='text'>komsularla tanisma</title><content type='html'>yazin hafta sonlari cok hareketli idi burasi. eksik olmasinlar, arkadaslarimiz bizi yalniz birakmadi... bizim de arayip bulamadigimiz seydi bu, kalabalik icinde su gibi akip gecti zaman... halûk'un annesinin de bizimle oldugu hafta sonlarindan birinde, eskiden yasadigimiz yerden, troy'dan birkac aile ziyaretimize gelmisti. biz arkadaslardan birisiyle mutfakta hazirlanirken, halûk'un annesi sag olsun, diger hatun kisileri alip yuruyuse cikarmisti etrafi gostermek icin. bizim evden bir ev sonra sagda bir mezarlik var. tam oradan gecerlerken adamin biri pat diye onlerine cikip bozuk bir siveyle "Allahuekberr!" diye bagirmis... mezarlik hiristiyan mezarligi, bizimkilerin saskinliktan dili tutulmus tabii bir an... ne oldugunu anlamaya calisirlarken, adamcagiz iclerinde ingilizce bilen bir tanesine; konusmalarina kulak misafiri oldugunu, esinin de turk oldugunu, biraz ileride oturduklarini ve onlari esiyle mutlaka tanistirmak istedigini soyleyerek kollarindan cekistirmeye baslamis... korka korka bu yabanci adamin pesine takilmislar ve meshur tulay hanim'la tanismislar o gun.. daha sonra da biz tanistik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aradan zaman gecince isin asli, yani rick'in mezarlikta oturup duruken birden neden aska geldigi anlasildi. daha once universitedeki turk hocalardan birine sormus rick, hocam sokakta bir turk gorursem nasil hitap ederim, nasil selam veririm diye... hoca da nedendir bilinmez, "selamunaleykum" dersin diye ogretmis. buncagiz da bizimkileri gorunce, gecip gidecekler endisesiyle heyecanlanmis ve &lt;em&gt;selamunaleykum&lt;/em&gt; diyecegine, &lt;em&gt;Allahuekber&lt;/em&gt; diye bagirmis... mezarlikta dunyanin faniligini anlayip imana gelme gibi bir durumu yok yani bildigimiz kadariyla... belli mi olur, Allah'tan umit kesilmez...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110326606914029990?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110326606914029990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110326606914029990&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110326606914029990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110326606914029990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/komsularla-tanisma.html' title='komsularla tanisma'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110309063701060353</id><published>2004-12-15T01:06:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:15:09.666-05:00</updated><title type='text'>mutfak malzemeleri</title><content type='html'>komsularimizla profesyonel mutfak malzemeleri satilan bir magazaya gittik dun. aslinda gunu ozetlemis oldum ama, tek cumleyle olmaz, bu cumleyi ogelerine ayirip, sonra da bu ogeleri tek tek aciklamak lazim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gittik &lt;em&gt;(yuklem)&lt;/em&gt;: arabaya bindik, gittik, bunu aciklamaya gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dun &lt;em&gt;(zaman bildiren zarf tumleci)&lt;/em&gt;: esas olarak ayin on dordune isaret eder. yazinin yayinlanma gunu ve altinda yayinlandigi tarih arasindaki fark kafalari karistirmasin diye bunu da aciklamis olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;profesyonel mutfak malzemeleri satilan magazaya &lt;em&gt;(dolayli tumlec)&lt;/em&gt;: yaklasik bir saat suren (gidis gelis bir bucuk saat, nedense donus daha cabuk oldu) yolculugun sonunda bir 'mutfak' dukkanina ulastik. dukkanin adi &lt;em&gt;&lt;a href="http://www.chefsequip.com/" target="_blank"&gt;chef's equipment emporium&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;em&gt;. &lt;/em&gt;icinde mutfakla ilgili akla gelebilecek, hatta gelmeyecek irili ufakli her sey var. hayatimda hic gormedigim, varligini dusunemeyecegim tuhaf tuhaf malzemeler de dahil... mesela yan yana astiklari cesitli taslar var, bunlardan birini tencereye atarsaniz sut (veya corba, su vs.) tasmiyor, birini kahverengi seker kavanozunun icine atarsaniz seker sertlesmiyor, oburunu baska bir nanenin icine atinca bilmem neyi onluyor filan... harry potter'in sihirbazlik okulu gibi bir yer... o kadar cok cesit vardi ki, her seyi hatirlamiyorum bile. bu taslardan tutun da mutfak mobilyalarina kadar her tur malzeme mevcut. agzim acik dolastim bir saatten fazla bir sure...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz &lt;em&gt;(gizli ozne)&lt;/em&gt;: ben ve komsular; komsulari bir sonraki maddede aciklayacagiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;komsularimizla &lt;em&gt;(edat tumleci)&lt;/em&gt;: komsulardan bahsetmeden once tumlec hadisesi uzerinde durmak istiyorum. bunun edat tumleci mi yoksa zarf tumleci mi oldugu uzerinde bir muddet dusundukten sonra edatta karar kildim. memnuniyetinizi dostlariniza, yanlisim varsa bana iletiniz lutfen. eskiden bunlari peynir ekmek gibi cozerdik yahu. edebiyat veya turkce ogretmenligi okumus arkadasimiz yok ki, soralim. halbuki ben lisede demistim, herkes baska meslek okusun, hic degilse temel gruplardan birer mensubumuz bulunsun, bak ilerde lazim olur diye... insanin arkadas grubunda mutlaka bir doktor, bir bilgisayar uzmani, bir avukat, bir din gorevlisi (ilahiyat mezunu olacak), bir turkce ogretmeni, bir ingilizce ogretmeni (veya tercuman) ve mumkunse bir de medya mensubu bulunmali... en az... bunlarin uzerine bir de bakan, ya da hic degilse milletvekili ekledin mi, sirtin yere gelmez. belki yas ilerledikce baska ihtiyaclar da cikabilir, psikolog, guzellik uzmani, tatil koyu sahibi (turizmci) gibi... ama bari simdilik yukaridakiler olsaydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, sadet... bizimle ayni yol uzerinde bir kac ev ileride oturan bir aile var. hanim turk, esi italyan asilli amerikali. hanimin tanidigi ve zaman zaman gorustugu baska bir hanim daha var. karismasin diye bunlardan ilkine tulay hanim, ikincisine ise emine hanim diyelim, zira isimleri oyle... tulay hanim, sagolsun gecen hafta sonu beni arayip, boyle boyle bir yere gidecegiz, sali gunu vaktin varsa seni de goturelim dedi, ben de kabul etmistim... sali gunu ogleden sonra tulay hanim'in esi rick ucumuzu toplayip, mevzuubahis mutfak dukkaninda saldi... saldi dediysem kendisi bizden merakli, italyan ya... espresso ve makarna yapma makinelerinin basindan zor ayirdik... aksam olunca da kosarak evlerimize dagildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amacim tanisma hikayemizi de anlatmakti, lakin cok uzamis olacak. binaenaleyh arkasi yarin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110309063701060353?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110309063701060353/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110309063701060353&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110309063701060353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110309063701060353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/mutfak-malzemeleri.html' title='mutfak malzemeleri'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110300917247611515</id><published>2004-12-14T02:15:00.000-05:00</published><updated>2004-12-14T02:34:32.836-05:00</updated><title type='text'>ilham kaynaklari</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/BahceNBMSB2.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/BahceNBMSB2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;kirmizi bacali evde anne&amp;amp;baba&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 aralik... benim canlarimin, annem ve babamin evlilik yil donumu... masallah, Allah nazardan saklasin, tam otuz iki muhabbet dolu yili omuz omuza devirmis oldular bugun. sukur bu yillari Yaradan'a...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbim nice hayirli, saglikli, mutlu, huzurlu, ici sevenler ve sevilenlerle dolu &lt;em&gt;otuz ikiler&lt;/em&gt;'i birlikte goguslemelerini nasip etsin onlara. gonullerimizin sultani, hayatlarimizin ilhami olmaya devam etsinler yillar, yilar boyu insallah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;canim annem, canim babam sizi cook seviyorum ben...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110300917247611515?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110300917247611515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110300917247611515&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110300917247611515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110300917247611515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/ilham-kaynaklari.html' title='ilham kaynaklari'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110291864540157500</id><published>2004-12-12T11:59:00.000-05:00</published><updated>2004-12-13T01:39:28.686-05:00</updated><title type='text'>hos geldin</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/booteehe.2.jpg"&gt;&lt;img class="phostImg" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/booteehe.2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12.12.2004&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ummuhan ve osman'in biricik minicik halit eren'leri oldu. saglik ve mutluluk dileriz hepsine...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110291864540157500?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110291864540157500/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110291864540157500&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110291864540157500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110291864540157500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/hos-geldin.html' title='hos geldin'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110269202092270878</id><published>2004-12-10T09:39:00.000-05:00</published><updated>2004-12-10T15:36:42.766-05:00</updated><title type='text'>kalem, trafik, corba</title><content type='html'>gecelerden persembe gecesi... maalesef belim yine muhtemel uzun sureli oturma eylemlerine izin vermiyor. dolayisiyla kagit kaleme talim edecegiz, uzun oturus teknigi kullanarak. (iki &lt;em&gt;uzun&lt;/em&gt; farkli anlamlarda burada, boyle bir sanat vardi sanki edebiyatta, neydi ki adi?) vucudun kendini korumak icin beyne gonderdigi sinyaller ne garip, ne kuvvetli, yaptirim gucu ne kadar yuksek... bir makinede bu kadar mi cesitli sensor olur ve bunca sensorun ayni anda gonderdigi sayisiz bilgiyi yine aninda analiz edip bir rapora, bu raporu bir dizi karara, bu kararlari harekete ceviren beynin yirmi dort saat yedi gun sabit performansla calisabiliyor olmasina bu denli hayret etmek icin insanin illa bir yerlerinin agrimasi ve gecenin bir vakti geyik niyetine eline kagit kalem almasi mi gerekir? bugunlerde ne de cok seye hayret ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kagida kalemle yaziyorum dedim ya... (kalem ve kagit kullaniyor olmanin, icatlarindan bunca yil sonra tekrar yazi konusu olacagini kim tahmin ederdi?) aslinda cok da konsantre olamiyorum, belli oluyor mu bilmem. zira kullandigim kalem buna izin vermiyor. bu, annemin "gorunce aklima hemen sen geldin" diyerek bana hediye ettigi ve henuz bizim gorme serefine nail olamadigimiz suhendan kuzenin meshur kirtasiyesinden aldigi bir 0.5 kursun kalem. tepesi kocaman pembe(!) bir yilan kafasi seklinde ve iki yanindaki dugmelere basinca kirmizi dilini cikariyor upuzun. hani su dogum gunlerinde, partilerde uflenen, uflenince ileri dogru uzayan cihazlar var ya, adini hatirlayamadim simdi, onlar gibi. bilgisayar basinda da degilim ki, hemen kapsamli bir arastirma yapip adini bulayim, degil mi ama? (aslinda su anda bilgisayar basindayim da, o zaman degildim ya hani... tamam tamam) bu kalemin anneme beni hatirlatmis olmasini ise hic irdelemeden geciyorum, yoksa yine ipin ucunu kaciracagiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dun evimiz iki aylik tarihinin hem ziyaretci, hem ziyaret edilme rekorunu kirdi. toplam otuz dort ziyaretciden alti tanesi biraz da can dundar sayesinde, irak'taki amerikan askerlerinin soykirim yapmis oldugu "o yer"in ismini google'da arayarak, evimizi ziyaret etmis oldu ve tahmin ederim ki amaclarina cok uygun bir ziyaret olmadi bu... yerin ismini tekrar kullanmiyorum ki, aramalarda bir de bas sirada cikmayalim... dunku yazdigim yaziya bakiyorum da, geri kalan bunca trafigi bal kabagi corbasi cekmedi ya?? dun de pirasa corbasi yapip yedik, onu da mi yazsam acaba arzu karaman'in tavsiyesine uyup...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110269202092270878?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110269202092270878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110269202092270878&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110269202092270878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110269202092270878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/kalem-trafik-corba.html' title='kalem, trafik, corba'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110256310290581438</id><published>2004-12-08T22:31:00.000-05:00</published><updated>2004-12-09T00:37:46.856-05:00</updated><title type='text'>meshuur bal kabagi corbasi</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/balcorba.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/balcorba.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evde kabak vardi, tarifi corbayi yapip fotografini cektikten sonra verelim dedik. fotografta suzme mercimek corbasina benziyor gorunus olarak ama esasinda oldugundan biraz daha sari cikti gun isiginda cekmedigim icin, bir de kivami koyu olunca sutunu normalden fazla ekledim. siz yapinca portakal rengi olacak bu corba, sasirmayin... denemeyi dusunenleri (ornek vermek gerekirse bas harfi arzu karaman olan arkadas) onceden uyarayim, bu bildiginiz corbalardan degil. corba dedigin kirmizi olur, ispanakli yas pasta sacmadir, gul dedigin mavi olmaz gibi onyargilardan bolca edinmisseniz hayatinizda veya oyleleri uzerinde deneyecekseniz corbanizi tezahurat almanizi garanti edemem, ona gore! ama bizim evde bal kabaginin bu sekli iyi tezahurat aliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelelim malzeme listesine ve ayni zamanda ikinci uyarimiza. bendeniz ahciliktan epey uzak bir sahsiyet oldugumdan, yemekleri bir kere ana fikir olarak kavradiktan sonra buldugumu karistirmak suretiyle yapiyorum. dolayisiyla bahsettigim malzemeler uzerinde hem miktar, hem icerik olarak damak halinize gore istediginiz gibi oynayabilirsiniz, bence bir mahsuru yoktur...&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;assolist: bir kucucuk ficicik bal kabagi (1 kilo kadar)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;1 buyuk sogan&lt;/li&gt;&lt;li&gt;2 havuc (pismis havuc kokusu favorilerim arasinda degil; ben bir tane kullandim)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;1 buyuk patates&lt;/li&gt;&lt;li&gt;1 buyuk dis sarimsak&lt;/li&gt;&lt;li&gt;tavuk suyu veya bulyon&lt;/li&gt;&lt;li&gt;krema&lt;/li&gt;&lt;li&gt;ve bir yigin baharat (tuz, karabiber, kimyon, muskat, defne yapragi, karanfil)&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;assolist disindakilerin hicbiri olmazsa olmaz degil, tekrar hatirlatayim. "ayyy evde muskat taze bitmis, corbasiz kaldik gordun mu" meyaninda bir galeyana mahal yoktur. hatta ben assolisti bile daha az kullandim. muhim olan niyettir. zaten ameller de niyetlere baglidir. nihayet geldik yapilisina:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;oncelikle bal kabagini tatli yapar gibi dilimlere ayiracagiz ve kabugu disinda her tarafini sivi yag ile yaglayip 175 derece firina atacagiz (soymadan). makul buyuklukte parcalara ayirdigimiz havuclari da sivi yag ile hemhal eder, kabaklarin yanina gonderirsek, firinla isimiz bitmis demektir. (yaklasik bir saat sonra firini kapatmayi unutmayin ama... vazgectim, parcalarin buyuklugune gore bu da degisir, ara ara bakin en iyisi siz, yumusayani cikarin firindan, bizimkiler bir saatte oldu) kabaklarin kasikla ici alinabilecek kivama gelmeleri yeterli, hatta hazir gelmisken, elinizde de kasik varken icleri ayiriverin, bir kenarda dursun. azicik sert kalmissa mesele yok, hepsinin hesabini gorecegiz blendir marifetiyle sonradan.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;isin en onemli kismi bitti. simdi corba tenceresinde once dogranmis sogani, biraz sonra da dogranmis sarimsagi tercihe gore zeytinyag veya tereyag ile kavuracagiz. dogranmis patatesi de ekleyip biraz cevirdikten sonra, kabak ve havuclari ekleyecegiz. cevir cevir iki kere daha, tamam. simdi tavuk suyu veya su+bulyonda sira. ve son olarak baharatlar; tuz, karabiber, bir defne yapragi, azicik kimyon, azicik muskat rendesi (veya toz muskat), bir veya iki tane de karanfil, bunlar da tamam. simdi gozumuzu dikip bakacagiz kaynasin diye, kaynayinca da patatesler pissin diye bu sefer. hersey pistikten sonra blendirdan gecirip kremayi da ekledik mi, mmmm mis gibi corba... afiyet olsun!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;son bir not daha; genellikle evde krema hazir bulunmuyor cabuk bozuldugu icin. bir de cook yagli krema. ben cogu zaman suyunu az tutup, sut kullaniyorum kremali corbalarda.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;burada kabagin envai cesidi var. bizim kullandigimiz armut biciminde olanlardandi. aslinda bunu halûk kabak tatlisi yapmak icin kendi elleriyle secmisti ama, ben yarisina corbalarin gucu adina el koydum. cekirdeklerini de tuzlayip firina attik, oldu bize film seyrederken eglencelik... fakat ne olursa olsun, gecenin yildizi tatliydi. halûk'cugum sagolsun o kendi halinde masum masum duran yarim kabagi oyle guzel bir tatliya cevirmis ve suslemisti ki, fotografi filan unuttuk, gece saat on ikiyi vurmadan hapir hupur yedik afiyetle. darisi basiniza...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110256310290581438?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110256310290581438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110256310290581438&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110256310290581438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110256310290581438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/meshuur-bal-kabagi-corbasi.html' title='meshuur bal kabagi corbasi'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110244737713707976</id><published>2004-12-07T19:19:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:26:23.483-05:00</updated><title type='text'>ucan kaz</title><content type='html'>&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/nills%20morton%20carrot.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;nills, morrton ve carrot&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eminim herkes en az bir defa okumustur yaban kazlarinin neden V seklinde uctuguna dair olan arastirma sonuclarini. ben her okuyusumda hayret ve hayranlik icerisinde kaliyorum. bir de her seferinde aklima kucukken en sevdigimiz cizgi filmlerden olan "ucan kaz" geliyor. nills'in omzunda gezen carrot, hep r'lerin ustune bastira bastira morrrton derdi ya, biz de tum r'leri bastirarak telaffuz ederdik o zaman.. nills derken de l'leri uzatirdi... bizim cizgi filmler daha mi guzeldi, yoksa simdi cocuk olsak ucan kaz'a burun mu kiviririz, o geyigin uzar gider kismi. ben yine kazlarin takdire sayan hikayesini yazacagim buraya; tekrar tekrar sasiralim diye... hatta &lt;a href="http://www.engr.uconn.edu/~haluk/ucankaz" target="_blank"&gt;tiklayin&lt;/a&gt; da, fonda cizgi filmin muzigi calsin, bakalim bir seyler hatirlatacak mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;"V" şeklindeki diziliş sayesinde, kuşların her biri kanat çırptıkça arkasındaki kuş için onu kaldıran bir hava akımı oluşturuyor. böylece "V" şeklinde uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini % 70 oranında uzatıyorlar. yani tek başına gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katlıyorlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;bir kaz, "V" grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekiyor. çünkü diğer kuşların oluşturduğu hava akımının dışında kalmış oluyor. bunun sonucunda genellikle gruba geri dönüyor ve yoluna grupla devam ediyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;"V" grubunun başında giden kaz diğerleri gibi hava akımından yararlanamıyor. bu yüzden diğerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. bu durumda en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasındaki kaz lider konumuna geliyor. bu değişim sürekli yapılıyor; böylece her kaz, grubun her noktasında yer almış oluyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;uçus hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmek üzere öndekileri bağırarak uyarıyorlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;gruptaki bir kuş hastalanırsa ya da bir avcı tarafından vurulup uçamayacak duruma gelirse; düşen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kaz ayrılıp yanına gidiyorlar. Tekrar uçabilene (ya da ölümüne) kadar yaralı kuşu koruyor ve asla terk etmiyorlar. daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu buluyorlar. hiçbir kaz grubu, kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmiyor.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;demek ki bu &lt;em&gt;ucan kazlar&lt;/em&gt;, adem ogullarinin bilmedigi veya eskiden bilip sonradan nasil olduysa unuttugu bazi hasletlere sahip kaz halleriyle... oyle ki; birlikte hedef ve taktik belirliyor, plana gore hep birlikte hareket ediyorlar; yeri ve zamani geldiginde baskasina devretmek pahasina “&lt;em&gt;koltuk&lt;/em&gt;”tan kalkiyor ve amir iken memur, memur iken amir olabiliyorlar sip diye; elestiri, ikaz kabul edebiliyorlar amir de memur da olsalar ve vefa duygusunu kaybetmiyorlar kilometrelerce yol katetmelerine ragmen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve biz onlara hala utanmadan &lt;em&gt;kaz&lt;/em&gt; diyoruz... ve begenmedigimiz insanlara &lt;em&gt;kaz kafali&lt;/em&gt;!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;not: cizgi filmin muzigini yukledigim sunucudan silmek zorunda kaldim, isteyene e-posta olarak gonderebilirim.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/640/nils.1.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/nils.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110244737713707976?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110244737713707976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110244737713707976&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110244737713707976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110244737713707976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/ucan-kaz.html' title='ucan kaz'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110244605245814456</id><published>2004-12-07T14:00:00.000-05:00</published><updated>2004-12-07T14:02:01.950-05:00</updated><title type='text'>elektrik kesildi, yazamadim?</title><content type='html'>gunluk &lt;em&gt;bilgisayar basinda oturma&lt;/em&gt; surelerini abartmis olacagim ki, cuma gununden itibaren fena halde belim agridi. boyle olunca oturma eylemine ara verdim birkac gun... tabii ki evime ugramamazlik etmedim, sade hafta sonu yazarlarina cevap vermek icin bile olsa. dun aksam iki satir tikirdatip (ciziktirip karsiligidir) hasret gidereyim dedim ama, bu sefer de elektrik kesildi?? dogru bicimiyle yazmak gerekirse &lt;em&gt;elektrikler gitti&lt;/em&gt;... olacak is degil burada aslinda ya... bana olur; ki buna benim standartlarimda &lt;em&gt;aksilikcik&lt;/em&gt; bile denmez... bir sure mum isiginda oturduktan sonra (degerli esim okuldan gelip mumlari gorunce &lt;em&gt;ne romantiksin&lt;/em&gt; diye dalga gecti, ben de &lt;em&gt;yok elektrikler kesildi&lt;/em&gt; dedim, ikimizin toplam romantizmini burdan hesap edin) erkenden yatip uyuduk... n’apalim, elektrik olmayinca ısı yok, ışık yok, internet yok, oyun yok, su yok, cay da yok.... bir ara kitap okuyalim dedik mum isiginda, lakin birden annemin sesi cinladi kulaklarimda: “karanlikta okuma, gozlerin bozuluuur” diye... biz de okumadik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aksam beste kesilen elektrik gece bir civari geldi ancak ve fakat internet baglantisi calismadi yine de. halbuki ben azimliydim, (bir de uyumus, uykumu almistim) yazacaktim.. kar yagdi diye olamaz herhalde butun bunlar degil mi? daha bu baslangic! haa bu arada lapa lapa kar yagiyor bizim kasabada, soylemis miydim?&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110244605245814456?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110244605245814456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110244605245814456&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110244605245814456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110244605245814456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/elektrik-kesildi-yazamadim.html' title='elektrik kesildi, yazamadim?'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110206383002869988</id><published>2004-12-02T23:49:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:27:26.003-05:00</updated><title type='text'>yolağzı (dümbe)</title><content type='html'>bu aksam, kirk yil dusunsem var olabilecegi aklima bile gelmeyecek bir site kesfettim, beni ta cocukluguma goturen... bu konuya bir miktar yabanci olan misafirlerin affina siginarak bahsetmek istiyorum, hemen sizi de yerli yapacagim simdi, merak etmeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var olabilecegini tahmin etmezdim, zira halihazirda memleketimdeki bazi sehirler hakkinda bile boyle detayli bilgi veren kaynak bulmak zor internet ortaminda... ama bizim (babamlarin) karacabey'deki 200 ailelik yolagzi (dumbe) koyunun tam 11 sayfalik bir sitesi var. sadece koyun ve sakinlerinin fotograflarina ayrilmis yan sitesi de cabasi! iste adresi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://yolagzikoyu.tripod.com/" target="_blank"&gt;yolağzı (dümbe) köyü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siteyi kimin hazirladigini bulamadim, fakat fotograflarda tanidik yuzlere rastlamak, hele ki cocuklugumun yazlarinin gectigi evi gormek beni epey heyecanlandirdi... gece gece heyecanlandim ya, takdir edersiniz ki mutlaka paylasmam lazim. tabii bu konuyla ozellikle babamin ilgilenecegini dusunuyorum, fotograflardaki hemen herkesi taniyacagina eminim... yolagzi bir cerkes koyu, dolayisiyla sitede tur atarken arka planda calan cerkes muziginin de keyfini cikarabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dusunen ve hazirlayanlarin ellerine saglik...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110206383002869988?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110206383002869988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110206383002869988&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110206383002869988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110206383002869988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/yolaz-dmbe.html' title='yolağzı (dümbe)'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110192936920248048</id><published>2004-12-01T14:27:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:31:17.883-05:00</updated><title type='text'>gagil gugul</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.google.com/search?hl=en&amp;lr=&amp;amp;newwindow=1&amp;amp;q=%22k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1+bacal%C4%B1+ev...%22+hbg+hg" target="_blank"&gt;google&lt;/a&gt; da! google da!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110192936920248048?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110192936920248048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110192936920248048&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110192936920248048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110192936920248048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/12/gagil-gugul.html' title='gagil gugul'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110186580318950530</id><published>2004-11-30T20:39:00.000-05:00</published><updated>2004-11-30T20:50:03.190-05:00</updated><title type='text'>kilcik blogspot</title><content type='html'>nihayet eksik yariyi da tamamladim. arada blogspot'un yaptigi gicikliklarla hic muhatap olmuyorum ve geciyorum bunlari bir kalemde... bakiniz keyfinize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;dun lise fotograflarina bakiyorduk. poz veren insanlarin arkasindaki bahce duvari gozume ilisti. bjk filan yaziyordu, kim bilir kim yazmisti o ayri da, her satiri ayri kisiler tarafindan yazilmis bir de soyle bir diyalog vardi (son satirdaki imla kurali hassasiyetine dikkat cekmek isterim):&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;mavi tebesir: gicik bahce&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;beyaz tebesir: siz gicik ne demek bilir misiniz?&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;kirmizi tebesir: -evet, biliriz&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;???  &lt;/em&gt;:)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110186580318950530?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110186580318950530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110186580318950530&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110186580318950530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110186580318950530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/kilcik-blogspot.html' title='kilcik blogspot'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110186274326612652</id><published>2004-11-30T19:59:00.000-05:00</published><updated>2004-12-09T09:41:38.586-05:00</updated><title type='text'>sukran bizden, ugh!</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/TG-Pilgrim-Indains.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/TG-Pilgrim-Indains.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ulkede bunca sene yasayip da, o ulkenin belirli gun ve haftalarini detayli olarak islememek olmaz. hemen isleyelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amerikan milleti her sene kasim'in son persembesi, &lt;em&gt;sukran gunu (thanksgiving day) &lt;/em&gt;adi altinda, pilgrimler'in taa 1621 yili sonbaharinda kizilderililerle beraber yaptiklari uc gun suren ziyafeti kutluyor. isin, cocuklara piyes olsun diye ozetini cikardiklari kismi boyle, ama her zamanki gibi bunun altinda ustunde, yaninda yoresinde bazi detaylar var ki, insan dusununce nerdeen nereye diyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efendim, bu pilgrim denen adamlar esasen; ingiltere'de farkli mezheplerinden dolayi gordukleri eziyete dayanamayip hollanda'ya kacan, fakat sonradan, hollandalilar bizim cocuklarin ahlakini bozuyor, panigiyle kendilerine yeni dunyalar arayan enteresan ingilizler. bunlar nasil oluyorsa politik zekalarini calistiriyorlar ve bir punduna getirip zulmunden kactiklari ingiliz kraliyla anlasmalar imzalayip, yuz kisilik bir grupla yeni dunya dedikleri (esasinda uzerinde senin benim onun gibi insanlarin yasadigi) &lt;em&gt;"bos topraklari"&lt;/em&gt; kolonilestirmeye gidiyorlar. amaclari gemiyle simdiki adi new york olan ve kendileri gibi bir takim &lt;em&gt;"medeni"&lt;/em&gt; insanlarin onceden gelip yerlesmis olduklari limana yanasip, oradan kendi yasayacaklari bolgeyi bulmak. ama evdeki hesap carsiya uymuyor ve okyanusta dolanip dolanip mecburen simdiki massachusetts eyaletinde karaya cikmak zorunda kaliyorlar. cikiyorlar cikmasina ama, burasi alistiklari iklim ve yer kosullarindan tamamen farkli oldugundan basliyorlar aclik, sefalet ve hastaliktan kirilmaya... o zamana kadar avrupa kitasinda ogrenmis olduklari tarim ve hayvancilik tecrubelerinin hicbiri bu yeni kitada fayda etmiyor. o kis maalesef bu yuz iki kisilik gocmen grubunun (kendi gocmenliklerini bu kadar cabuk unutup, simdi begenmedikleri herkese gocmen demeleri ne garip) yarisi olup gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bahara dogru bu caresiz insanlari uzaktan habersizce izleyen iki cift goz peydah oluyor. bu gozlerin sahipleri bir sure cekindikten sonra izledikleri grubun zor durumda oldugunu farkedip yardim etmek uzere ortaya cikiyor. ingilizler once korkuyor, (kizilderili=korkunc) ama sonra bu korkulari yerini saskinliga birakiyor, zira yerlilerden biri, &lt;em&gt;squanto&lt;/em&gt; ingilizce konusuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlasiliyor ki bu squanto, yillar once kabilesi ile birlikte mutlu mutlu yasarken bir ingiliz kasif ile tanisip, onunla beraber londra'ya gitmis, ingilizce ogrenmis ve yine ayni kasifle memleketine geri donmus. bu arada baska bir beyaz adam tarafindan kacirilip, karayipler'de ispanyol (beyaz) adamlara satilmis, tanistigi bir papazin yardimiyla once ispanya'ya sonra ingiltere'ye kacmis, oradan da eski dostu kasifin aldigi biletle memleketine tekrar kavusmus. koyune geldiginde bir de bakmis ki in cin top oynuyor. esir tuccarlarinin bulastirdigi bir hastaligin kabilesini yok ettigini ogrenince, yakindaki baska bir kabileye katilmis ve onlarla yasamaya baslamis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adamcagizin yasadiklarina bakilirsa, eskiden kendi insanlarinin yasadigi koye yerlesmis olan ingilizler'den cekinmesine sasmamak lazim. fakat dedigim gibi, yardima ihtiyaclari oldugunu gorunce dayanamiyor ve arkadasiyla beraber ortaya cikiyorlar. &lt;em&gt;"hosgeldiniz"&lt;/em&gt; diyorlar ilk olarak. misafirleri gibi davraniyorlar kendi kendilerine karar verip koylerine yerlesen insanlara. squanto ingilizce bildiginden birkac ay boyunca koyde kalip, hayatlarini surdurebilmeleri icin gereken her seyi onlara ogretmeye karar veriyor. kabilesi de yardim paketi gonderiyor, ogrenene kadar yasayabilmeleri icin. sonbahara dogru ingilizler'in durumu hayli duzeliyor. ektiklerini bicmeye, hastaliklardan kurtulmaya ve artik cozumler uretebildiklerinden cografi sartlara alismaya basliyorlar. olumler azaliyor, onlerindeki kis mevsimine daha bir umitle bakiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ingilizlerin kendi ulkelerindeyken de yerine getirdikleri dini bir adetleri var. baslarina sukredilecek bir olay geldiginde, mesela zorlu bir savasi kazandiklarinda, kilisede toplanip dua ediyorlar, buna da sukur eda etmek anlamina gelen &lt;em&gt;thanksgiving &lt;/em&gt;diyorlar. bu sefer "dualarin yaninda bir de ziyafet verelim, bize yardim eden kizilderilileri de cagirip bu olayi kutlayalim" diyerek; squanto, yanindaki arkadasi ve kabile sefi massasoit'i aileleriyle beraber yemege davet ediyorlar. (evet, canavar gibisiniz, kabile sefinin ismiyle eyaletin simdiki adi arasindaki benzerlik bir tesaduf degil.) tabi bu isi yaparken kizilderililerin aile kavramindan haberleri bile olmadigi icin, yemege gelen doksan kisilik kalabaligi gorunce dudaklari ucukluyor. kabile sefi bakiyor ki bu isi de becerememisler, hemen adamlarini eve yollayip bolca yemek getirtiyor. gunumuzun sukran gunu yemeginde geleneksel olarak ikram edilen hindi de kizilderililerin getirdigi yemeklerden yalnizca biri... hatta sofradaki hindi oyle onemli hale gelmis ki, bizdeki seker bayrami'na benzer sekilde sukran gunu'ne de &lt;em&gt;hindi gunu&lt;/em&gt; diyenler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hikayenin bundan sonraki kismi hepimizin kovboy filmlerinden takip ettigi gibi gerceklesiyor. kizilderililer birdenbire yardimseverliklerinden siyrilip, kafa derisi yuzen birer canavara donusuyor ve beyaz adam da mecburen onlarin kokunu kaziyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pek gercekci gelmedi mi? demek ki yeterince kovboy filmi seyretmemissiniz, birkac tane daha seyretmenizi salik veririm. yine mi olmadi? oyleyse en azindan squanto ve massasoit'in kabilesinin akibetinden bahsedelim. kabile ve pilgrimler mutlu mesut ve kardeslik icinde, birbirlerine komsu olarak yasamaya devam ediyorlar. lakin gozunu toprak burumus ingilizler'in bir turlu ardi arkasi kesilmiyor. ustune ustluk diger bazi avrupa kabadayilari da onlara ozenince isler iyice sarpa sariyor. olsun, bu durum uzun surmuyor. ingilizler maharetlerini ortaya koyunca meselenin caresi cabuk bulunuyor. aniden kizilderililer'in beyaz adami ortadan kaldirma planlari ve bizim kabilenin de kotu kabilelerle is birligi yaptigi su yuzune cikiyor. acilen bir "ordu" kurulup bizimkiler de dahil tum kotu kizilderililerin caresine bakiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sukran gunu yemegini bundan sonra bazi topluluklar cesitli bolgelerde belli bir duzeni veya tarihi olmadan devam ettiriyorlar. nihayet 1789 yilinda george washington, bu gunu milli bayram ilan ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu bayramin bu kadar sevkle kutlanmasinin onemli bir sebebi daha var; amerikalilar'in meshur tuketim cilginligi... ziyafet gecesinin ertesi gunu &lt;em&gt;black friday&lt;/em&gt; tabir edilen bir cuma gunu var ki, evlere senlik. (merak edenlere neden&lt;em&gt; kara cuma&lt;/em&gt; dendigini sonra anlatayim) bu cuma nedense bir sekilde noel alisverisinin baslama tarihi olarak kabul ettirilmis insanlara. o gun baslayan alisveris hiperaktifligi yilbasina kadar devam ediyor. black friday'in ise bu aktivitedeki yeri &lt;em&gt;anlatilmaz, yasanir&lt;/em&gt; olaylardan biri olarak bellegimizdeki yerini koruyor. sadece o gun dukkanlarin sabah 6:00'da acildigini, bazi mallari bedava vermeye kadar varan promosyonlar hazirlandigini, bir magaza onunde olusan kuyruktaki insanlarin 2000 kisiye kadar ulastigini, gecen sene yalnizca o gun yapilan alisverisin 7,2 milyar dolar tuttugunu ve bu seneki harcamanin 8 milyar dolara vurdugunu tahmin ettiklerini soylemekle yetiniyorum. (para oyle cok ki henuz saymayi bitirememisler.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gunun sonradan uydurulmus oldugu ve dini bir kisvesi olmadigi cesitli tarihciler tarafindan tekrar edildigi halde, sukran gunu biraz da noel ile iliskilendirilerek dini bir cercevede kutlaniyor. yaptiklari en dogru is de bu bence. ozellikle cocuklara cesitli eglence ve oyunlar hazirlayarak bu gunde sukur aliskanligini edindirmeye calisiyorlar. cocuklar ve bazi buyukler o sene baslarina geldigi icin minnettar olduklari tum olaylari yaziyor, anlatiyorlar; sevdiklerine birlikte olabilmekten duyduklari memnuniyeti tekrar ediyorlar; kendilerinden daha zor durumda olan insanlari hatirlayip, onlar icin ellerinden geleni yapmaya calisiyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kisacasi bu bayram da dunyadaki her bayram gibi yine cocuklara yariyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/turkey-dinner.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/turkey-dinner.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;imdat! &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110186274326612652?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110186274326612652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110186274326612652&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110186274326612652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110186274326612652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/sukran-bizden-ugh_30.html' title='sukran bizden, ugh!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110184239909231988</id><published>2004-11-30T14:11:00.000-05:00</published><updated>2004-11-30T20:11:17.393-05:00</updated><title type='text'>uzuntu ve muz kabugu, yaninda da kulaktan cikan duman!</title><content type='html'>yahu sayin misafirler; ben dun gece bir saat guzel guzel oturup uzun yazi rekorumu kirmistim. bitirince de sevincle "yayinla bunu!" dedim blogger'a ama dinlemedi!? hata verdi durduk yerde, &lt;em&gt;ben anlamadim bunlari, bir daha yaz&lt;/em&gt; dedi! aghhhhhh! amerikalilar'a cok laf etmistim, ondan mi ki? bayagi amerikan ajanlari n'olucak! yarisini kurtardim ama obur yarisini bir daha yazmam gerek. asabim cok bozuk cook...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110184239909231988?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110184239909231988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110184239909231988&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110184239909231988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110184239909231988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/uzuntu-ve-muz-kabugu-yaninda-da.html' title='uzuntu ve muz kabugu, yaninda da kulaktan cikan duman!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110171629507803773</id><published>2004-11-29T03:15:00.000-05:00</published><updated>2004-11-29T03:18:15.080-05:00</updated><title type='text'>yahoo! yupii!</title><content type='html'>aa  soylemeyi unuttum; artik yahoo'da &lt;em&gt;kirmizi bacali ev&lt;/em&gt;'i arayinca biz de cikiyoruz. yupii!&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110171629507803773?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110171629507803773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110171629507803773&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110171629507803773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110171629507803773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/yahoo-yupii.html' title='yahoo! yupii!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110171320078559859</id><published>2004-11-29T01:05:00.000-05:00</published><updated>2004-11-29T03:10:27.016-05:00</updated><title type='text'>hafta sonu yazarlari</title><content type='html'>hafta sonlari denk getirip de yazamiyorum bir turlu... aslinda sunu da anlatalim, onu da yazalim, ah bundan muhakkak bahsetmek lazim nidalariyla susleniyor gunlerimiz ama gerceklesemiyor tatillerde cogu zaman... zaten bakiyorum, misafirler de hafta sonu veya resmi tatillerden ziyade is gunleri ziyaret ediyor evimizi ... bu geleneksel misafir tanimina ters biraz ama olsun, bizim geleneksel tanimina uydugumuzu kim soyledi ki zaten?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalniz bu haftasonu farkli olmus, esengul, hakan abi, arzu karaman ve zekiye aratmamislar bizi. sagolsunlar, varolsunlar elleri dert, klavyeleri toz gormesin hic...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oncelikle esengul'e;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;soyle kuvvetli bir hosgeldin diyorum, gec bile kaldi esasen, her tarafa isik hiziyla yetismesine alismisiz... nice ziyaretlere, sevgi ve isik ile... (son gunlerde nerede bir yazi okusam "isik" kelimesini kullandiklarini goruyorum, ozellikle de etkileyici ve duygusal olmak istediklerinde insanlar mumkun mertebe icinde "isik" gecen cumleler kurmaya calisiyorlar. ben de denemek istedim, bakalim calisiyor mu diye. etkilendiniz mi?)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;hakan abi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;bu ogretmenlik payesi doktorluk, avukatlik ve de bilgisayar tamirciligi gibi insanin ustune bir kere yapisti mi bir daha cikmayan bir sey... bir kere sana bu unvanlardan biriyle seslendiler mi, artik hangi dala atlarsan atla, meclislerde o unvanla anilmaya devam ediyorsun. bazilari da (ismi lazim degil) bununla ovunup, evlerinin kapilarina yaziyorlar, ki bu konu ayrica islenmesi gereken ve hassasiyet gerektiren bir konudur. kacik olan yazma havanin tamamen ilham perilerine endeksli olmasini umit ediyor, muhtesem donusunu helecanla bekliyorum.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;arzu karaman;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;kermesinizin basariyla sonuclanmasina cok memnun oldum, insallah dedigin gibi kazanc yerini en layiki ve hayirlisiyla bulur, corlu'da bu kis kimse usumez, boylece bizlerin de ici isinir... tum organizasyon organlariniza (el, kol, beyin, yurek vs.) saglik... &lt;/p&gt;&lt;p&gt;selim'e, pardon aragon'a cok gulduk biz burada. minnacik cocuga yuzuklerin efendisi seyrettirirseniz boyle olur iste. onceden yazmistim, bizim icin bile uygun bir film degil saglik acisindan...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ayrica evimizin gercek olanina da seninle birlikte herkesi hararetle bekledigimizi tekrar etmek isterim. artik kis geldi, "kar altinda kaybolmus ev" olacak yakinda ama yeter ki gonuller bir olsun... bu arada hakikaten, sen misir'a gitmiyor musun?&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;zekiye;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;son gordugumde hobim yok diye agliyordun, bu ara bakiyorum hobileri dort koldan kusatma altina aldin. bazen acaba benim yuzumden mi hobi sahibi olamiyordun diye dusunmekten kendimi alamiyorum; biraz fazla mi gezentiydik biz ne? &lt;/p&gt;&lt;p&gt;sen, "bagimli olmazsam iyidir", deyince aklima ilkokul gunlerim geldi, hemen anlatmam lazim. okuldan eve donuste "sakaldoken yokusu" diye anilan bir yokus cikardik her gun. yokus oyle dikmis ki, asagida cenesinden sinek kayan adam yukariya vardiginda abdurrahman celebi olurmus. (hos ben cocuk aklimla yokusun cetinliginin adamin sakallarini doktugunu zannederdim.) bu yokusun yarisina geldigimizde, sag tarafta bir mobilyaci vardi. adamcagiz mobilyalari vernikledikten sonra (cilalamak mi denir yoksa) kurusun diye disari koyardi. biz de, benim gibi birkac cocukla birlikte mobilyacinin kapisinda dikilip "ohhh ne guzel kokuyor, bayiliyorum bu kokuya"&lt;em&gt; &lt;/em&gt;diye vernik kokusunu cigerlerimize cekerdik. tabii o zamanlar tinerden, bagimliliktan filan haberimiz yok. zavalli adam periyodik olarak disari cikar, kapisina ususen cocuklari (or: ben) kovalardi, adamin bu tuhafligina bir turlu anlam veremezdik...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;bayram kartin ve minik mektubun geldi. arzu karaman'a da, sana da kartlariniz icin sahsen tesekkur etmek istiyordum, fakat karsilasamiyoruz nette hic. ikinize de ayri ayri tesekkurler... bu bayram reel posta kutumuz kartlarla senlendi, sizden baska annem uc boyutlu orijinal bir kart ve ahmet kuzen evlendikleri gun esiyle cektirdikleri bir resimlerini gondermis bayram tebrigi icin, cok mesuduz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ayrica asli ucar'la gorusmek mumkun olursa bizden de selam...&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;halûk'cum;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;hemen bir bal kabagi corbasi tarifi geliyor. pideli kofte de konsept olarak belli zaten, hangi malzeme hangisinin ustunde olacak, onu soylemek yeterli...&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;ve son olarak defne;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;gerekli izni aldigima gore seni diger misafirlere takdim etmenin zamani geldi demektir. bayram fotograflarini herkesten istemistim ama aksi gibi bu bayram fotograf cektirmemis kimse. kurban bayrami icin verilen sozleri senet sayiyorum...&lt;/blockquote&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/dsc00932.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/dsc00932.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;kapadokya'da bir bayram sabahi; defne ve huseyin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110171320078559859?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110171320078559859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110171320078559859&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110171320078559859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110171320078559859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/hafta-sonu-yazarlari.html' title='hafta sonu yazarlari'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110145512227598949</id><published>2004-11-25T13:33:00.000-05:00</published><updated>2004-11-26T02:45:22.276-05:00</updated><title type='text'>ogren ogret hakki halka, gurle cos!</title><content type='html'>zekiye benim belirli gun ve haftalar cilginligimi biliyor tabii, ogretmenler gunu yazini bekliyorum, demis hakli olarak. yaklasik yirmi yillik arkadasligin getirdigi dogal bir olgu mudur bu, yoksa ben surprizi kacmis bir karakter mi oldum yaslandikca bilmiyorum. ama itiraf ediyorum ki dun yazamayinca, &lt;em&gt;tuh, ogretmenler gununu kacirdik bak goruyor musun&lt;/em&gt;, baslikli kucuk bir hayiflanma seansindan kendimi alamadim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bize hakki gecen tum ogretmenlerimizin dunku gununu kutluyorum, haklarini helal ediyor olmalarini dileyerek.. tabii bu temenni tam anlamiyla &lt;em&gt;kendi capimda&lt;/em&gt; gerceklesiyor, ogretmenlerim bunlari okumuyor zira. Allah'tan da okumuyorlar, yoksa edebiyat hocalarima ne cevap verirdim, &lt;em&gt;"bu ne evladim, biz sana boyle mi ogrettik" &lt;/em&gt;deyince...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de basta sevgili esim olmak uzere tanidigim diger ogretmenlerin gunlerini de tebrik ediyorum gurur duyarak. ogretmenim, canim benim canim benim onlar... aysegul, ummuhan, hukumetteki teknik arizadan dolayi ogretmenligini &lt;em&gt;kisa donem&lt;/em&gt; yapan arzu karaman... (ayrica istanbul muhabiri zekiye sayesinde organize ettiklerini haber aldigimiz kermeste bol kazanclar diliyorum ak ve dadaslarina, usumesin corlu'da hic kimse bu kis)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ogretmenler gunu hususunda yuzumde tebessumle hatirladigim bir nokta daha var; o da lisedeki cebren katildigimiz siir yarismasi. senelerden birinde, bizim okul hicbir aktiviteye katilmiyor diye uyari gelmis idareye milli egitim'den. idare de canavar tabii, cozum bulmus hemen. her siniftan uc bes cocuk yakalayip hepsini iki saat kutuphaneye kapatalim. her birinden ogretmenler gunu konulu ya bir siir, ya bir makale, ya da resim almadan birakmayalim! sonra da aralarindan her dalda birer birinci secelim, bunlara okul birincisi diyelim. okul birincilerini de milli egitimin yarismasina yolladik mi tamamdir... isin enteresan tarafi bu alternatif bir sekilde kabul gormus ve bizi hakikaten iki saat basimizda bir de hoca bulundurmak suretiyle (bakip bakip ilham alalim diye herhalde) kutuphaneye kapatmislardi... sonunda benim siir okul birincisi oldu. elimde olsa buraya yazardim, eski gunleri yad ederdik ne guzel... bizim okuldan olmayanlar da gulerdi biraz hem... hey gidi hey, ne gunlerdi, ogretmenler gunu'nde uc kere okutup ayakta alkislamisti butun okul beni, peeehh!!&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110145512227598949?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110145512227598949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110145512227598949&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110145512227598949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110145512227598949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/ogren-ogret-hakki-halka-gurle-cos.html' title='ogren ogret hakki halka, gurle cos!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110122776880352946</id><published>2004-11-23T11:21:00.000-05:00</published><updated>2004-11-23T11:38:07.476-05:00</updated><title type='text'>felluce</title><content type='html'>can dundar'in posta kutularimizda cirit atan &lt;em&gt;kosalim, oynayalim, calismayalim, gezelim, her seyi yuzustu birakalim, cocuklugumuza donelim &lt;/em&gt;eksenindeki yazilari artik kutu isgaline donmeye baslayinca, ilk baslarda yuzumuze kondurdugu tebessum yerini kabak tadina birakmisti. ama bugunku yazisi baska fikrimce, paylasmak istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Felluce'yim ben... Yıkık, harap, mağrur ve asi...&lt;br /&gt;Medeniyet denilen arsız yalanın tekzibi...&lt;br /&gt;İşgale uğradım, yağmalandım, kana bulandım.&lt;br /&gt;Evlatlarım ceset ceset yatar caddelerimde......&lt;br /&gt;dünyanın gözleri önünde...&lt;br /&gt;Sofrasında yer aradığınız bir ziyafetin zor lokmasıyım.&lt;br /&gt;Barbarların istilası karşısında Şark'ın nefs-i müdafaasıyım.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Bayramdı.&lt;br /&gt;Çatışma vardı.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2004/11/23/yazar/dundar.html"&gt;(devamini okumadiysaniz henuz)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110122776880352946?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110122776880352946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110122776880352946&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110122776880352946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110122776880352946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/felluce.html' title='felluce'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110122619260973503</id><published>2004-11-23T10:41:00.000-05:00</published><updated>2004-11-23T11:13:11.573-05:00</updated><title type='text'>sonbaharin son izleri</title><content type='html'>artik kisa hazir ve naziriz. yazin cimenlerimizi bicen cocuk geldi bu sabah. bu sefer cim bicme lemazivatina ek olarak bir de &lt;em&gt;leaf blower&lt;/em&gt; tabir edilen yaprak ufleme cihazi getirmis. ufleme deyince akla uff uff seklinde narin sesler cikaran bir alet gelmesin. bunlar ucak motoruyla calisiyor zira. hele bir de bu sesi sabahin sekizinde dinleyin. Allah'tan bu sabah halûk'la kahvalti etme sevdasina erken kalkmistim, yoksa cimcibasinin o saatte benden alacagi hayir dua ihtimali cikardigi sesle ters orantili olacakti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o gittikten sonra bahceyi teftise ciktim. alt kattaki hava hostesinin ustunde kiytiriktan bir ceket, gunes altinda lay lay lom dolasiyor edasina bakmayin, termometre sivilari sifir ile bir derece arasinda buzdan bir mekik dokuyor. bahce tertemiz olmus. cimci/ufleyicibasi tum yapraklari ortaya dogru ufleyip, hepsini bir torbaya doldurdu ve sonbaharin son izlerini de toplayip gitti. haziriz kar, buz ve camur! gardimizi aldik bekliyoruz... (evet, gard diye bir kelime tdk sozlugunde geciyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iceri girmeden once yan komsu ve cocugu dikkatimi cekti. sari okul servisini bekliyorlardi. o sirada beklenen otobus gelip yolun orta gobeginde durdu. cocuk bindi hemen ama bunlar (komsu ve servis soforu) bir muhabbet bir muhabbet... bilindigi gibi burada okul servisleri kutsal inek muamelesi goruyor. (cambridge'de de bisikletliler bu statudedir.) sari otobus gordugun anda istiklal marsi duymus vatandas misali oldugun yerde zink diye durup bekliyorsun. gidis gelis her iki tarafta da ufak capta bir kuyruk hasil oldu, fakat bizimkiler tinmadi bile. baktim baktim, ne bir korna ne bir selektor... kuzu kuzu bekledi herkes... nasil bir sabirdir, nasil bir teslimiyettir, bu ne ermis, asmis bir millettir sastim cani tez turk milletinin bu konuda onde giden bir ferdi olarak. evde korna olsaydi, bir kosu getirip basacaktim inan olsun!&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110122619260973503?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110122619260973503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110122619260973503&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110122619260973503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110122619260973503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/sonbaharin-son-izleri.html' title='sonbaharin son izleri'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110118941665248034</id><published>2004-11-22T23:22:00.000-05:00</published><updated>2004-11-23T01:02:04.810-05:00</updated><title type='text'>sessiz sinema</title><content type='html'>hafta sonu kanada'dan misafirlerimiz vardi. oraya gittigimizde ziyaret ettigimiz derya, celal ve almula eski koylerine geldiler sukran gunu tatilini degerlendirmek ve turkiye'den gelecek olan annelerini hava alaninda karsilamak icin. cuma aksamindan itibaren pazar aksamina kadar beraberdik. almula (kirmizi elma demek) saklambac, aktivite (kestigi, yapistirdigi, boyadigi, saydigi bir kitabi var bizim tatil kitaplarina benzeyen, buna aktivite kitabi diyor) boya, cizgi film, yine saklambac derken kosturup durdu bizi iki gun sag olsun. su anda buzdolabimizin ustunde en az alti tane eseri var, ustelik hepsini kendisi yapistirdi, &lt;em&gt;"bu sizin olabilir!"&lt;/em&gt; diyerek... gorusmeyeli yaklasik bir bucuk ay oldu ama ozlemisiz yine keratayi, zorla sevdiriyor bu cocuk insana kendini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/640/Almula.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/320/Almula.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cumartesi gunu sessiz sinema oynadik, eskiden oynadigimiz oyunlar geldi aklima hep... ve her zamanki gibi halûk ve dilek arasinda gecen o unutulmaz diyalog... universite yillarinda bu oyunu oynadigimiz gunlerden bir gun. dilek'in odanin ortasinda dort ayak ustunde sekilden sekle girdigine bakilirsa belli ki anlatmaya calistigi kelimelerden biri bir hayvan ismi. insanlar sayiyor: kedi, kopek, kurt, kuzu..... dilek ellerini basinin uzerine goturup, kulak isareti yapiyor. heyecan had safhada, sure bitecek, ama halûk kibarligini her zamanki gibi elden birakmiyor ve bagiriyor: affedersin essek!! yerlerde kivranarak guldugumuzu hatirliyorum, ama filmin ismini hic mi hic hatirlamiyorum o gun bugundur...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110118941665248034?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110118941665248034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110118941665248034&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110118941665248034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110118941665248034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/sessiz-sinema.html' title='sessiz sinema'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110118509780586011</id><published>2004-11-21T23:44:00.000-05:00</published><updated>2004-11-23T00:13:53.950-05:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF0505.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF0505.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;kirmizi bacali ev&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110118509780586011?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110118509780586011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110118509780586011&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110118509780586011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110118509780586011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/kirmizi-bacali-ev.html' title=''/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110118495266400140</id><published>2004-11-20T23:42:00.000-05:00</published><updated>2004-11-23T00:11:26.216-05:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF0537.1.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF0537.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;tam boy&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110118495266400140?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110118495266400140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110118495266400140&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110118495266400140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110118495266400140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/tam-boy.html' title=''/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110084162765003522</id><published>2004-11-19T01:10:00.000-05:00</published><updated>2004-11-19T11:34:14.180-05:00</updated><title type='text'>kirmizi baca, nihayet..</title><content type='html'>sitede bir iki ekleme var... birincisi bunun icin ozel istek yapmis olan dilek'e ithafen... resmin buyuk hali ve tam boy posteri icin bizi izleyin anaciim... yarin bacanin tamami, obur gun evin tamami... bos yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de hava nasil buralarda, usuyor muyuz, gece mi gunduz mu, her an bilin istedim... ve karsinizda bizim evin hava durumu hostesi! (ya da hulya ugur'u yahut da ali esin'i veya ersin imer'i......) donsuz geceler diliyoruz efenim...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110084162765003522?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110084162765003522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110084162765003522&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110084162765003522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110084162765003522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/kirmizi-baca-nihayet.html' title='kirmizi baca, nihayet..'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110081028863491924</id><published>2004-11-18T15:02:00.000-05:00</published><updated>2004-11-19T15:02:31.816-05:00</updated><title type='text'>mutesekkir ev sakini</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/14.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/14.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;bursa'da bir bayram sabahi; alpay dayi, mediha &amp; ayten halalar, erol amca, hakan abi, ismail&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bayramda bizi unutmayip, yureciklerimizi ihya eden herkese ayri ayri tesekkur ediyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha bayram gelmeden, -sun -sun kafiyeli, muhabbet dolu tebrigi icin dilek'e; bayramin ilk gunu ilk kutlamayi yapmaya calisan, ama blogspot'un azizligine ugrayan, dolayisiyla guzel dileklerini mecburen ozel olarak ulastiran, ertesi gun bir daha ulastiran arzu karaman'a, ta samsun'dan ailesiyle beraber nesesini buralara bulastiran &lt;em&gt;"dr"&lt;/em&gt; zekiye'ye; bayram fotograflarini daha biz gozumuzu acmadan posta kutumuza gonderen yaman muhabirler babam ve murat'a; sanal evimizin reklamini aile icerisinde duymadik kalmamacasina yapan, &lt;em&gt;en uzun kutlama yapabilen sahis&lt;/em&gt; payesini kimselere kaptirmayan hakan abi'ye; hakan abi'nin arkasindan kafasini uzatip tebriklerini o zor sartlarda bizlere ulastiran naci abi'ye; sevgili halûk'un dogum gunu, dunu ve onceki gununu uc gun uc gece kutlayan tum misafirlere, uzun masamizi boydan boya doldurup bizlere seref veren arkadaslarimiza ve posta kutumuzu senlendiren tum dostlara ayri ayri sukran ve muhabbetle selamlarimizi gonderiyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kirmizi bacali ev sizlerle payidar kalacaktir!..&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110081028863491924?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110081028863491924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110081028863491924&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110081028863491924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110081028863491924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/mutesekkir-ev-sakini.html' title='mutesekkir ev sakini'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110078791177008505</id><published>2004-11-17T11:59:00.000-05:00</published><updated>2004-11-18T09:26:21.236-05:00</updated><title type='text'>lâl...</title><content type='html'>aah yorumcubaslari gene lâlüebkem oldu, ne desem lâf degil...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110078791177008505?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110078791177008505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110078791177008505&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110078791177008505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110078791177008505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/ll.html' title='lâl...'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110064806298630327</id><published>2004-11-16T18:23:00.000-05:00</published><updated>2004-11-17T18:21:53.546-05:00</updated><title type='text'>affedersiniz!</title><content type='html'>hay Allah! bayramda bazilariniz kapiyi calip calip geri donmus... halbuki biz olmasak da anahtar paspasin altindaydi. keske girip, istediginiz odaya yerlesip keyfinize baksaydiniz... bir dahaki sefere davet beklemeyin, e mi? uzatin ayaklarinizi sooyle, ooohh! hazir kendi eviniz gibi davranmisken belki birikmis bulasiklari filan da yikarsiniz mesela...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bayramin son gunu... iste bitti bile... tekrar kutlu ve mutlu olsun hepimize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayri dustugumuz esnada boluk porcuk yazabildigim ve taslak olarak saklayabildigim girisleri tamamliyorum bugun... afiyet olsun, yarasin...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110064806298630327?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110064806298630327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110064806298630327&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110064806298630327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110064806298630327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/affedersiniz.html' title='affedersiniz!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110065126979156677</id><published>2004-11-14T23:11:00.000-05:00</published><updated>2004-11-17T01:13:33.116-05:00</updated><title type='text'>dogum gunu mucevheri...</title><content type='html'>bir varmis bir yokmus... zamanlardan birinde dunyanin guzel mi guzel bir kosesinde evrende esi benzeri olmayan bir mucevher hoplarken ziplarken kendini bir deli kizin cebinde buluvermis. tabii deli kizin, sifati geregi mucevherattan filan hic haberi yokmus... zaten dunyada tek oldugundan bu emsalsiz tasin kiymetini ancak degme sarraflar anlayabilirmis. o yalnizca kalbinin ve gozunun kapasitesi kadariyla gordugu guzellikten haberdar olabilmis. yine de bu, gonulleri baglayan nahif ama kuvvetli kopru icin yetermis, artarmis... gel zaman git zaman mucevher ile deli kiz aralarindan su sizmayan iki yaren olmuslar. az gitmisler uz gitmisler, dere tepe duz gitmisler. bir de arkalarina bakmislar ki, ne arpasi, tam on bir yillik yol almislar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her nimeti yerinde ve zamaninda yaratan Mevlâ'm, on birinci yilin on birinci ayindan itibaren bir daha hic ayrilmamalari ve hatta bir yastikta kocamalari icin emsalsiz mucevher ile deli kizin gonullerine bunca yillik sarsilmaz dostluklarinin nihai kerametini dusuruvermis... iste tam o anda bir mucize olmus ve dunyada esi benzeri olmayan mucevher, her hucresi ayri bir &lt;em&gt;mini mucevher&lt;/em&gt;den olusan yakisikli bir prense donusmus!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlar ermis muradina, sizler cikin kerevetineee...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;asklari &lt;em&gt;yuce ask&lt;/em&gt;a vesile olur insallah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi ki dogdun halûk'um!&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110065126979156677?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110065126979156677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110065126979156677&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110065126979156677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110065126979156677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/dogum-gunu-mucevheri.html' title='dogum gunu mucevheri...'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110066510587076581</id><published>2004-11-14T20:53:00.000-05:00</published><updated>2004-11-17T01:00:19.566-05:00</updated><title type='text'>kirmizi bacali ev bayram mesaji</title><content type='html'>mubarek ramazan bayrami'nin hepimize saglik, huzur ve yeni anlayislar, hayirlar, idrak vesileleri getirmesini, hayirli dualarimizin kabulunu ve gonullerin hep bir olmasini diliyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buyrun bu da kanli canli &lt;a href="http://www.engr.uconn.edu/~haluk/bayrammesaji.MPG"&gt;mesaj&lt;/a&gt;...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110066510587076581?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110066510587076581/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110066510587076581&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110066510587076581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110066510587076581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/kirmizi-bacali-ev-bayram-mesaji.html' title='kirmizi bacali ev bayram mesaji'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110065465227969384</id><published>2004-11-14T19:35:00.000-05:00</published><updated>2004-11-17T00:52:37.970-05:00</updated><title type='text'>ramazan bayrami ruznamesi</title><content type='html'>cuma ve arife gunu etrafi bembeyaz yapan karin meydana getirdigi saskinlik nobetleri disinda, sabahtan aksama kadar kosturmakla gecti. bayramin birinci gunu, kendi evlerimizde alistigimiz kalabalik kahvalti adetini taklit mahiyetinde, uconn'daki bazi turk ogrenci arkadaslari ve troy'dan ayni zamanda benim memleketli olan bir baska arkadasimizi cagirdik.. sagolsunlar, kirmadilar bizi... bir uzun masayi doldurduk... maalesef telase icinde korktugumuz basimiza geldi ve masadakileri silip supurmeden once arkadaslarla beraber bir iki fotograf cekmeyi unuttuk... silip supurdukten sonra da bu durum degismedi, aklimiz ancak herkes evlerine dagildiktan sonra basimiza tesrif edebildi. e gecti tabii...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sofranin yenebilir sakinlerini bir bir saymaktansa, bence hepsine bedel olan tek bir kalemi ifade etmekten onur duyuyorum: biz anneannemin kurabiyesinden yaptik!!! ve dahi yedik, pek guzel olmustu... ellerimize saglik!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konuyla dogrudan alakasi olmamakla birlikte, bu kurabiyenin ehemmiyetinden de yeri gelmisken bahsedeyim musadenizle. ben bu kurabiyeyi pek ama pek cok severdim. annem her turlu pasta, borek, corek konusunun uzmanlik alaninda at kosturup, iki nal ustunde gidebildigi halde, bu kurabiyeyi ille de anneannem yapmaliydi. e baskasininki o lezzette olmuyordu. ne yapalimdi? anneannecigim de nur icinde yatsin, bizi hic kurabiyesiz birakmazdi. hatta bir keresinde, ingiltere'ye giderken orada ozlerim diye yanima vermek uzere pisirmis, hava alanina yetistirememis. amma ve lakin pratik kadindi vesselam. hemen onlari bir guzel kutuya yerlestirip, hem de salyangozlarin piri ptt araciligiyla pesimden ta ingiltere'ye kadar gondermisti. postacinin elinde ustunde adim yazili bir kutu gormenin saskinligi, kutuyu actigimdaki saskinligimin yaninda takdir edersiniz ki sonuk kalmisti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efendime soyleyeyim, sofra muhabbetimiz samata girgir icinde mutluluk nidalariyla sona erdikten sonra, bu civarda oturan arkadaslar oraya buraya dagildi... biz de usenmeyip troy'dan buraya kadar gelmis olan oya ile basbasa kaldik... aksama kadar hasret giderdikten sonra onu da new york'a kuzeninin yanina ugurladik ve bayramin birinci gununu boylece ifa etmis olduk... (yapma, etme: dur!)*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;* elmak laboratuvarinda cereyan eden bir vakadan alinti; bulmaca cozen bir vatandas uc harfli yapma, etme sorusunun karsiligi olarak "dur" yazmis, camiayi yerle yeksan etmistir. "ifa" gecince tutamadim kendimi yine...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110065465227969384?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110065465227969384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110065465227969384&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110065465227969384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110065465227969384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/ramazan-bayrami-ruznamesi.html' title='ramazan bayrami ruznamesi'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110028717911722273</id><published>2004-11-12T14:18:00.000-05:00</published><updated>2004-11-22T23:50:05.550-05:00</updated><title type='text'>karla karisik yagmur???</title><content type='html'>halk arasinda sulu kar?? 12 kasim??? nas'si yani?!?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF1261.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF1261.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#663300;"&gt;&lt;em&gt;daha yaprak dokumu bitmeden kar yaginca boyle oluyor iste: karli hazan&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110028717911722273?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110028717911722273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110028717911722273&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110028717911722273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110028717911722273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/karla-karisik-yagmur.html' title='karla karisik yagmur???'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110023596153956228</id><published>2004-11-11T23:22:00.000-05:00</published><updated>2004-11-13T02:21:38.843-05:00</updated><title type='text'>...digidik digidik whoaa! san antonio, tx</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/1024/DSCF0852.jpg"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/DSCF0852.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saat 11:22...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;otuz ekim cumartesi gunu ucaga zor bela yetistikten sonra, once new jersey'deki hava alani newark'a, daha sonra da san antonio'ya vasil olduk. hava alanindan sonra ilk gordugumuz sey sehrin kulesi (tower of americas), ikinci gordugumuz sey ise otelin girisi oldu. yorulmus ve acikmistik, texas'ta saat bizim yasadigimiz yere gore bir saat geriden geliyordu, bir de batida oldugu icin hava daha gec bir saatte kararinca bizim iftar bayagi bir otelenmis oldu. otele yerlestikten hemen sonra alt kattaki ustunde thai food yazan kapidan iceri attik kendimizi, tabii burada muhim olan kelime &lt;em&gt;thai&lt;/em&gt; degil &lt;em&gt;food&lt;/em&gt; idi. bu otelin tayland mutfagi sunan lokantasiyidi. genel olarak yediklerimiz cin yemegine benzemekle beraber, yemekler tuhaf bir sekilde tatliydi. neyse ki bir iki lokmadan sonra ismarladiklarimiz hosumuza gitmeye basladi. cok sukur yedik, ictik ve kosarak uyuduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;otuz bir ekim pazar sabahi sehri dolasmak niyetindeydik tabanvayla, lakin biraz gec toparladik kendimizi. yola cikmadan once meydana gelen ve artik klasik hale gelen kosturmayla karisik macera (karla karisik yagmur gibi) silsilesinin de etkisiyle pencesine takildigimiz yorgunlugu uykuyla bertaraf etmeye calistik biraz. bu seyahat esnasinda suna iyice kani oldum; insan yemek yemeyecegini bilince gezip gormeye cok daha iyi konsantre oluyor. kafada yemek olmasi belli donemlerde (sabah, oglen, aksam, bir de arada cay kahve icmeliyiz guduleri) insanin beyninde onemli bir yeri kullanilmaz hale getiriyor cunku. kahvalti soz ve dusunce konusu olmayinca, kalkar kalkmaz attik kendimizi san antonio sokaklarina... yukarida ilk dikkatimizi ceken seylerden birinin otelin girisi oldugunu soylemistim. gorur gormez hosumuza gitti bu tarz. meksikavari bir hava vardi her yerde, palmiyeler, cesitli figurlerle suslenmis rengarenk duvarlar... sivali duvar gorduk ilk defa bu memlekette! bu sehirde bulundugumuz surece kendimizi hep farkli bir ulkedeymis gibi hissettik. sokakta dolasan tipler de hep esmer, kisa boylu, ince biyikli &lt;em&gt;mexican-american&lt;/em&gt;lardi. hatta etraftaki insanlar ingilizce konusunca donup bakiyordum ilk zamanlar ben, aa bunlar bizim anladigimiz dilden konusuyor diye... mexican-american konusunda da aciklama yapmak isterim. amerikalilar hep ordan burdan toplama insanlar ya hani. insanlara vatandaslik ve bir millete ait olma hissi verebilmek icin bir sure bunu yok saymaya calismislar. american diye bir irk turetmisler kendilerine gore. gel zaman git zaman bu &lt;em&gt;amerikali vatandas&lt;/em&gt; tabirinin yaninda kiyilan kizilderililer, alinan satilan zenciler, savas edip durulan meksikalilarin da ayni topraklarda yasadigi, bunlarin da bildigimiz insan oldugu fark edilivermis. ondan sonrasini biliyorsunuz; kizilderili haklari ve ozerkligi, zenci isyanlari, malcolm x, martin luther king filan derken bu topraklarda yasayanlarin kolay kolay tek ve ayni isimle adlandirilamayacagini anlamislar. simdi insanlar kendilerine soruldugu zaman irklarinin (hem de goguslerini gere gere) african american (zenci), mexican american, latin american ve saire ve saire oldugunu iddia edip, mutlu oluyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;san antonio anlatirken amerikan halkinin analizine kaptirdik, satirlar ve zaman uctu yine... pazar gunku gezi icin arkasi yarin deyip cekiliyorum oyleyse. zaten kanada gezisini de gun gun anlatmistik, bu da oyle olsun...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110023596153956228?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110023596153956228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110023596153956228&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110023596153956228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110023596153956228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/digidik-digidik-whoaa-san-antonio-tx.html' title='...digidik digidik whoaa! san antonio, tx'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110023366370403307</id><published>2004-11-11T23:11:00.000-05:00</published><updated>2004-11-18T09:17:49.036-05:00</updated><title type='text'>11.11-11:11</title><content type='html'>bugun on birinci ayin on biri ve saat tam tamina on biri on bir geciyor... saati ozellikle denk getirmeye calismadim, yani yazmadan once izlemedim dakikalari aslinda ama kucuk bir hile yaptim sayilir. yazmak icin oturdugumda saat 11:08 idi, uc dakikacik bekledim sadece... hile sayilmaz artik o kadari da herhalde. mutlu olsun bol birli gununuz diyecegim ama, sizinki coktan bitti bile, hatta bizimkinin bitmesine de dakikalar kaldi... bugun bundan sonrakilerin en mutlusu olsun diyorum oyleyse... eskilerin soyleyegeldigi ve bir kismi bizim de agzimiza dolasan muthis sozler var... eskiden &lt;em&gt;anne sozleri&lt;/em&gt; olarak gordugumuz laflar bunlar. ama artik yas geregi midir nedir, kullanmakta beis gormemeye basladik bazilarini. hatta ustunde dusunup, ne feylesofca laf etmisler yahu, diyor insan elinde olmadan. bunlardan biri de &lt;em&gt;"Allah bugunlerimizi aratmasin"&lt;/em&gt; ozlu sozudur bence... oylesine duymaya ve kullanmaya alistigimiz ama cok manali uc kelimeli cumlelerden biri. bugun, bundan sonraki mutlu gunlerinin tabani olsun demenin daha artistik olani yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu aksam iftarda enteresan bir menumuz vardi. daha dogrusu ana yemek enteresandi. hayattaki her bir detayi oldugu gibi bunu da aciklamayi cok isterdim amma ve lakin halûk'a soz verdim. kendisi yazacakmis. yarin yazinca okursunuz. bu konuyla en cok hakan abi'nin ilgilenecegini dusunuyorum, zira bir bursa klasigidir kendisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;not: yanlis anlamalarin cabucak kendine mahal bulmasi uzerine aciklama: burada bursa klasigi ile isaret ettigimiz, bahis konusu olan ana yemektir, verdigimiz rahatsizliktan dolayi ozur dileriz...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110023366370403307?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110023366370403307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110023366370403307&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110023366370403307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110023366370403307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/1111-1111.html' title='11.11-11:11'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110016220959117183</id><published>2004-11-10T23:59:00.000-05:00</published><updated>2004-11-11T23:28:40.476-05:00</updated><title type='text'>gezi notlari nerede?</title><content type='html'>texas gezisini yazmaya bugun de baslayamadim, insallah yarin... zaman nasil geciyor anlayamiyorum hic. sabah kalktigimda gun icin egri bugru de olsa bir planim oluyor ama, daha egrinin ilk kivrimindayken aksam oluyor, nasil oluyor, nasil oluyor?? biliyorum, hep su saatleri geri alma heveslerinden... sevmiyorum bu kis saati uygulamasini zorla mi? ben yaz saatiyle yasamak istiyorumm!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son bir rica... buyukbabam bir 10 kasim gununde vefat etmisti, Allah rahmet eylesin... bugun hep onu hatirladim ve burada da anmak istedim. onun ve hepimizin olmuslerinin ruhuna birer fatiha okusak hep beraber, olur mu?&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110016220959117183?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110016220959117183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110016220959117183&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110016220959117183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110016220959117183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/gezi-notlari-nerede.html' title='gezi notlari nerede?'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110016142641788706</id><published>2004-11-10T23:31:00.000-05:00</published><updated>2005-02-22T13:35:48.006-05:00</updated><title type='text'>silin borcunu!</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.denizfeneri.org" target="_blank"&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #660000 2px solid; BORDER-TOP: #660000 2px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #660000 2px solid; BORDER-BOTTOM: #660000 2px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/5/1941/400/cocuklar.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bayrama bugunle birlikte dort gun kaldi... bayramliklarinizi aldiniz mi? cocukken ne buyuk merasimdi bayramlik almak veya diktirmek, bayrama kadar heyecanla beklemek, sabah kalkar kalkmaz mis gibi, tertemiz, yepyeni bayramligi buyuk bir hevesle giyip esas aktiviteye hazirlanmak. bayramliktan cok daha buyuk onem tasiyan "esas aktivite" ise el opup bayram harcligi toplamakti... bence hala daha da oyle. buyuklerin verdigi bayram harcligini kac yasinda olursam olayim henuz reddetmisligim yoktur, sanirim hayatimin sonuna kadar olmayacak da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boyle dusunurken aklima bunlari degil yasamaya, hayal etmeye dahi gucu yetmeyen kucukler geldi ister istemez. "bayrami boyle sozlerle sulandirip, duygu somurusu yapmak pek banal oldu artik" gibi bir kani olustugunu seziyorum sanki insanlar arasinda ve boyle bir noktaya nasil gelebildigimizi anlayamiyorum bir turlu... bayram dedigin cocuklar ve diger zamanlarda yuzu gulmeyen insanlar icin degil mi temelde? bayram gunu yeni giyecek, guzel yiyecek, seker, pasta, baklavaya kolaylikla ulasanlar, sair zamanda da sahip degiller mi bunlara zaten? ne olur sanki bayram gunu digerlerini hatirlasak veya birileri hatirlatsa? bayram mutlu gun, onlar mutsuz, ben bunlarin ikisini bir araya getirmeyi sevmiyorum, gibi bir mantik olsa gerek herhalde bu... halbuki bayramligi olmayan bir cocugu elinden tutup giydirmenin tadi dunyadaki hangi tatlida olabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iste, herseyi sulandirma ve duygu somurusu yapma pahasina diyorum ki; hadi bir cocuk bulup giydirelim hala az da olsa vakit varken. gozlerindeki piriltinin yillarca aklimizdan cikmayacagini biliyorum. eger yoksa etrafta bildigimiz boyle bir minik, benim bildigim en verimli ve guvenli calisan vakif &lt;a href="http://www.denizfeneri.org"&gt;deniz feneri&lt;/a&gt;. yerlerine giderek, bankaya ugrayarak, telefonla, internet vasitasiyla... niyet eden herkese uyacak yontemleri var... bize yalnizca secmek kaliyor. adreslerini bir kez daha yaziyorum: &lt;a href="http://www.denizfeneri.org" target="_blank"&gt;www.denizfeneri.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de cok eskilerde kalmis bir gelenegimizi kesfettim gecenlerde, onu paylasmak istiyorum sizinle. beni boyle dusuncelere sevkeden faktorlerden en onemlilerinden biri belki bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;buyuk buyuk dedelerin hatirlayabilecegi bir gelenek varmis ramazan ayinda. hali vakti yerinde olanlar kilik kiyafet degistirerek hic tanimadiklari mintikalara gidip, bakkalin manavin tenha zamanlarini secerek sorarlarmis: "zimem defteriniz var mi" diye. zimem defteri, o esnaftan veresiye mal alan mahalle sakinlerine ait hesap defterine denirmis... esnaf bu defteri cikarinca, gelen soyle dermis: "lutfen bastan, sondan ve ortadan su kadar sayfanin yekûnunu yapiniz." esnaf bu kadar sayfanin yekûnunu yapar, soyler; gelen de kesesini cikarir, onu oder: "silin borclarini, Allah kabul etsin" der, ceker gidermis. borcu odenen, borcunu odeyenin kim oldugunu; borcu sildiren, kimi borctan kurtardigini bilmezmis.&lt;/blockquote&gt;turkiye gazetesi'ndeki bir yazar anlatmis; tolga uslubas... kimbilir, belki kucuk kucuk torunlarimiz hatirlamakla kalmayip, gelenek takip etme modasina kapilirlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110016142641788706?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110016142641788706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110016142641788706&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110016142641788706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110016142641788706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/silin-borcunu.html' title='silin borcunu!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-110005163087002819</id><published>2004-11-09T20:21:00.000-05:00</published><updated>2004-11-09T22:00:21.020-05:00</updated><title type='text'>kadir gecesi</title><content type='html'>nihayet mekanimiza donduk... insan gezmekten ne kadar zevk alsa, yine de en cok evini seviyor, her neresi olursa olsun... dondugumuzde bir de baktik ki, ramazan ayi misafirligini tamamlamak uzere, bir ayagini kapidan disari atmis, neredeyse gidiyor... huzunlendik birden.. cok ani oldu... anlayamadik ki nasil gecti zaman, doyamadik yine her sene oldugu gibi. tam &lt;em&gt;otuz gunden cok olsaydi&lt;/em&gt; diyecekken, &lt;em&gt;en iyiyi bilen neylediyse guzel eylemistir&lt;/em&gt;, hatirladik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gece, her sene mubarek ramazan'la vedalasma vaktini haber veren gece... bir yandan &lt;em&gt;sure bitti, toparlayin&lt;/em&gt; derken, bir yandan da teselli armagani gibi kadir gecesi. insanin omru kisacik, halbuki yapilacak ne cok is var. aldigimiz her nefes icin sukretmek lazimken, nefesle birlikte her an verilen sonsuz sayidaki lutfu ayni anda idrak etmek fiziksel olarak mumkun mu? hem nefes alacaksin; hem isini gucunu yapacaksin; hem dostlarin, sevdiklerinle ilgileneceksin; hem dikkat edeceksin kendine, mesela saga sola bakacaksin karsiya gecerken... tum bunlari yaparken bileceksin, bir vidasi bile sekteye ugrasa mukemmel yaratilmis mekanizmanin, zaman dolacak!.. peki nasil olacak bu sukur meselesi, yasadigin her anin muhasebesi ne zaman yapilacak? aldigin her nefes, yedigin her lokma, dostun gozu icinden sana akan her muhabbet zerresi ne zaman, nerede, hangi firsatta baristiracak seni kendinle, herkesle ve Yaradan ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gece tam da bunun icin iste... boyle gecelerde zaman mefhumu bizim bildigimiz akrep yelkovan hesabina tabi degil zira. icinde oyle anlar sakli ki, o bir an tum bir omrun hepsine bedel belki... o anda agizdan cikan "elhamdulillah", muhtemel ki omur boyu gece gunduz tefekkur ve tesekkur edise denk... kadir gecesi boyle hikmetlere kadir bir gece... ve &lt;em&gt;haber verilmeseydi kadri layikiyle bilinmezdi&lt;/em&gt;, inceligiyle kiymeti bildirilmis bir gece... ve yegane kitabimizin indirilmeye basladigi gece... ve daha bilemedigimiz nice sebepten dolayi &lt;em&gt;"bin aydan hayirli" &lt;/em&gt;oldugu aciklanan gece...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buradaki insanlarin yilbasina dogru yaptiklari bir liste var. liste tek bir kalemden de olussa, bunu hic degilse hazirlarken ciddiye aliyorlar ve basina da "new year's resolution" diyorlar. gelecek yil icerisinde yapmaya veya degistirmeye karar verdikleri hususlardan olusuyor bu liste. karar verdikleri demek biraz hafif gorundu gozume; sanirim azmettikleri desem abartmis olmam. bu listeyi hazirlamak demek, geride biraktigin yili, hatta yetiskin olarak yasadigin tum hayatini gozden gecirip, muhasebesini yapmak demek... bunu periyodik olarak yapip, alinan kararlara sadik kalmak nelere kadir olabilir bir insan hayatinda dusunsenize... eminim bu liste hazirlama isi, ulkemizde de artik yaygin olan kisisel gelisim kurslarinda tonlarca para karsiliginda rutin bir aktivite olarak yapiliyordur. iste bunun recetesi yillar, yillar once bize hem de zaman ve sekli de belirtilerek verilmis... ne muthis nimet... vakitten ziyade bilginin para ettigini (degerini) kesfeden bilgi cagi insani icin ne kiymetli bir bilgi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzattim farkindayim ama, ahmed sahin isimli bir vatandasin ifade ettigi bir iki cumle var beni dusunduren ve konuyu baglamaya calistigim yerlere baglayan; onu da yazayim, cekiliyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"bu gecede alışageldiğimiz ibadetlerden, dualardan, belli merasimlerden sonra şöyle bir köşeye çekilerek, hayatımızın bir muhasebesini yapmalı ve kendi nefsimize demeliyiz ki: Bugüne gelinceye kadar yaşadığım hayatım tam hedefini bulmuş, gayesine ermiş mi? Yaratılış gayesine uygun şekilde bir hayat yaşamış mıyım? Yoksa yer yer yanlışlar yapmış, sürçmelere maruz kalmış, bu yüzden zaman zaman vicdan azabı çekmiş, üzüntüler duymuş muyum? Şayet böyle yanlışlar yapmışsam bundan sonra bu gibi sürçmelere bir daha düşmemeli, bir daha bu gibi yanlışları tekrar etmemeliyim. Hem öylesine tekrar etmeme azim ve kararında olmalıyım ki, bin ay yaşasam dahi bu türlü yanlışlara bir daha yaklaşmaz duruma gelmeliyim."&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;kadir gecemiz mubarek olsun sevgili ailem ve dostlarim... Allah her mubarek ani maksimum duzeyde idrak edenlerden eylesin hepimizi. aman dualarinizdan bizi eksik etmeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Cümle âlem mesrur olur&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Hep günahlar mağfur olur&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Cümle yer gök pürnur olur&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Mübarek Kadir gecesi&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-110005163087002819?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/110005163087002819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=110005163087002819&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110005163087002819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/110005163087002819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/kadir-gecesi.html' title='kadir gecesi'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-109984513221198023</id><published>2004-11-07T11:18:00.000-05:00</published><updated>2004-11-08T00:17:34.106-05:00</updated><title type='text'>su teknolojinin gozunu seveyim...</title><content type='html'>&lt;em&gt;houston (kilcik) bush hava alani&lt;/em&gt;'nda aktarma yapacagimiz ucagi beklerken, &lt;em&gt;president's club&lt;/em&gt;'dan arakladigimiz kablosuz internet baglantisi sayesinde size &lt;em&gt;"howdy y'all"&lt;/em&gt; demek istiyorum. biz geliyoruuz! kismetse aksam dortte evdeyiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah Allah, tam su anda cnn'de turkiye'yi ve bir yanda oruc tutan, bir yanda da bira icen insanlari gosterdiler. karsimizdaki televizyonda birdenbire cikan turk bayragi'ni gorunce sasirdik. uskudar'i da gorduk, mutlu olduk simdi. istanbul'a mi goturecekler bizi nedir? soyle bir bakinalim, ortalikta ucak kacirma potansiyelinde kimse var mi...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-109984513221198023?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/109984513221198023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=109984513221198023&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/109984513221198023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/109984513221198023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/su-teknolojinin-gozunu-seveyim.html' title='su teknolojinin gozunu seveyim...'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-109954800983597496</id><published>2004-11-04T01:55:00.000-05:00</published><updated>2004-11-04T01:00:09.836-05:00</updated><title type='text'>yoo-hoo! (huu huu!)</title><content type='html'>geciyordum, ugradim... ne var ne yok, bir bakayim dedim. ben size eve goz kulak olun demedim mi? alip goturseler, kimsenin ruhu duymayacak... nasil misafirsiniz yahuu, cık cık cık??&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-109954800983597496?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/109954800983597496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=109954800983597496&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/109954800983597496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/109954800983597496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/11/yoo-hoo-huu-huu.html' title='yoo-hoo! (huu huu!)'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-109914822046238201</id><published>2004-10-30T10:55:00.000-04:00</published><updated>2004-10-30T10:57:00.463-04:00</updated><title type='text'>yee-haw!!</title><content type='html'>birazdan texas'a dogru yola cikiyoruz!! digidik digidik digidik digidik..................&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-109914822046238201?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/109914822046238201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=109914822046238201&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/109914822046238201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/109914822046238201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/10/yee-haw.html' title='yee-haw!!'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8586767.post-109909103297578143</id><published>2004-10-29T18:48:00.000-04:00</published><updated>2004-10-30T10:49:25.936-04:00</updated><title type='text'>bir haftalik ara</title><content type='html'>yarin kismetse yolculuk var. halûk bir konferansa katilacak, ben de pesine takilip, gittigi her yerde onu takip etmeye dair vermis oldugum sozu tutacagim. soz verirken siz de oradaydiniz, biliyorsunuz... olmek var, donmek yok... &lt;em&gt;mecburen&lt;/em&gt; gidiyorum yani... ne aci, ne fedakarlik gezmek zorunda kalmak, aah ah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu durumda evimizden bir hafta boyunca uzak olacagiz ve &lt;em&gt;kirmizi bacali ev&lt;/em&gt; sizler sayesinde payidar olacak... olmali... istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugun yine mavi kuslarin pesinde kostum. bu sefer bir de yavru mavi kus vardi. ama yavru kusa uc adimlik mesafede bulundugumu, gozum digerlerinin ustunde oldugu icin farkedememisim maalesef.. anladigimda artik cok gecti. zaten benim kamuflaj olarak kullandigim dallarin arasina saklanmisti, goruntulemek pek mumkun degildi. ama cok yakindan gormus oldum boylece... Allah'in yarattigi binlerce guzellikten benim gorduklerim arasinda siralamaya girmeyi haketti dememle yetinmek zorundasiniz, uzgunum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrilmadan evvel cumhuriyet bayraminizi kutlar, buyuklerimin ellerinden kucuklerimin gozlerinden, bi de herkesin yanaklarindan operim. bu esnada ben de mumkun oldugu nispette -ecek, -acak halletmeye calisacagim, bakalim.. aylarin en guzellerinden olan kasim ayinda gorusmek uzeree...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8586767-109909103297578143?l=kirmizibacaliev.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/feeds/109909103297578143/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8586767&amp;postID=109909103297578143&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/109909103297578143'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8586767/posts/default/109909103297578143'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kirmizibacaliev.blogspot.com/2004/10/bir-haftalik-ara.html' title='bir haftalik ara'/><author><name>hbg</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
